İlber Ortaylı’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Kendisi ilmiyle, fikirleriyle ve derin bilgisiyle toplumumuza ışık tutmuş, saygın ve değerli bir bilim insanıydı. Hayatı boyunca tarih konuşan, bilgi konuşan ve düşünceyi yücelten bir isim olarak hafızalarda kalacaktır. Allah’tan kendisine rahmet diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Sevdiğim insanların bu dünyadaki ömürlerinin son bulmasının üzgünlüğü içindeyim. Değerli büyüğümüz İlber Ortaylı vefat etmiş. Allah'ın rahmeti zerine olsun.
Ehli iman bir insan Allaha yaklastikca imtihan edilir. En buyuk imtihani peygamberler vermistir. Imtihandan gecen bir cok insan otomatikmen sadece akilla olaylara yaklasir. Akla mudahale edebilen seytana maruz kalir, setan vesvese verir. Karamsarlik fisildar. Insan bunalima girer. Dengeyi kaybeder. Hasta olur ya da intihar eder. Allah muhafaza. Oysa mumin hem akliyla hem kalbiyle dusunen insandir. Akil ve kalp catistiginda, ilahi ilhamin alicisi kalbini dinler. Ve sirazeyi kaybetmez. Guc alir. Sabir eder. Insan hem akliyla hem, kalbiyle bakmali, kalbiyle gormeli, kalbiyle analiz etmeli, Sadece Akliyla bakan insanlar sadece simdiki zamandaki sebep sonuclari toplar cikarir. Sebeplerin yaraticisini unutur. Zorluktan darliktan gecen simdiki anini seytanin da vesvesesini kendi akli sanip negatif sonuc uzerine negatif sonuc cikartir. Dehsete kapilir. Umidini yitirir. Umidini yitiren insan yasama dugusunu da kaybeder. Gelecegi de goremedigi icin, ici kararir. Umitsizlige duser. Ya hasta olur. Yataklara duser. Ya da daha kotusu intihar eder. Oysa bir mumin icin bu dunyada yasadigi her an kardir. Bir gun fazla yasamak bir gun eksik yasamaktan cok cok daha degerlidir. Cunku bir rekat namaz fazla kilar. Hele yaslaninca, yasliligin zorluklari kefaretlere donusur.
"Muhakkak ki Ben, İslam yolunda saçını ağartan kadın ve erkek kulumdan (ona azap etmekten/sorgulamaktan) haya ederim." Buyurur hadiste. Ayrica 50 yasini gecenin hesabi kolaylasir. 90 yasini gecenlerin gecmis ve gelecek gunahlarinin bagislandigini mujdeler hadisler. Ayrica sabretmek, yasamaya devam etmek hem derdi kefarete donderir, hem bunalima girip kendi canina kiyanin aksine amel defterini acik birakir, amel defteri dolmaya devam eder. Olunce amel defteri kapaniyor zira.
O yuzden dert ve zor zamanlar Allaha giden bir asansordur aslinda. Ama bu asonsorun islamin bes sartindan, ve kuran okumaktan, tovbe istigfar etmekten, Allahi bol ca zikretmekten, dua etmekten, selatu selam getirmekten olusan bir asansor. Olaylari sadece akliyla degil kalbiylede irdeleyen ehli iman, once her turlu aksakliga sikintiya ragmen var olmanin ve yuce yaraticiyi tanimaya museref olmanin ne buyuk bir nimet oldugunu bilir. gecmiste rabbinin o bir hic iken verdiklerini hatirlar. En buyuk imtihanlara peygamberlerin tabi tutuldugunu bilir. Zorluklara sabri rabbine yaklasmakta bir mirac asansoru kabul eder. O sikintilarin rabbinin kendi icin tayin ettigi yarinlara ulasmak icin bir arinma, rabbine yaklasmada bir asonsor oldugunu bilir. Ve mucadele etmeyi, umidini Kaybetmemeyi kendine telkin eder. Yanliz akil ile degil ayni zamanda Kalb ile dusunen, kalp ile bakan, kalp ile goren, analiz eden insan seytanin vesvesesinden de siyrilir. Sadece Akil ile dusunen insan seytanin karamsar vesveselerini kendi akli sanip bunalima girerken, ayni zamanda kalp ile bakan insan, kalbe dusen ilahi ilhamlara kulak vererek seytanin vesveselerine ehemmiyet vermez. seytani saf disi birakir. Aklin yaninda Kalp ile gorme yetenegini kazanmanin ve kalp gozunu gelistirmenin en iyi yollarindan biri de Allahin verdigi nimetleri sık sık hatirlatmak. Ornegin: koca bir yok olabilirdim. Allah beni var kildi. Hayvan olabilirken, insan kildi. Gayri muslim olabilirken muslim kildi. Sakat olabilirken saglikli kildi. Egitimsiz olabilirken egitimli kildi, ve daha da detaylandirmak daha da guzel olur. mesela evini verdi. Kardeslerini verdi. Anne baba verdi. Verdi, gormek verdi. Bu aksamki yemegini verdi... Kuranda en az yedi ayette Allahin uzerinizdeki nimetlerini anin, diye gecer. Allahin nimetlerini anmak, insanlari sıkınti ve imtihan anlarinda bunalima girmekten korur. Cunku insan, gecmisten guc alir. Ana sabreder. Gelecegi kazanir. Cunku gecmiste veren rabbim, gelecekte de verecektir der. Herseyi bilen rabbim, hic bir seyi hikmetsiz yapmayan rabbim elbet benim icin daha iyisini Murad ediyor diye dusunur. Hem sıkıntiya dayanma gucu alir. Hem de panik olmaz. Gayret eder. Dua eder. rabbinin lutfunu ve ihsani kendine ceker.
Fâtır Suresi, 3. Ayet: "Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah’tan başka, size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı mı var? O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olup da döndürülüyorsunuz?"
