Adem günah işlediği için cennetten kovulmuştu. Gregor ise eve para getiremediği için. Gregor’un değerini belirleyen tek şey eve para getirmesi idi çünkü. Gregor’u (Samsa) umursayan yoktu aslında. Böcekten farksızdı Gregor. Para getiremeyince böcek gibi ezmişlerdi onu. Gregor falan yoktu artık ortalarda.
İnsanlar o kadar uzun süre çaresiz ve aç bırakılmışlardı ki kendilerini bir makine parçası gibi satmayı tek kurtuluş yolu olarak görüyorlardı. Düşman insan ruhunu tankla, topla değil bir kravatla ve iş sözleşmesi ile ele geçiriyordu. İnsanı kendi sömürüsüne sevinçle koşacak kadar çaresiz bırakmak kötü bir aklın ürünüdür. (Jack London-Yol)
Zeus’a göre Prometheus haindir. Onu mitolojideki en ağır cezalardan birine çarptırır. Kafkas dağlarında onu zincirler. Bir kartal tarafından Prometheus'un ciğeri her gün parçalanır. Prometheus’un çektiği bu işkence sonsuza dek sürecektir. Peki niçin ciğer? Bu tesadüfi bir organ seçimi değildir. Antik Yunanlılar ve Romalılar bütün duyguların; öfkenin, hırsın, heyecanın, tutkunun merkezinin bu organ olduğuna inanırdı. Zeus kartala Prometheus’un ciğerini parçalatarak aslında onun temel hırslarını, duygularını hedef almıştır. Bir haine verilecek en büyük ceza onun elinden motivasyon kaynağını, tutkularını almaktır.
İnsanı insan yapan ve hatta sadece insanlarda olduğu zannedilen pek çok özelliğin ilk nüvelerinin hayvanlarda çok daha eski dönemlerde var olduğunu artık bilmekteyiz. İnsanı insan yapan ne zekası, ne alet kullanması, ne konuşması, ne de bilincinin olmasıdır. Bunlar en ilkel versiyonları ile hayvanlarda da bulunan özellikler. İnsanı benzersiz kılan tek özellik insanın kültürel evrimidir. (Charles Darwin-İnsanın Türeyişi)
Kamu, aktif olarak tartışan, fikir üreten, ifade eden bireylerden oluşurken kitle daha çok medyanın sunduklarını pasifçe tüketen, birbirinden kopuk, atomize olmuş bireylerden meydana gelir. Kitle iletişim araçları yani radyo ve tv gibi araçlar okurun basılı metinle kurduğu o mesafeli eleştirel ilişkiyi azaltır. Eleştirel tartışma ortamı yaratmak yerine bireyleri izleyici ya da tüketici konumuna indirger. Pek çok ülkede kamu gibi görünen aslında içi boş kitlelerden ibarettir. (Jürgen Habermas- Meşruiyet krizi)
Nietzsche’ye göre armağan vermek sadaka vermek gibidir. Çünkü kişi kendisinde olanın ötekinde olmadığını bilir ve o armağanı vererek bunu onun yüzüne vurur. (Bende var sende yok muhabbeti) Böylece sahte bir üstünlük duygusu da yaratmış olur. Bir şeyi karşılıksız olarak kabul etmek de, onun hakimiyetini koşulsuz kabul etmek demektir. -İlginç bir bakış açısı-
Çocuklarla felsefe çocuğu yetişkin düşüncesine yaklaştırma çabası değil, yetişkinin çocuğun düşünce dünyasına saygıyla yaklaşmayı öğrenmesini gerektiren bir karşılaşma alanıdır.
Toplum olmakla topluluklar bileşkesi olmak arasında fark vardır. Bazı ülkeler hiçbir zaman toplum olmadı.
