Hava puslu, rüzgar öpücüklerini dokundurup kaçıyor, Verandada, iki kupa salep yapıp gelmişsin, "Tarçın!" diyorsun. Kuşlar sessiz, dünya usulca uyuyor, Gözlerimizde güneşin son izleri, Ve öyle işte.
Farid Farjad’ın Golha müziği, derinliğin içinde huzur barındıran bir eserdir.
Golha’nın hüznüyle harmanlanan tınılar, belki de yalnızlıkla barışmanın, kayıplarla yüzleşmenin bir yolunu arar. Bir anlamda, şarkı dilinden suskunlukla konuşur, ama aynı zamanda bir arayış, bir kurtuluş çağrısı yapar.
Zaman, bakmayı bilenler için hep manzaralar sunar. Hayat, bir film gibidir ve en güzel sahneleri gözlerimizle gördüğümüz o anlarda gizlidir!
Zarafet, yalnızca dış görünüşte değil; hayata bakış açısındaki sade ve derin güzellikte saklıdır. Bir çocuğun neşeyle yükselen kahkahasında, bir çiçeğin yapraklarında titreşen o ince mucizede, eski bir köprüden geçerken duyulan o derin ve huzurlu sessizlikte… Hayat, fark edilmeyi bekleyen ayrıntılarda saklıdır ve her biri bir tablonun incelikle boyanmış detayları gibidir.
Asla başkalarının ışıklarına bakıp kendi yıldızlarını küçümseme. Senin yolunu yalnızca senin ışığın aydınlatabilir!
Ve... Her titreşim bir yankıdır evrende, Bir nota gibi, rüzgarın dokunuşunda gizlidir hikâye. Sözler, bir ezginin ritmiyle akar kalpten; Birleşir hayallerin ve anıların melodisinde.
Zaman, bir metronom gibi işler, Her anın ritmi, yaşamın senfonisinde bir vurgu. Ve bizler, o büyük orkestranın sessiz izleyicileri, Gözlerimiz yıldızların ışığında, kalplerimiz en güzel şarkıya ayarlı. Öyle İşte.!
Şükran, insanın hayatı içinde büyüyen ve ruhunu besleyen en sessiz dualardan biridir. Hızla akan zamanın içinde bir an durup, sahip olduklarına dönüp bakmaktır şükran. Gözle görünmeyen bir çatı gibi insanın ruhunu korur; her damlası, hayatın karmaşasında kaybolmaya yüz tutmuş güzellikleri hatırlatır.
Bir bardak çayın sıcaklığında, sabahları öten bir kuşun cıvıltısında, bir dostun içten gülüşünde… Şükran her yerde, her şeydedir. Hayatın hediyelerini görmek ve bunu dile getirmek, iç huzurunun en büyük anahtarlarından biridir. O yüzden, bugün yalnızca içinden geçtiğimiz değil, arkada bıraktığımız yollar için de şükretmeli. Çünkü her adım, şu anki varlığımıza bir iz bırakmıştır.
Şükran, insanın kalbine nakşedilmiş bir sanattır. Onu hissetmek, yaşamı bir ressam gibi renklendirmek demektir. Şükrederek, bu anın değerini bilip geleceğe daha güçlü bir sevgiyle bakabiliriz. Unutmayalım: Şükran, mutluluğun şifrelerini barındıran bir fısıltıdır.
Her gün, fark etsek de etmesek de, bizi gülümseten, umut veren ya da derin bir nefes aldıran anlarla dolu. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanmak, kuşların şarkısını duymak, sevdiğimiz birinin sesiyle ısınmak… Bunlar, hayatın sunduğu armağanlar.
Belki bugün, bu küçük ama anlamlı mucizelere biraz daha dikkatle bakarız. Belki bir fincan çayın sıcağında, bir kitabın içinde, ya da bir dostun gülüşünde huzuru buluruz. Çünkü mutluluk, genelde büyük şeylerde değil, o küçük detayların farkında olmaktadır.
Bugün, hayata yeniden teşekkür etme günü olsun ?? ??