Hayat ic ice dairlerden olusmustur. Ayni gezegen ve uydulari, gunes sistemi ve gezegenleri, galaksiker ve yildizlari gibi daireler halinde hareket eder. Insan hayati da, baba ve anne gezegenin etrafinda donen cocuk undular, yerel yonetim yildizinin etrafinda donen gezegen aileler, ulke galaksisinnin etrafinda donen diger yerel yonetim yildizlar... Bir insan ilk ve en onemli sorumlulugu kendinin sorumluluklari, cunku dunya kendi etrafinda da doner. Insanin kendi sorumlulugu ve yaraticisina olan sorumluluklari birincil sorumlulluklardir. Yemek yemesi, sagligina dikkat etmesi, emrolumdugu kulluk ve reislik vazifelerini yerine getiemesi onun en birincil vazifesidir. Sigara icen, icki icen, kumar oynayan, yaraticisina karsi namaz, oruc gibi en birincil gorevlerini yerine getirmeyen bir insan, kalkip dunya capinda ya da ulke capinda olaylar hakkinda atip tutmasinin hic bir ehemmiyeti olmaz. Cunku bu insan aksakligin kendinden basladigini gormuyor. Dunya dusunun kendi etrafinda donmeyi durdurmus sistemi aksatiyor farkinda degil, birincil sorumlu oldugu uydulara sorun cikartiyor farkinda degil baska yildiz takimindaki duzensizlikten dem vuruyor. Yada baska gezegen sistemindeki uyumsuzluktan bahsediyor. Insanin kendi etrafinda dondugu bir dairesi var. Ve bir de uydularinin onun etrafinda, hanim yani ogul evlat gibi dar dairede ki sorumluluklarin yaninda, Jupiter gezegeninin butun uydulari ile gunesinin etrafinda butun ciddiyet ve samimiyet ile donmesi, gibi insanin da kendisi gunesleri ve kendisini butun sistemi yaratan rabbinin emirleri etrafinda butun uydulari olan evladi iyali ile donmesidir birincil vazifesi. Allah bizleri kendi vazifemizin, kendi dairemizin, haddimizin suuruna erdirsin. Gerisi hikaye
*** LAİK SOSYAL ve BİLİMSEL BAKIŞ *** --AŞK, tüm psikiyatrik hastalıklara ait karakteri bünyesinde barındıran duygu ve şehvetin coşkunluk halidir? --AŞK, depresif ve tedavisi olmayan ruhsal bir hastalık türüdür. Aşık olan kişi ve ailelerde huzursuzluk, geçimsizlik, umutsuzluk ve karamsarlık eylemleri hiç eksik olmaz. Akabinde topluma eylemsizlik, statik ve negatif enerji yayarlar? . --Hz. Adem, Havva'ya aşık oldu Cennetten kovuldu? --Kabil aşık oldu Beşer aleminin ilk katili oldu? --Hz İbrahim Sare Hatuna aşık oldu, Genç Hatun için Hz. İsmail'in anası Hacer'i evden kovdu? Çöllerde yaşarken Zemzem suyunu buldular? --Züleyha aşık oldu, tahtından kovuldu? Yusuf aşık oldu, özgürlüğünden oldu? --Yine aşk ve kıskançlık yüzünden, CEMEL katliamında.10 bin den fazla masum insan vahşice katledildi.. Ölende müslümandı, öldürende müslümandı? --Mecnun aşık oldu akılını kaybetti. Leyla aşık oldu sürgünden-sürgüne gitti? --Kerem ile Aslı aşk ateşiyle yanıp kül oldular? --Ferhat contayı yaktı, gitti külüng-kürekle dağları deldi: Ehh Şirin ne yaptı, vah-vah ağıtlarını yakmaya devam etti? --Zorba Yavuz Sultan Selim aşık oldu, 50 binden fazla masum Alevi canlara kıydı? --Feodal sisteminin hakim olduğu dönemlerde bütün dere beyleri, soylu senyörler nice gencecik sabi kızları kuma alıp ve nice kadınları üç talak saçmalığıyla boşayıp dım-dızlak sokağa atmışlardır? --Nice Tarikat Papazları, üfürükçü müritleri aşk-sevda saçmalığıyla sübyan Kızları nikâhsız zevce olarak almış ve onlarca çocuğuna üvey ana yapmışlardır???
--Eğer ki, Ulusal bir devleti zayıflatmak, bölmek ve ayrıştırmak isterseniz? 1-Tekelci moda ve Film sektörünü Memleket sathına pis bir virüs gibi yayacaksınız? 2-Mezhepleri yüzlerce fraksiyona böleceksiniz? 3-Terör ve anarşi olaylarını alevlendireceksiniz? Onlara el altından maddi destek yapacaksınız? 4-Memleketin dört bir yanından irtica faaliyetlerine ivme kazandıracaksınız? Muskacılık, falcılık ve üfürükçülüğü meslek haline getireceksiniz? 5-Batı menşeyli müzik sektörünü Ülke genelinde bir rüzgâr gibi estireceksiniz? 6-Toplumu, özellikle genç nesili Bilim ve felsefeden uzak tutacaksınız? Bunun akabinde içki-kumar ve eğlence sektörünü renga-renk ve oldukça şatafatlı bir şekilde bir şekilde gençliğe sunacaksınız? 7-Özellikle köy kırsallarında Okulları kapatıp ve gençliği fabrika dişlerine palet yapacaksınız? 8- Okulları kapattıkça kadınları açacaksınız? 9-Bu arada irtica çarkını ha bire gresleyeceksiniz? Kürsülerden mütemadiyen orta çağ karanlığını genç beyinlere yerleştireceksiniz? Özellikle Mütedeyyin kesimi Farz-ı ayin, Farz-ı kifaye ve KURAN'dan uzak tutup tamamen hadis, vacip ve sünnet-i seniyyeye yönlendireceksiniz? 10------ARKASI YARIN.... -------------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----------
Kollarımı doluyorum boynuna, son bir sığınak niyetine, Kokunu içime çekiyorum, kalsın diye ömrümün geri kalanına. Sıkıca, kopmamacasına, bir ölümü bekler gibi, Ve sonra... Bırakıyorum o en ağır yükü, o en eski kalbi Ve Elveda….
Yanından geçerim ama durmam artık, Sana bakarım ama seni görmem. Sesin rüzgara karışsa, kulaklarımı mühürlerim, Ben artık bu yangına, bir damla bile su vermem.
