Kültür Sanat Edebiyat Şiir

serbest kürsü sizce ne demek, serbest kürsü size neyi çağrıştırıyor?

serbest kürsü terimi Seu Kuyt tarafından tarihinde eklendi

  • Muammer Orak
    Muammer Orak

    Eselsbrücke: Eşekköprüsü~ Eşikköprüsü.

  • Muammer Orak
    Muammer Orak

    Soru:
    - Protosemantik aelifabeye göre ideogramda latincede K,k harfinin kökeni neden el’i ifade eder?

    Cevap:
    - Eski romadan beri gelen, latince aelifabe şekillendiği zamanlar K,k harfinin kaynağının el olması elle tutulan taş yontmada, tahta yontmada kullanılan Keski aletidir, çünkü K,k harfi latince şekli nazara alındığında Keski’yi andırır, çünkü yontmada kullanılan Keski en eski işlevsel aletlerdendir varlığı ise eski Roma latincesindeki K,k harfinden daha eskiye dayanır,…

    - K,k harfinin kökeninin el olması, elle kullanılan işlevsel fonksiyonu Keski olan araç gereçin nazara alınmasıdır!

  • Muammer Orak
    Muammer Orak

    ?si=ztYo41Y-PXnrDvHV

  • Muammer Orak
    Muammer Orak

    Soru:
    - Protosemantik aelifabeye göre ideogramda latincede İ,i harfi neden kol ve el’i ifade eder?

    Cevap:
    - Eski romadan beri gelen, latince aelifabe şekillendiği zamanlar eski yunan aelifabesi nazara alındığından harfin kaynağının kol ve el olması muammadır, çünkü İ,i harfi latince şekli itibariyle yanan mum’u andırır, I,ı harfi ise yanmayan Mum’u andırır, çünkü Mum’un varlığı eski Roma latincesindeki I,ı,İ,i harflerinden daha eskiye dayanır,…

    - I,ı,İ,i harflerinin kökeninin kol ve el olması muammadır!

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ***** KADIN *****
    --Kadın, Yüce Yaradan'ın her renk toprağın karışımından halk ettiği
    ilk beşer ve dişil bir candır? Onu hor görmeyin?
    --Kadın Hz. Havva'dır yani Adem Babamızın ilk eşi ve bütün insanlığın ANASIDIR?
    Ona sevgi, saygı, şefkat ve hürmetlerinizi eksik etmeyin?
    --Kadın, Nurdur, renktir, irşattır ve her çağın umududur, onu asla söndürmeyin?
    --Kadın, Bütün Dinlerin, cümle medeniyetlerin bilimsel tezidir. Üzerinde ve gıyabında
    tahrifat yapmayın?
    --Kadın, Anadır, Evlattır, Kardaştır, Bacıdır, sevgilidir-yardır? Onu asla ve kat-a incitmeyin?
    --Kadın, Tarihsel geçmişin ibret-i, alamet-i ve bilimsel hikmetidir? Asla inkâra kalkışmayın?
    --Kadın, bütün çağlara ışık tutmuş ve irşat olmuş bir aydınlıktır, onu asla gölgelemeyin?
    --Kadın, Anaçtır, Eştir, Sırdaştır ve her yerde, her zaman yoldaştır, onu asla aldatmayın?
    --Kadın, Havva Anamız, Hz. Muhammedin kızı Rukiye, Fatma ve Gülsüm bacımız.
    Sahabe Rabiya, Amine, Zeynep ve daha niceleridir. Asla iftira atıp vebal almayınız?
    --Kadın, Mustafa Kemal'ın Zübeyda anası, Nice Kahramanların gönül sunası, Erzurum'un
    Nene Hatunu, Kara Fatması, Kastamonu'nun Onbaşı Şerife Bacısı, Şimal-i Şarkın Gülsüm
    ve Gülüzar anası, İzmir'in Ayşe ve Satı anası, Halide Onbaşı, Halime Çavuş ve Binbaşı
    Ayşe sultanı. Daha isimlerini yazmadığım Savaş kahramanları? İşte bu kahramanların
    KIZ evlatlarına kıymayın?
    --Kadın, bu Dünya'nın tarihsel ve yaşamsal dengesidir. Bu dengeyi bozmayın, Okulları kapatıp
    kadınları soymayın? Film ve Reklam sektöründe bir meta gibi kullanmayın? Siyasal rantlarınıza
    alet etmeyin? Hilafet uğruna Kadınları siyasal kürsülerde palavra ve martaval aracı etmeyin?
    Kadınlar üzerinden asla ve kat-a orta çağ hayalleri kurmayın?
    --NOT: Şimdi derler ki, bütün bunları neden yazdın? Bu gün hava yağmurlu olduğundan dolayı
    evden çıkmadım, biraz kadın programlarına göz attım. Aman yarabbi??? VESSELAM
    ----------OZAN ÇAKIROĞLU----------