Hayat, Yaradan’ın bizim için hazırladığı öyle bir yolculuk ki içinde çeşit çeşit duygu, olay ve deneyim var. Sevinçler kadar sınavlar, üzüntüler kadar başarılar... Pes etmeyi de öğreniyoruz, bırakmayı da... Ama bir şey hep baki kalıyor: Yaşam yolculuğuna serpiştirilmiş güzelliklerin farkında olmak ve onlara şükretmek.
Burada, bu anın içinde olmayı seviyorum. İçimi sızlatan hatıralar ve gözlerimin gördüğü her türlü acıya rağmen... Yine de seviyorum pencere pervazına oturup gökyüzünü izlemeyi. Başımın üzerinden süzülen kuşların kanatlarında, bana taşınan bir nevi huzur var. Martılar dans ederken, ellerimde bir kupa sıcak içeceğin tarçın kokusuyla mest oluyorum. Gökyüzü şovunu sunarken, ruhumun derinliklerinde hissettiğim o sakin mutluluk, tarifsiz.
Bu dünyanın içine serpiştirdiğin her şey için şükürler olsun Allah’ım. Tarçın kokusundan kuşların gölgesine, gökyüzünün mavisinden içtiğimiz çayın sıcaklığına... Her biri birer hediye. Ama en çok da sevdiklerimiz bir hediye. Ve işte o yokluklarına denk geldiğimizde kalplerimiz burkuluyor. Hüznümüzü, yalnızlığımızı Senin verdiğin sevgiyle teselli et. Zira sevgi de Senin armağanın. Kalplerimiz Seninle sakinleşsin, Seninle şükretsin.
Yaşam yolculuğumuzun havuzuna atılmış her bir damla su, bizi biz yapıyor. Tarçın kokusuyla sarılmış bir fincan çay gibi sıcacık bir hayat diliyorum herkes için. Sevgiyle dolu, hüzünleriyle bile kıymetli...
Hava puslu, rüzgar öpücüklerini dokundurup kaçıyor,
Verandada, iki kupa salep yapıp gelmişsin, "Tarçın!" diyorsun.
Kuşlar sessiz, dünya usulca uyuyor,
Gözlerimizde güneşin son izleri,
Ve öyle işte.
Huri Çalışkan
"Naftalinli sandıkları sevmem, o yüzden geleceğe geçmişi koymaya ne gerek ola ki? Zaten değerli olsa, naftalinli sandıklara ihtiyaç mı vardır?"
~ Huri Çalışkan
Farid Farjad’ın Golha müziği, derinliğin içinde huzur barındıran bir eserdir.
Golha’nın hüznüyle harmanlanan tınılar, belki de yalnızlıkla barışmanın, kayıplarla yüzleşmenin bir yolunu arar. Bir anlamda, şarkı dilinden suskunlukla konuşur, ama aynı zamanda bir arayış, bir kurtuluş çağrısı yapar.
Huri Ç.
“Çok insan vardı, uçmayı beceremedikleri için kanat kırmayı başaran… Ama bilmiyorlardı ki, 'kanatsız da uçulabilir'!”
~Huri Çalışkan
Zaman, bakmayı bilenler için hep manzaralar sunar. Hayat, bir film gibidir ve en güzel sahneleri gözlerimizle gördüğümüz o anlarda gizlidir!
Zarafet, yalnızca dış görünüşte değil; hayata bakış açısındaki sade ve derin güzellikte saklıdır. Bir çocuğun neşeyle yükselen kahkahasında, bir çiçeğin yapraklarında titreşen o ince mucizede, eski bir köprüden geçerken duyulan o derin ve huzurlu sessizlikte… Hayat, fark edilmeyi bekleyen ayrıntılarda saklıdır ve her biri bir tablonun incelikle boyanmış detayları gibidir.
Asla başkalarının ışıklarına bakıp kendi yıldızlarını küçümseme. Senin yolunu yalnızca senin ışığın aydınlatabilir!
~Huri Çalışkan
Ve...
Her titreşim bir yankıdır evrende,
Bir nota gibi, rüzgarın dokunuşunda gizlidir hikâye.
Sözler, bir ezginin ritmiyle akar kalpten;
Birleşir hayallerin ve anıların melodisinde.
Zaman, bir metronom gibi işler,
Her anın ritmi, yaşamın senfonisinde bir vurgu.