***** BU GÜN 8 MART KADINLAR GÜNÜ ***** --Sabahleyin Facebook sayfalarını gezindim, özelikle Laik-sosyal kesim Kadınlar günü münasebetiyle bazı mesaj ve yorumlar da bulunmuşlar (!) --Ben de bir ŞİİRLE kutlamayın düşündüm? Ancak hangi KADINLARIN gününü kutlayacağımı bilemedim? --Huzur evlerinde sahipsiz-kimsesiz ve adeta gün sayan Kadınların mı? Yoksa gelin ve evlatları tarafında hor görülmüş ve sokaklara atılmış emekçi Anaların mı? Berdel-kuma-muta ve üç-talak saçmalığına maruz kalmış kadınların mı? Asgari ücrete mahküm edilmiş ve yetmemiş patronu tarafından tacize uğramış ve ölümle tehtidiyle susturulmuş kadınların mı? Semt pazarların da, akşamı bekleyip, tezgah atıklarını utanarak toplayan kadınların mı, gününü mü kutlayalım? Yoksa Hasta, öksüz, özürlü , çaresiz ve bir ekmek nafakası için dilencilik yapmak zorunda kalan kadınların mı? Evinde mutfak mesarifine katkı sağlamak için sosyete kogoşlarına çamaşır ve temizliğe giden kadınların mı? Mendebur-zorba-ceberrüt-despot mahlukların şiddetine maruz kalmış kadınların mı gününü kutlayalım? --Diğer taraftan, ömür baharını eğitim ve öğretimi için harcayan ne inanç ve heveslerle diplomasını alıp, TORPİLİ olmadığı için işe giremeyen kadınların mı gününü kutlayalım? Yoksa yatlarda-katlarda, saray ve köşklerde yaşayan ve bir kahvaltı için Parislere giden yüksek sosyetenin gününü mü kutlayalım? YOK-YOK Biz en iyisi mi, sanatçı kimliği altında sahnelerde orasını-burasını açıp ta, garip-gurebanın ve cahil-cühelanın parasın soğüşleyen boyalı hatunların GÜNÜNÜ kutlayalım... VESSELAM ---------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----------
Gözyaşın inci olur, dökülür sabır nakışına, Dünya hayran kalır o dimdik, o asil bakışına. Bugün değil, her nefeste hakkın ödenmez senin; Sen yaşamın ta kendisi, sen ruhusun evrenin
BESERI ASKIN EDEBIYATI Gozumun ufkunda sütten OZNESIN, Duydukca ritmini sarsan o sessin. Bir mutlu YUKLEMLE bitsin bu keder, Sen ki her halinle bir zebercetsin .
Gizlendim isminde bir ZAMIR gibi, Gömüldüm sırrına bir esir gibi. Seninle her menzil bir tek TUMLECTIR, Akan zamanımin tek nehir gibi.
Hayat bir TIYATRO kurulan bu sahne, Seninle oynanan oyun şahane. En derin SOYLEVDIR gülüşun bana, Omrumden ömrüne ususen hane
BAGLACLAR koptu bak, bitti seferler, Vuslatın önünde sustu HECELER Sığmaz bu HIKAYE, sığmaz bu ROMAN, Seninle aydınlık olunca geceler.
Yıkıldı DENEME, devrildi bu fani, Aşkın EDATSIZDIR, sonsuz ve gani... Sen en tatli SIIR ey güzel gerçek, Ruhumda yankılan ebedi, vari
ILAHI AŞKIN EDEBİYATI Varlığı mutlak olan O gizli OZNE Baktim her zerrede o derin izne. Kün emri bir YUKLEM biter bu alem, Muhtacız her an O kudretl dizine.
Kâinat mülkünde O'dur tek SIFAT Yerde ve göklerde sonsuz bir, kat kat. Vuslatı bağlayan en kutlu BAGLAC O'ndan gelir ancak her türlü necat.
Görünmez bir ZAMIR her şeyde aşikâr, Bir "ol" demesi ki ebedi bir kâr. Onsuz bu dunyanin olmasi mahal Zaman bir TUMLECTIR kapısında zar
Kurulan bu dünya dar bir TIYATRO, İnsan bir deneme, bu tozlu kadro. O en büyük SOYLEV her dilde paye Susmaz bu HIKAYE bu kutlu koro.
O öyle bir ROMAN sonu gelmeyen, O öyle bir HECE dile gelmeyen. En ulu SIIRDIR O'nun yazdığı, O'dur bu mısrada asla ölmeyen.
Azad ettim seni bu gece kalbimden... Ne bir sitem bıraktım ardımda, ne bir sızı, Sadece o kanlı ayın altında yorgun bir gölge. Prangalarını kırdım hatıraların birer birer, Hükmün bitti, boşaldı o Efsunlu bölge.
***** KATİL AMARİKA ***** Olmuşsun Chan'ın başına bela Orta Doğudan çekil Amerika Gün gelir sana da okunur sela Depremler altında yıkıl Amerka. . Her zülüm de vardır ayak izlerin Haçlıya dayanır, kanlı gizlerin Allahtan utanmaz arsız yüzlerin Dilerim mahşer de yakıl Amerka..
Kitabın palavra, amelin yalan İslam Alemini eyledin talan Bütün orta doğu mahfoldu ulan Meydanı boş buldun katil Amerka. . Irak-Suriye'yi yakıp yıktınız Hastane-Camiye bomba attınız Bunca masum insan kanı döktünüz Tank-tüfenk altında ezil Amerka. . İslam-i soy kırım yürek dağlıyor İran da genç-yaşlı-sabi ağlıyor Medeniyet çöktü, nefret çağlıyor Hak-hakikat bilmez rezil Amerka. . Kul Vezirin, Arşa varsın nidası Dünyaya yayılsın, sesi-sedası Küffarın olur mu vicdan yasası Cehennem harında süzül Amerka... --------VEZİR PEHLEVAN--------- . Kardaş, bu nasıl Savaştır, bu nasıl zaman İslam alemi zulm içinde eyliyor aman...
Yalnız bırakıldığım o gecelerde , kendimle tanıştım ben; Meğer ne kadar kalabalıkmışım, ne kadar da dev bir orman. Sen beni yokluğunla terbiye etmeye çalışırken, Ben yokluğunun içinde yeşerdim, oldum koca bir vatan.
Yeni bir gün merhaba, ama eksik bir şeyler, Güneş sızıyor odaya, sanki izinsiz bir misafir. Bakıyorum aynadaki yüzüme, biraz daha eksilmişim, Çizgilerimde senin yokluğunun o gri gölgesi var. Yeni bir gün başlıyor, sokaklar yine kalabalık, Ama benim başkentimde, bugün sadece sükût ve hüzün var.