Adem günah işlediği için cennetten kovulmuştu. Gregor ise eve para getiremediği için. Gregor’un değerini belirleyen tek şey eve para getirmesi idi çünkü. Gregor’u (Samsa) umursayan yoktu aslında. Böcekten farksızdı Gregor. Para getiremeyince böcek gibi ezmişlerdi onu. Gregor falan yoktu artık ortalarda.
İnsanlar o kadar uzun süre çaresiz ve aç bırakılmışlardı ki kendilerini bir makine parçası gibi satmayı tek kurtuluş yolu olarak görüyorlardı. Düşman insan ruhunu tankla, topla değil bir kravatla ve iş sözleşmesi ile ele geçiriyordu. İnsanı kendi sömürüsüne sevinçle koşacak kadar çaresiz bırakmak kötü bir aklın ürünüdür. (Jack London-Yol)
Zeus’a göre Prometheus haindir. Onu mitolojideki en ağır cezalardan birine çarptırır. Kafkas dağlarında onu zincirler. Bir kartal tarafından Prometheus'un ciğeri her gün parçalanır. Prometheus’un çektiği bu işkence sonsuza dek sürecektir. Peki niçin ciğer? Bu tesadüfi bir organ seçimi değildir. Antik Yunanlılar ve Romalılar bütün duyguların; öfkenin, hırsın, heyecanın, tutkunun merkezinin bu organ olduğuna inanırdı. Zeus kartala Prometheus’un ciğerini parçalatarak aslında onun temel hırslarını, duygularını hedef almıştır. Bir haine verilecek en büyük ceza onun elinden motivasyon kaynağını, tutkularını almaktır.
İnsanı insan yapan ve hatta sadece insanlarda olduğu zannedilen pek çok özelliğin ilk nüvelerinin hayvanlarda çok daha eski dönemlerde var olduğunu artık bilmekteyiz. İnsanı insan yapan ne zekası, ne alet kullanması, ne konuşması, ne de bilincinin olmasıdır. Bunlar en ilkel versiyonları ile hayvanlarda da bulunan özellikler. İnsanı benzersiz kılan tek özellik insanın kültürel evrimidir. (Charles Darwin-İnsanın Türeyişi)
Kamu, aktif olarak tartışan, fikir üreten, ifade eden bireylerden oluşurken kitle daha çok medyanın sunduklarını pasifçe tüketen, birbirinden kopuk, atomize olmuş bireylerden meydana gelir. Kitle iletişim araçları yani radyo ve tv gibi araçlar okurun basılı metinle kurduğu o mesafeli eleştirel ilişkiyi azaltır. Eleştirel tartışma ortamı yaratmak yerine bireyleri izleyici ya da tüketici konumuna indirger. Pek çok ülkede kamu gibi görünen aslında içi boş kitlelerden ibarettir. (Jürgen Habermas- Meşruiyet krizi)
Yer altında yaşamak bilinçli olmaktır. Bilinçli olmaksa mutsuz olmaktır. Bilinçsiz, sorgusuz mutluluğa razı gelmeyeceğim. (Fyodor Dostoyevski-Yeraltından notlar)
Nietzsche’ye göre armağan vermek sadaka vermek gibidir. Çünkü kişi kendisinde olanın ötekinde olmadığını bilir ve o armağanı vererek bunu onun yüzüne vurur. (Bende var sende yok muhabbeti) Böylece sahte bir üstünlük duygusu da yaratmış olur. Bir şeyi karşılıksız olarak kabul etmek de, onun hakimiyetini koşulsuz kabul etmek demektir. -İlginç bir bakış açısı-
Ortadoğu toplumları güzel üzülür ama sonunda bir şeye dönüşmezler. (Amin Maalouf-Çivisi Çıkmış Dünya)
Çocuklarla felsefe çocuğu yetişkin düşüncesine yaklaştırma çabası değil, yetişkinin çocuğun düşünce dünyasına saygıyla yaklaşmayı öğrenmesini gerektiren bir karşılaşma alanıdır.