  • Sinan Atik
    Sinan Atik

    Gazel

    Dağ ne bilsin sînede gizli cevher var mıdır
    Hikmetin ol zerreyi cânına katan bilir

    Kıymetin sarraf bilir, kârın satanlar bilir
    Aşk yolunda ömrünü nârına atan bilir

    Akıl ermez sırrına, söz yetmez ol esrâra
    Derd-i Leylâ ne imiş, Mecnûn olanlar bilir

    Nice yıllar geçse de solmaz gönül gülzârı
    Çünkü aşk tazeliğin kalbe katanlar bilir

    Âşıkî der: bu cihân bir gölgedir, vehimdir
    Hakk’a ermek sırrında canını yakan bilir...Sinan ATİK

  • Us Atölyesi
    Us Atölyesi

    ""Biz k a d ı n ı z, bilmedens e v i y o r u z bu kedileri
    S e v i y o r u z, bir sevilmeiçgüdüsüyle"

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    **Her insan ayrı bir değerdir, karşılıklı saygı ve sevgi
    insanların en büyük hazinesidir...
    ----------OZAN ÇAKIROĞLU-----------

  • Anlamsız Cümlelerin Gizli Öznesi
    Anlamsız Cümlelerin Gizli Öznesi

    Yadırgamadığım durumları da yaşıyorum

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    *** ŞEYTAN-İ DUYGULAR ***
    --Kin-kibir-nefret ve egolu duyguların tamamı Şeytani duygudur?
    --Nefsi heves ve arzular Şeytan-i dürtülerdir. Sonu rezalettir?
    --Dedikodu ve gıybet eylemleri Beşeri Şeytana ulaştırır?
    --Bireylere ve topluma hükmetme arzu ve duygusu kişiyi Şeytanla ortak yapar?
    --Gösteriş, yalan ve palavra Beşeri hak-hakikat yolundan uzaklaştırıp Şeytana yakın eyler?
    --Mal-mülk, para-pul hırsı Beşeri sonu görülmeyen uçuruma doğru yönlendirir?
    --En büyük Şeytan-i hastalık, kendinden kudretli-güçlü ve varlıklı insanlara yalakalık
    yapmaktır? Yüce Yaradan böyle Beşerleri lanetlemiştir?
    --Bir başka Şeytan-i ve hastalıklı duygu, Din ve mezhepleri kendi nefsan-i duygularına
    alet etmektir?
    --Mevcut siyasilerin politik amaçlı kürsülerden *DUA-NİYAZ-HATİM ve SALAVAT* vurguları
    yaparak seçmeni yönlendirmeleri günah, ayıp, suç ve şeytan-i bir davranıştır?
    --Siyasal erkin her türlü iltimas ve imtiyaz davranış eylemlerinin tamamı Şeytan-i bir
    davranış şeklidir
    --En büyük ve vahim Şeytan-i eylemlerden biride, Din-Mezhepleri zülfikâr bir kılıç gibi
    kullanarak toplumu ayrıştırmak, bölüp parçalamaktır. Bu eylemlerin Mahşer-i Divan da
    asla be kat-a affı yoktur. Sizi gidi sizi yandınız Vallahi....
    -----Arkası yarın-------OZAN ÇAKIROĞLU------

  • Muammer Orak
    Muammer Orak

    Dünyanın en kısa şiiri!

    - M,m; su.


    Soru:
    - Protosemantik aelifabeye göre ideogramda latincede M,m harfi neden su’yu ifade eder?