***** EYY ADEM OĞLU ***** Mahlukat Evrildi, değişti zaman Memleket-i sardı bir kara duman Şimdi ki nesile kalmadı güman Dünya'dan bihaber gelmiş gidiyor. . Cehalet çağladı mürşid-i yendi Köylüyü felç etti, Mağribin fendi Çiftçisi perişan, Emekli yandı Hazanı gelmeden solmuş gidiyor. . Ehtibar görüyor sahte Alimler Kodese konuldu Mürşit Kâmil'ler Ahlaka ket vurdu, dizi filimler Topluma yuları vurmuş gidiyor. . Beyinler uyuşmuş, duymuyor acı Ne baba tanıyor, ne kardeş bacı Gelin de şatafat, damat'ta sancı Her kes bir hayala dalmış gidiyor. . Der Vezir, Arifler sözümü anlar Milletin sırtından yapıldı hanlar Salavat-tekbirle yakıldı canlar Azrail dizgini salmış gidiyor... -----OZAN ÇAKIROĞLU----
Iranin % 80 caferi. Imami caferi sadik imami azamin hocasi. Ehlibeytten, ve tabiin. Yani sahabeyi gorenlerden en onemli alimlerden. Hal boyle iken sunnilerin amerikaya ve yahudiye karsi savasinda, iranin yaninda olmamasi, iranin degil aslinda sunnilerin ne kadar haktan, hakkaniyetten uzaklastiklarini gosterir. Gazzede iran onde. Cephede iran once. Tamam anladik, iranin ve siirlerin icinde cok yahudi crypto molla var ama. Normal halk masum. Onalrin oldurulmesine nasil goz yumuluyor. Bunlar hep kurandan ve hadisten kopuk yasandigi icin... insan gunluk okudugu kuran ve hadisi hayatina gecirse, toplum otomatikmen duzelir. Komsusu acken tok yatmaz. Tanimadigi insanlara iyilik yapar. Hergun sukur hamd eder. ALLAHIN nimetleri lutuflari artar, bereketlenir. Insanlarin hepsi vahyin rengiyle renklenir. Toplum kurtulur. Kadin kurtulur. Cocuk kurtulur. Dunya kurtulur. Hayvanlar kurtulur....
Efendimiz, s.a.v ebedi aleme goctukten sonra, yuce mevlamizin kullarini kuran ve hadisle basbasa birakacaginimi saniyorsunuz. Tabiki de hayir Peygamberlere hikmet vahiy yoluyla verilir. Duz insanlara ilham yoluyla hikmet verilir. Peygamberimizin sozleri ve getirdigi kuran vahiydir. Himmettir. Ve hukum ifade eder. bizleri baglar. Ama biz duz insanlara lhamla gelen hikmet bir hukum degildir. Latife dir. Kesiftir... Peygamber ecelliydi. Gorevini icra etti ve gitti. Ama yuce yaratici ezel ve ebettir. Kulunu bir an bile bos ve yanliz birakmaz." insana bilmedigini ogretti. " ayetinde dikkat edilirse duz insana diyor. Dolayisiyla isan gunluk, kurana hadis ve sunnete, ibadetu iteata, duaya, tevbe istigfara, hamd ve sukure, zikir ve tesbihe, salavata, tefekkure, devam eden bir insan kesfe ve ilhama mazhar olur. Zaten nefis mertebelerinden biri de nefsi mulhime degil mi?
Nefs-i Mülhime, tasavvufta nefsin yedi mertebesinin üçüncüsüdür. Kelime anlamı olarak "ilham alan nefs" demektir. Bu mertebenin temel özellikleri şunlardır: İlham Kapısı: Kul, Allah’tan gelen ilhamlara ve keşiflere açık hale gelir. Neyin hayır, neyin şer olduğunu kalbi bir sezişle ayırt etmeye başlar. Ayetle Bağlantısı: Adını Şems Suresi 8. ayetten alır: "Ona (nefse) iyilik ve kötülüklerini ilham edene andolsun." İyiliğe Yöneliş: Nefs-i Emmâre (kötülüğü emreden) ve Levvâme (pişmanlık duyan) aşamalarından sonra, artık iyiliğin ve ibadetin tadının alınmaya başlandığı bir seviyedir.
O yuzden kurani ve hadisi anlamaya calismak, bizim hayatimizda yemek icmek gibi zaruri bir ihtiyactir.
İlber Ortaylı’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Kendisi ilmiyle, fikirleriyle ve derin bilgisiyle toplumumuza ışık tutmuş, saygın ve değerli bir bilim insanıydı. Hayatı boyunca tarih konuşan, bilgi konuşan ve düşünceyi yücelten bir isim olarak hafızalarda kalacaktır. Allah’tan kendisine rahmet diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Sevdiğim insanların bu dünyadaki ömürlerinin son bulmasının üzgünlüğü içindeyim.
Değerli büyüğümüz İlber Ortaylı vefat etmiş. Allah'ın rahmeti zerine olsun.
?si=MkCyWtiN8OloX2lK
*** LAİK SOSYAL BAKIŞ ***
Bu Dünya bakidir, insanlar fani
Ebcet okumakla, olunmaz kâni
Gel kardaş Evreni Kuran'dan tanı
Batıla inanma, harda kalırsın.
.
Hurafe peşinde kendini yorma
Ceberrüt zalimin safında durma
Haşhaşi sulbüne adresi sorma
Kervanın dağılır yolda kalırsın.
.
Avrupa selinde coşup çağlama
Tarikat çarkına umut bağlama
Menfaat uğruna, yürek dağlama
Mahşeri divanda korda kalırsın.
.
Gönül aynasını pasa bulama
Haçlı bahçesini boşa sulama
Zalime eğilip, etek yalama
Gün gelir ahu-zarda kalırsın.
.
Hakikat yolunda gezmeyi öğren
İlim deryasında, yüzmeyi öğren
Müşkülü bilimle, çözmeyi öğren
Rehbersiz yol alma zorda kalırsın.
.
Der Vezir, elbet bu devran durulur
Hakkın mizanın da, divan kurulur
Taksirli amelden, hesap sorulur
Omurgan bükülür yerde kalırsın.
Kim bilir o zaman nerde kalırsın...
--------VEZİR PEHLEVAN---------
Anlayana Sivrisinek Saz, anlamayana benim sözlerim az...
Ahmed Arif demiş ki;
"Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız,
Umutlarını yok ettiniz ,
Bahçeleriniz bahar görmesin.."
Ve Neşet Ertaş eklemiş;
"İncinmiş olanın ahı, nereye gitse bulur sahibini."