Ve bizler, o büyük orkestranın sessiz izleyicileri,
Gözlerimiz yıldızların ışığında, kalplerimiz en güzel şarkıya ayarlı.
Öyle İşte.!
Şükran: Sessiz Bir Dua
Şükran, insanın hayatı içinde büyüyen ve ruhunu besleyen en sessiz dualardan biridir. Hızla akan zamanın içinde bir an durup, sahip olduklarına dönüp bakmaktır şükran. Gözle görünmeyen bir çatı gibi insanın ruhunu korur; her damlası, hayatın karmaşasında kaybolmaya yüz tutmuş güzellikleri hatırlatır.
Bir bardak çayın sıcaklığında, sabahları öten bir kuşun cıvıltısında, bir dostun içten gülüşünde… Şükran her yerde, her şeydedir. Hayatın hediyelerini görmek ve bunu dile getirmek, iç huzurunun en büyük anahtarlarından biridir. O yüzden, bugün yalnızca içinden geçtiğimiz değil, arkada bıraktığımız yollar için de şükretmeli. Çünkü her adım, şu anki varlığımıza bir iz bırakmıştır.
Şükran, insanın kalbine nakşedilmiş bir sanattır. Onu hissetmek, yaşamı bir ressam gibi renklendirmek demektir. Şükrederek, bu anın değerini bilip geleceğe daha güçlü bir sevgiyle bakabiliriz. Unutmayalım: Şükran, mutluluğun şifrelerini barındıran bir fısıltıdır.
Ahhh sevgilim saçların dağınık memleketim gibi.!
Her gün, fark etsek de etmesek de, bizi gülümseten, umut veren ya da derin bir nefes aldıran anlarla dolu. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanmak, kuşların şarkısını duymak, sevdiğimiz birinin sesiyle ısınmak… Bunlar, hayatın sunduğu armağanlar.
Belki bugün, bu küçük ama anlamlı mucizelere biraz daha dikkatle bakarız. Belki bir fincan çayın sıcağında, bir kitabın içinde, ya da bir dostun gülüşünde huzuru buluruz. Çünkü mutluluk, genelde büyük şeylerde değil, o küçük detayların farkında olmaktadır.
Bugün, hayata yeniden teşekkür etme günü olsun ?? ??
Tarçın Kokulu Muhabbetler
Hayat, Yaradan’ın bizim için hazırladığı öyle bir yolculuk ki içinde çeşit çeşit duygu, olay ve deneyim var. Sevinçler kadar sınavlar, üzüntüler kadar başarılar... Pes etmeyi de öğreniyoruz, bırakmayı da... Ama bir şey hep baki kalıyor: Yaşam yolculuğuna serpiştirilmiş güzelliklerin farkında olmak ve onlara şükretmek.
Burada, bu anın içinde olmayı seviyorum. İçimi sızlatan hatıralar ve gözlerimin gördüğü her türlü acıya rağmen... Yine de seviyorum pencere pervazına oturup gökyüzünü izlemeyi. Başımın üzerinden süzülen kuşların kanatlarında, bana taşınan bir nevi huzur var. Martılar dans ederken, ellerimde bir kupa sıcak içeceğin tarçın kokusuyla mest oluyorum. Gökyüzü şovunu sunarken, ruhumun derinliklerinde hissettiğim o sakin mutluluk, tarifsiz.
Bu dünyanın içine serpiştirdiğin her şey için şükürler olsun Allah’ım. Tarçın kokusundan kuşların gölgesine, gökyüzünün mavisinden içtiğimiz çayın sıcaklığına... Her biri birer hediye. Ama en çok da sevdiklerimiz bir hediye. Ve işte o yokluklarına denk geldiğimizde kalplerimiz burkuluyor. Hüznümüzü, yalnızlığımızı Senin verdiğin sevgiyle teselli et. Zira sevgi de Senin armağanın. Kalplerimiz Seninle sakinleşsin, Seninle şükretsin.
Yaşam yolculuğumuzun havuzuna atılmış her bir damla su, bizi biz yapıyor. Tarçın kokusuyla sarılmış bir fincan çay gibi sıcacık bir hayat diliyorum herkes için. Sevgiyle dolu, hüzünleriyle bile kıymetli...