    Cevap:
    - Eski romadan beri gelen, latince aelifabe şekillendiği zamanlar su kanallarının ve su sardıçlarının şekilleri nazar alındığından vede bina yapımında kullanılan taşıyıcı kemerler nazar alındığından latincedeki M,m harfi Protosemantik aelifabeye göre su’yu ifade eder…

  • Hamiye Gül
    Hamiye Gül

    Doğa, Sanat ve Yaşam: Aynı Nefesin Üç Hâli

    Doğa bir sanattır.
    İnsan da sanat icra eden bir varlık.

    Bu iki hâli birbirinden ayırmak, insanın kendini eksik okumasıdır. Çünkü insan, sanatı üretirken doğanın karşısında durmaz; onun içinde yer alır. Renkleri ondan öğrenir, sesi ondan duyar, ritmini onun döngüsünden alır. İlham dediğimiz şey, çoğu zaman doğanın insanla kurduğu sessiz bir bağdır.

    Doğa yaratılmıştır; insan ise yaratıcıyla bağı olan.
    Biri varoluşun estetiği, diğeri o estetiği fark edebilen bilinçtir.

    Bugün doğayla ilgili konuşmalar çoğu zaman dar kalıplara sıkışıyor. “Çevrecilik”, “duyarlılık”, “hassasiyet” gibi etiketlerle mesele küçültülüyor. Oysa burada söz konusu olan, bir tutumdan çok daha fazlasıdır. Bu, insanın kendi yaşam zeminini nasıl gördüğüyle ilgilidir.

    Ekosistem, insanın verdiği zararlara rağmen kendini yenilemeye çalışır. Bu, doğanın bilgeliğidir. Ancak bu yenilenme, sınırsız bir kabulleniş değildir. Doğa, insanın sanatını besleyen kaynaktır. O kaynak zedelendiğinde, yalnızca çevre değil; insanın hayal gücü, üretme arzusu ve anlam kurma yetisi de yavaş yavaş eksilir.

    Sanat, doğadan bağımsız değildir.
    Doğa olmadan ilham,
    ilham olmadan sanat,
    sanat olmadan da insanın kendini ifade edebildiği derinlik eksik kalır.

    Bilim bize şunu söylüyor: İnsan yaşamı, bugün bildiğimiz kadarıyla, yalnızca Dünya üzerinde mümkündür. Bu bilgi bir korku üretmek için değil, bir farkındalık oluşturmak içindir. Çünkü doğa yok olduğunda, yaşam yalnızca biçim değiştirerek devam etmez; tamamen sona erer.

    Bu nedenle doğayı korumak, bir görev ya da yük değil; insanın kendini koruma biçimidir. İnsan, doğayı kendi sanat eseri gibi sahiplendiğinde, yaşamla daha dengeli, daha anlamlı bir ilişki kurar. Aksi hâlde ürettiği her şey, dayanağını yitirir.

    Belki de mesele şudur:
    Doğa, sanat ve yaşam birbirinden ayrı değil;
    aynı nefesin üç farklı hâlidir.

    Biri zarar gördüğünde, diğerleri de sessizce eksilir.

    Sonuç Aforizması

    Doğayı korumak,
    insanın sanata ve yaşama sadakatidir.

    Yazar - Şair
    Hamiye GÜL

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    Değerli Kardeşim, eyvallah, çok teşekkür ederim. Saygı-hürmet bizden.
    Hayırlı çalışmalar dileğiyle esen kalınız.