Ehli iman bir insan Allaha yaklastikca imtihan edilir. En buyuk imtihani peygamberler vermistir. Imtihandan gecen bir cok insan otomatikmen sadece akilla olaylara yaklasir. Akla mudahale edebilen seytana maruz kalir, setan vesvese verir. Karamsarlik fisildar. Insan bunalima girer. Dengeyi kaybeder. Hasta olur ya da intihar eder. Allah muhafaza.
Oysa mumin hem akliyla hem kalbiyle dusunen insandir. Akil ve kalp catistiginda, ilahi ilhamin alicisi kalbini dinler. Ve sirazeyi kaybetmez. Guc alir. Sabir eder.
Insan hem akliyla hem, kalbiyle bakmali, kalbiyle gormeli, kalbiyle analiz etmeli,
Sadece Akliyla bakan insanlar sadece simdiki zamandaki sebep sonuclari toplar cikarir. Sebeplerin yaraticisini unutur. Zorluktan darliktan gecen simdiki anini seytanin da vesvesesini kendi akli sanip negatif sonuc uzerine negatif sonuc cikartir. Dehsete kapilir. Umidini yitirir. Umidini yitiren insan yasama dugusunu da kaybeder. Gelecegi de goremedigi icin, ici kararir. Umitsizlige duser. Ya hasta olur. Yataklara duser. Ya da daha kotusu intihar eder.
Oysa bir mumin icin bu dunyada yasadigi her an kardir. Bir gun fazla yasamak bir gun eksik yasamaktan cok cok daha degerlidir. Cunku bir rekat namaz fazla kilar. Hele yaslaninca, yasliligin zorluklari kefaretlere donusur.
"Muhakkak ki Ben, İslam yolunda saçını ağartan kadın ve erkek kulumdan (ona azap etmekten/sorgulamaktan) haya ederim."
Buyurur hadiste. Ayrica 50 yasini gecenin hesabi kolaylasir. 90 yasini gecenlerin gecmis ve gelecek gunahlarinin bagislandigini mujdeler hadisler. Ayrica sabretmek, yasamaya devam etmek hem derdi kefarete donderir, hem bunalima girip kendi canina kiyanin aksine amel defterini acik birakir, amel defteri dolmaya devam eder. Olunce amel defteri kapaniyor zira.
O yuzden dert ve zor zamanlar Allaha giden bir asansordur aslinda. Ama bu asonsorun islamin bes sartindan, ve kuran okumaktan, tovbe istigfar etmekten, Allahi bol ca zikretmekten, dua etmekten, selatu selam getirmekten olusan bir asansor.
Olaylari sadece akliyla degil kalbiylede irdeleyen ehli iman, once her turlu aksakliga sikintiya ragmen var olmanin ve yuce yaraticiyi tanimaya museref olmanin ne buyuk bir nimet oldugunu bilir. gecmiste rabbinin o bir hic iken verdiklerini hatirlar. En buyuk imtihanlara peygamberlerin tabi tutuldugunu bilir. Zorluklara sabri rabbine yaklasmakta bir mirac asansoru kabul eder. O sikintilarin rabbinin kendi icin tayin ettigi yarinlara ulasmak icin bir arinma, rabbine yaklasmada bir asonsor oldugunu bilir. Ve mucadele etmeyi, umidini Kaybetmemeyi kendine telkin eder. Yanliz akil ile degil ayni zamanda Kalb ile dusunen, kalp ile bakan, kalp ile goren, analiz eden insan seytanin vesvesesinden de siyrilir. Sadece Akil ile dusunen insan seytanin karamsar vesveselerini kendi akli sanip bunalima girerken, ayni zamanda kalp ile bakan insan, kalbe dusen ilahi ilhamlara kulak vererek seytanin vesveselerine ehemmiyet vermez. seytani saf disi birakir.
Aklin yaninda Kalp ile gorme yetenegini kazanmanin ve kalp gozunu gelistirmenin en iyi yollarindan biri de Allahin verdigi nimetleri sık sık hatirlatmak.
Ornegin: koca bir yok olabilirdim. Allah beni var kildi. Hayvan olabilirken, insan kildi. Gayri muslim olabilirken muslim kildi. Sakat olabilirken saglikli kildi. Egitimsiz olabilirken egitimli kildi, ve daha da detaylandirmak daha da guzel olur. mesela evini verdi. Kardeslerini verdi. Anne baba verdi. Verdi, gormek verdi. Bu aksamki yemegini verdi...
Kuranda en az yedi ayette Allahin uzerinizdeki nimetlerini anin, diye gecer. Allahin nimetlerini anmak, insanlari sıkınti ve imtihan anlarinda bunalima girmekten korur. Cunku insan, gecmisten guc alir. Ana sabreder. Gelecegi kazanir. Cunku gecmiste veren rabbim, gelecekte de verecektir der. Herseyi bilen rabbim, hic bir seyi hikmetsiz yapmayan rabbim elbet benim icin daha iyisini Murad ediyor diye dusunur. Hem sıkıntiya dayanma gucu alir. Hem de panik olmaz. Gayret eder. Dua eder. rabbinin lutfunu ve ihsani kendine ceker.
Fâtır Suresi, 3. Ayet: "Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah’tan başka, size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı mı var? O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olup da döndürülüyorsunuz?"
Hayat ic ice dairlerden olusmustur. Ayni gezegen ve uydulari, gunes sistemi ve gezegenleri, galaksiker ve yildizlari gibi daireler halinde hareket eder.
Insan hayati da, baba ve anne gezegenin etrafinda donen cocuk undular, yerel yonetim yildizinin etrafinda donen gezegen aileler, ulke galaksisinnin etrafinda donen diger yerel yonetim yildizlar...
Bir insan ilk ve en onemli sorumlulugu kendinin sorumluluklari, cunku dunya kendi etrafinda da doner. Insanin kendi sorumlulugu ve yaraticisina olan sorumluluklari birincil sorumlulluklardir. Yemek yemesi, sagligina dikkat etmesi, emrolumdugu kulluk ve reislik vazifelerini yerine getiemesi onun en birincil vazifesidir. Sigara icen, icki icen, kumar oynayan, yaraticisina karsi namaz, oruc gibi en birincil gorevlerini yerine getirmeyen bir insan, kalkip dunya capinda ya da ulke capinda olaylar hakkinda atip tutmasinin hic bir ehemmiyeti olmaz. Cunku bu insan aksakligin kendinden basladigini gormuyor. Dunya dusunun kendi etrafinda donmeyi durdurmus sistemi aksatiyor farkinda degil, birincil sorumlu oldugu uydulara sorun cikartiyor farkinda degil baska yildiz takimindaki duzensizlikten dem vuruyor. Yada baska gezegen sistemindeki uyumsuzluktan bahsediyor. Insanin kendi etrafinda dondugu bir dairesi var. Ve bir de uydularinin onun etrafinda, hanim yani ogul evlat gibi dar dairede ki sorumluluklarin yaninda, Jupiter gezegeninin butun uydulari ile gunesinin etrafinda butun ciddiyet ve samimiyet ile donmesi, gibi insanin da kendisi gunesleri ve kendisini butun sistemi yaratan rabbinin emirleri etrafinda butun uydulari olan evladi iyali ile donmesidir birincil vazifesi. Allah bizleri kendi vazifemizin, kendi dairemizin, haddimizin suuruna erdirsin.
Gerisi hikaye
*** LAİK SOSYAL ve BİLİMSEL BAKIŞ ***
--AŞK, tüm psikiyatrik hastalıklara ait karakteri bünyesinde barındıran duygu ve
şehvetin coşkunluk halidir?
--AŞK, depresif ve tedavisi olmayan ruhsal bir hastalık türüdür. Aşık olan kişi ve
ailelerde huzursuzluk, geçimsizlik, umutsuzluk ve karamsarlık eylemleri hiç eksik
olmaz. Akabinde topluma eylemsizlik, statik ve negatif enerji yayarlar?
.
--Hz. Adem, Havva'ya aşık oldu Cennetten kovuldu?
--Kabil aşık oldu Beşer aleminin ilk katili oldu?
--Hz İbrahim Sare Hatuna aşık oldu, Genç Hatun için Hz. İsmail'in anası Hacer'i
evden kovdu? Çöllerde yaşarken Zemzem suyunu buldular?
--Züleyha aşık oldu, tahtından kovuldu? Yusuf aşık oldu, özgürlüğünden oldu?
--Yine aşk ve kıskançlık yüzünden, CEMEL katliamında.10 bin den fazla masum
insan vahşice katledildi.. Ölende müslümandı, öldürende müslümandı?
--Mecnun aşık oldu akılını kaybetti. Leyla aşık oldu sürgünden-sürgüne gitti?
--Kerem ile Aslı aşk ateşiyle yanıp kül oldular?
--Ferhat contayı yaktı, gitti külüng-kürekle dağları deldi: Ehh Şirin ne yaptı, vah-vah
ağıtlarını yakmaya devam etti?
--Zorba Yavuz Sultan Selim aşık oldu, 50 binden fazla masum Alevi canlara kıydı?
--Feodal sisteminin hakim olduğu dönemlerde bütün dere beyleri, soylu senyörler
nice gencecik sabi kızları kuma alıp ve nice kadınları üç talak saçmalığıyla boşayıp
dım-dızlak sokağa atmışlardır?
--Nice Tarikat Papazları, üfürükçü müritleri aşk-sevda saçmalığıyla sübyan Kızları
nikâhsız zevce olarak almış ve onlarca çocuğuna üvey ana yapmışlardır???
--Eğer ki, Ulusal bir devleti zayıflatmak, bölmek ve ayrıştırmak isterseniz?
1-Tekelci moda ve Film sektörünü Memleket sathına pis bir virüs gibi yayacaksınız?
2-Mezhepleri yüzlerce fraksiyona böleceksiniz?
3-Terör ve anarşi olaylarını alevlendireceksiniz? Onlara el altından maddi destek
yapacaksınız?
4-Memleketin dört bir yanından irtica faaliyetlerine ivme kazandıracaksınız?
Muskacılık, falcılık ve üfürükçülüğü meslek haline getireceksiniz?
5-Batı menşeyli müzik sektörünü Ülke genelinde bir rüzgâr gibi estireceksiniz?
6-Toplumu, özellikle genç nesili Bilim ve felsefeden uzak tutacaksınız? Bunun
akabinde içki-kumar ve eğlence sektörünü renga-renk ve oldukça şatafatlı bir
şekilde bir şekilde gençliğe sunacaksınız?
7-Özellikle köy kırsallarında Okulları kapatıp ve gençliği fabrika dişlerine palet
yapacaksınız?
8- Okulları kapattıkça kadınları açacaksınız?
9-Bu arada irtica çarkını ha bire gresleyeceksiniz? Kürsülerden mütemadiyen
orta çağ karanlığını genç beyinlere yerleştireceksiniz? Özellikle Mütedeyyin
kesimi Farz-ı ayin, Farz-ı kifaye ve KURAN'dan uzak tutup tamamen hadis,
vacip ve sünnet-i seniyyeye yönlendireceksiniz?
10------ARKASI YARIN....
-------------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----------
Kollarımı doluyorum boynuna, son bir sığınak niyetine,
Kokunu içime çekiyorum, kalsın diye ömrümün geri kalanına.
Sıkıca, kopmamacasına, bir ölümü bekler gibi,
Ve sonra... Bırakıyorum o en ağır yükü, o en eski kalbi
Ve Elveda….
Yanından geçerim ama durmam artık,
Sana bakarım ama seni görmem.
Sesin rüzgara karışsa, kulaklarımı mühürlerim,
Ben artık bu yangına, bir damla bile su vermem.
***** BU GÜN 8 MART KADINLAR GÜNÜ *****
--Sabahleyin Facebook sayfalarını gezindim, özelikle Laik-sosyal kesim Kadınlar
günü münasebetiyle bazı mesaj ve yorumlar da bulunmuşlar (!)
--Ben de bir ŞİİRLE kutlamayın düşündüm? Ancak hangi KADINLARIN gününü
kutlayacağımı bilemedim?
--Huzur evlerinde sahipsiz-kimsesiz ve adeta gün sayan Kadınların mı? Yoksa
gelin ve evlatları tarafında hor görülmüş ve sokaklara atılmış emekçi Anaların mı?
Berdel-kuma-muta ve üç-talak saçmalığına maruz kalmış kadınların mı? Asgari
ücrete mahküm edilmiş ve yetmemiş patronu tarafından tacize uğramış ve ölümle
tehtidiyle susturulmuş kadınların mı? Semt pazarların da, akşamı bekleyip, tezgah
atıklarını utanarak toplayan kadınların mı, gününü mü kutlayalım?
Yoksa Hasta, öksüz, özürlü , çaresiz ve bir ekmek nafakası için dilencilik yapmak zorunda
kalan kadınların mı? Evinde mutfak mesarifine katkı sağlamak için sosyete kogoşlarına
çamaşır ve temizliğe giden kadınların mı? Mendebur-zorba-ceberrüt-despot mahlukların
şiddetine maruz kalmış kadınların mı gününü kutlayalım?
--Diğer taraftan, ömür baharını eğitim ve öğretimi için harcayan ne inanç ve heveslerle
diplomasını alıp, TORPİLİ olmadığı için işe giremeyen kadınların mı gününü kutlayalım?
Yoksa yatlarda-katlarda, saray ve köşklerde yaşayan ve bir kahvaltı için Parislere giden
yüksek sosyetenin gününü mü kutlayalım? YOK-YOK Biz en iyisi mi, sanatçı kimliği altında
sahnelerde orasını-burasını açıp ta, garip-gurebanın ve cahil-cühelanın parasın soğüşleyen
boyalı hatunların GÜNÜNÜ kutlayalım... VESSELAM
---------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----------
"Kadınlara ancak asalet ve seref sahibi kimseler deger verir."
Hz. Muhammed (s.a.v.)
8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun
Gözyaşın inci olur, dökülür sabır nakışına,
Dünya hayran kalır o dimdik, o asil bakışına.
Bugün değil, her nefeste hakkın ödenmez senin;
Sen yaşamın ta kendisi, sen ruhusun evrenin
*** LAİK SOSYAL BAKIŞ ***
Bu Dünya fanidir, kullar kiracı
Rahmettir ruhların Arza miracı
Vicdansız yüreğin olmaz ilacı
Huzurun kaynağı sevgidir-sevgi.
Kime ne kişinin mezhebi-dini
Bitirelim kavgayı, nefreti-kini
Birlikte olalım Devletçe iri
Hürriyet kaynağı sevgidir-sevgi.
Barışın kıymeti bilinse keşke
Memleket ahvali olurdu başka
İblisi kondurma gönlünde köşke
İslamın kaynağı sevgidir-sevgi.
Hesapsız sataşmak bize yakışmaz
Hak-hakikat bilen nazar bakışmaz
Mürşid-i Kamil'ler boşa çatışmaz
Kudretin kaynağı sevgidir-sevgi.
Cehalet yolcusu toplumdan kopar
Şeytan-i nefisler, yolundan sapar
Yaradana değil, kuluna tapar
İmanın kaynağı sevgidir-sevgi.
Ehilsiz Şairler kendini över
Zorbaya eğilir, masumu döver
Bilimden anlamaz, hilafi sever
Suhulet kaynağı sevgidir-sevgi.
Çakıroğlu yazdı, eyledi kelam
Yaradan hükmüdür dostlara selam
Hamaset izzettir, gerisi yalan
Barışın kaynağı sevgidir-sevgi...
-----OZAN ÇAKIROĞLU------
Hüseyin Bey, hayırlı olsun. Darısı devamına...
https://www.youtube.com/@HuseyinPelit-jq6lb
ÇAĞLARA DAMGA VURACAK ŞARKILAR YAPTIM. YOUTUBE SAYFAMDA SIIR DOSTLARIM...
Kanatları yanık bir ankayım
Küllerimden gül toplarım
Gölgeye düşsem bile
Ben ateşlerden doğacağım
Ben kendi küllerimle, çiçeklenen bir erdemim,
Sevdanın da, vefanın da, hükmü yoktur bu iklimde
Vazgeçmem mi sandın? Bende seviyor sanmıştım. Ödeştik işte …
BESERI ASKIN EDEBIYATI
Gozumun ufkunda sütten OZNESIN,
Duydukca ritmini sarsan o sessin.
Bir mutlu YUKLEMLE bitsin bu keder,
Sen ki her halinle bir zebercetsin .
Gizlendim isminde bir ZAMIR gibi,
Gömüldüm sırrına bir esir gibi.
Seninle her menzil bir tek TUMLECTIR,
Akan zamanımin tek nehir gibi.
Hayat bir TIYATRO kurulan bu sahne,
Seninle oynanan oyun şahane.
En derin SOYLEVDIR gülüşun bana,
Omrumden ömrüne ususen hane
BAGLACLAR koptu bak, bitti seferler,
Vuslatın önünde sustu HECELER
Sığmaz bu HIKAYE, sığmaz bu ROMAN,
Seninle aydınlık olunca geceler.
Yıkıldı DENEME, devrildi bu fani,
Aşkın EDATSIZDIR, sonsuz ve gani...
Sen en tatli SIIR ey güzel gerçek,
Ruhumda yankılan ebedi, vari
ILAHI AŞKIN EDEBİYATI
Varlığı mutlak olan O gizli OZNE
Baktim her zerrede o derin izne.
Kün emri bir YUKLEM biter bu alem,
Muhtacız her an O kudretl dizine.
Kâinat mülkünde O'dur tek SIFAT
Yerde ve göklerde sonsuz bir, kat kat.
Vuslatı bağlayan en kutlu BAGLAC
O'ndan gelir ancak her türlü necat.
Görünmez bir ZAMIR her şeyde aşikâr,
Bir "ol" demesi ki ebedi bir kâr.
Onsuz bu dunyanin olmasi mahal
Zaman bir TUMLECTIR kapısında zar
Kurulan bu dünya dar bir TIYATRO,
İnsan bir deneme, bu tozlu kadro.
O en büyük SOYLEV her dilde paye
Susmaz bu HIKAYE bu kutlu koro.
O öyle bir ROMAN sonu gelmeyen,
O öyle bir HECE dile gelmeyen.
En ulu SIIRDIR O'nun yazdığı,
O'dur bu mısrada asla ölmeyen.
celle celaluhu
Azad ettim seni bu gece kalbimden...
Ne bir sitem bıraktım ardımda, ne bir sızı,
Sadece o kanlı ayın altında yorgun bir gölge.
Prangalarını kırdım hatıraların birer birer,
Hükmün bitti, boşaldı o Efsunlu bölge.
***** KATİL AMARİKA *****
Olmuşsun Chan'ın başına bela
Orta Doğudan çekil Amerika
Gün gelir sana da okunur sela
Depremler altında yıkıl Amerka.
.
Her zülüm de vardır ayak izlerin
Haçlıya dayanır, kanlı gizlerin
Allahtan utanmaz arsız yüzlerin
Dilerim mahşer de yakıl Amerka..
Kitabın palavra, amelin yalan
İslam Alemini eyledin talan
Bütün orta doğu mahfoldu ulan
Meydanı boş buldun katil Amerka.
.
Irak-Suriye'yi yakıp yıktınız
Hastane-Camiye bomba attınız
Bunca masum insan kanı döktünüz
Tank-tüfenk altında ezil Amerka.
.
İslam-i soy kırım yürek dağlıyor
İran da genç-yaşlı-sabi ağlıyor
Medeniyet çöktü, nefret çağlıyor
Hak-hakikat bilmez rezil Amerka.
.
Kul Vezirin, Arşa varsın nidası
Dünyaya yayılsın, sesi-sedası
Küffarın olur mu vicdan yasası
Cehennem harında süzül Amerka...
--------VEZİR PEHLEVAN---------
.
Kardaş, bu nasıl Savaştır, bu nasıl zaman
İslam alemi zulm içinde eyliyor aman...
Yalnız bırakıldığım o gecelerde , kendimle tanıştım ben;
Meğer ne kadar kalabalıkmışım, ne kadar da dev bir orman.
Sen beni yokluğunla terbiye etmeye çalışırken,
Ben yokluğunun içinde yeşerdim, oldum koca bir vatan.
Yeni bir gün merhaba, ama eksik bir şeyler,
Güneş sızıyor odaya, sanki izinsiz bir misafir.
Bakıyorum aynadaki yüzüme, biraz daha eksilmişim,
Çizgilerimde senin yokluğunun o gri gölgesi var.
Yeni bir gün başlıyor, sokaklar yine kalabalık,
Ama benim başkentimde, bugün sadece sükût ve hüzün var.
***** EYY ADEM OĞLU *****
Mahlukat Evrildi, değişti zaman
Memleket-i sardı bir kara duman
Şimdi ki nesile kalmadı güman
Dünya'dan bihaber gelmiş gidiyor.
.
Cehalet çağladı mürşid-i yendi
Köylüyü felç etti, Mağribin fendi
Çiftçisi perişan, Emekli yandı
Hazanı gelmeden solmuş gidiyor.
.
Ehtibar görüyor sahte Alimler
Kodese konuldu Mürşit Kâmil'ler
Ahlaka ket vurdu, dizi filimler
Topluma yuları vurmuş gidiyor.
.
Beyinler uyuşmuş, duymuyor acı
Ne baba tanıyor, ne kardeş bacı
Gelin de şatafat, damat'ta sancı
Her kes bir hayala dalmış gidiyor.
.
Der Vezir, Arifler sözümü anlar
Milletin sırtından yapıldı hanlar
Salavat-tekbirle yakıldı canlar
Azrail dizgini salmış gidiyor...
-----OZAN ÇAKIROĞLU----
Iranin % 80 caferi. Imami caferi sadik imami azamin hocasi. Ehlibeytten, ve tabiin. Yani sahabeyi gorenlerden en onemli alimlerden. Hal boyle iken sunnilerin amerikaya ve yahudiye karsi savasinda, iranin yaninda olmamasi, iranin degil aslinda sunnilerin ne kadar haktan, hakkaniyetten uzaklastiklarini gosterir. Gazzede iran onde. Cephede iran once. Tamam anladik, iranin ve siirlerin icinde cok yahudi crypto molla var ama. Normal halk masum. Onalrin oldurulmesine nasil goz yumuluyor.
Bunlar hep kurandan ve hadisten kopuk yasandigi icin... insan gunluk okudugu kuran ve hadisi hayatina gecirse, toplum otomatikmen duzelir. Komsusu acken tok yatmaz. Tanimadigi insanlara iyilik yapar. Hergun sukur hamd eder. ALLAHIN nimetleri lutuflari artar, bereketlenir. Insanlarin hepsi vahyin rengiyle renklenir. Toplum kurtulur. Kadin kurtulur. Cocuk kurtulur. Dunya kurtulur. Hayvanlar kurtulur....
Beter bir çağa düştük heee
Hayat, insanın kendi yaralarından sızan ışıkla, önündeki karanlık yolu aydınlatmaya çalışmasıdır.
Efendimiz, s.a.v ebedi aleme goctukten sonra, yuce mevlamizin kullarini kuran ve hadisle basbasa birakacaginimi saniyorsunuz. Tabiki de hayir
Peygamberlere hikmet vahiy yoluyla verilir. Duz insanlara ilham yoluyla hikmet verilir. Peygamberimizin sozleri ve getirdigi kuran vahiydir. Himmettir. Ve hukum ifade eder. bizleri baglar. Ama biz duz insanlara lhamla gelen hikmet bir hukum degildir. Latife dir. Kesiftir...
Peygamber ecelliydi. Gorevini icra etti ve gitti. Ama yuce yaratici ezel ve ebettir. Kulunu bir an bile bos ve yanliz birakmaz." insana bilmedigini ogretti. " ayetinde dikkat edilirse duz insana diyor. Dolayisiyla isan gunluk, kurana hadis ve sunnete, ibadetu iteata, duaya, tevbe istigfara, hamd ve sukure, zikir ve tesbihe, salavata, tefekkure, devam eden bir insan kesfe ve ilhama mazhar olur. Zaten nefis mertebelerinden biri de nefsi mulhime degil mi?
Nefs-i Mülhime, tasavvufta nefsin yedi mertebesinin üçüncüsüdür. Kelime anlamı olarak "ilham alan nefs" demektir.
Bu mertebenin temel özellikleri şunlardır:
İlham Kapısı: Kul, Allah’tan gelen ilhamlara ve keşiflere açık hale gelir. Neyin hayır, neyin şer olduğunu kalbi bir sezişle ayırt etmeye başlar.
Ayetle Bağlantısı: Adını Şems Suresi 8. ayetten alır: "Ona (nefse) iyilik ve kötülüklerini ilham edene andolsun."
İyiliğe Yöneliş: Nefs-i Emmâre (kötülüğü emreden) ve Levvâme (pişmanlık duyan) aşamalarından sonra, artık iyiliğin ve ibadetin tadının alınmaya başlandığı bir seviyedir.
O yuzden kurani ve hadisi anlamaya calismak, bizim hayatimizda yemek icmek gibi zaruri bir ihtiyactir.