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    Bahtinur Hanım, Ben bireysel tartışmaları pek sevmem. Çünkü bireysel
    tartışmalar asla doğurgan-üretken olmaz. Ancak size saygımdan dolayı
    bir kaç cümleyle cevap vereyim.
    Ben müslüman bir Beşerim, benim müslümanlığı mı yüce Yaradan'dan
    başka hiç kimse sorgulayamaz.
    ***GELELİM AŞAĞIDA Kİ ŞİİRE
    1--Şiir de müslümanları zan altında bırakacak bir kelimem yoktur. Olamaz da?
    2--Şiirde anlatılmak istenenin ana fikri şudur: İslamiyet gölgesi altında yüce
    Dinimizi zülfikâr bir kılıç gibi nasıl kullanıldığını ifade etmeye çalıştım.
    3--Şiirin hangi kıtasında bir yanlış ve bir yalan vardır. Hepsi yaşanmadı mı?
    4--Benzer bir Şiiri de Sivas Madımak vahşetine, yeşil sermaye vurgununa
    yazmıştım. Peki o zaman neden tepki göstermediniz?
    5--Şiir de bahse konu olan kişiler asla bir müslüman olamaz. Onlara müslüman
    diyenler yeniden Yüce Dinimizi araştırıp öğrenmelerini tavsiye ederim.
    6--Şiir, aforizma ve makaleler alenen eleştirilebilir. Şurası yanlış denilebilir? Ancak
    direkt yazarı taşa tutulmaz?
    7--Bakınız Zat-i aliniz bu düzeni zaman-zaman eleştirirsiniz. Bu arada çokta doğru
    yapıyorsunuz. Zaman-zaman yazdıklarınıza bende yorumlar yapıyordum. Yorumlarım
    size değil yazının muhteviyatınaydı...
    **Muhterem Kardeşim, şimdi izninizle soruyorum. Şiirin hangi kıtasın da bir iftira,
    çamur ve ya bir itham vardır? SAYGIYLA

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIZ
    Andımız der ki Türk'üz çalışkanız
    Her türlü melanete alışkanız
    Rantiye uğruna her-dem akışkanız
    Şükür Yaradana Müslümanız biz.
    .
    Cumhuriyete hep sayar dökeriz
    Saray da kim varsa onu överiz
    Sağına eğilir, sol'u döveriz
    Vallahi çok adil müslümanız biz.
    .
    Gösteriş uğruna, Hacca gideriz
    Cuma'yı kaçırmaz, niyaz ederiz
    Dört kumayla birden zina yaparız
    Muskayla çarparız müslümanız biz.
    .
    Bir güzel görünce caka satarız
    Altı yaş kızlara nikâh yaparız
    Vallahi Deveyi yalar yutarız
    Elhamdülillah çok müslümanız biz.
    .
    Pandemi de ilaca zam yaparız
    Deprem-zelzele de çadır satarız
    Atatürk devrine çamur atarız
    Hak-hakikatlı müslümanız biz.
    .
    Hakka değil saraya secde ederiz
    Hilafet deyince önde gideriz
    Sıkıyı görünce zülmü tutarız
    Savrulun ağalar müslümanız biz.
    .
    Çakıroğlu derki mizan yontulmuş
    Merhamet kalmamış, vicdan tutulmuş
    Kamu malı hamuduyla yutulmuş
    Şükür Yaradan-a müslümanız biz...
    --------OZAN ÇAKIROĞLU--------

    Kardaş, daha ben ne diyem, ne söyleyem
    Anlayana sözlerim olsun hediyem...



  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *****OSMANLI BİR DİN DEVLETİ DEĞİLDİ*****
    --Osmanlı toplam 35 hanedanın tekelinde ve tamamen diktatörlükle
    yönetilen devşirme bir Devletti. Adını bir beyden almıştır. Osmanlı diye
    bir insan ırkı yoktur. Osman oğullarının sülalesi vardır. Osmanlı da Türk
    Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü ve beraberinde bir çok kabile vardır. Yani bu gün
    Amerika da olduğu gibi Osmanlı Milleti vardı..
    --Osmanlı da asla ve kat-a dine dayalı yönetim icra ve ifa edilmemiştir. Bunu
    Hilafet aşıkları inadına ve ısrarla topluma bir virüs gibi yaymışlardır. Mevcut
    Anayasal gidişatı yıpratmak için yapmaya da devam edeceklerdir. Bunun son
    örneği 15 Temmuz 2016 da yaşanmıştır. Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin
    kurmuş olduğu B.M.M ni bombalamışlar ve 350 masum Vatandaşımız katletmişlerdir.
    Bu hilafet ağaları Cumhuriyete tam 102 yıldır yapmadıkları düşmanlıklar kalmamıştır?
    --Osmanlıda *DİN* temsilcisi ŞEYHÜL İSLAM bile Payi-tahtan emir almıştır. Oysa yüce
    Dinimiz sadece yüce Yaradan'dan emir alır. İslamiyet Evrenseldir. KURAN bütün Evrenin
    tercüm-i ezelyesidir. Hz. Muhammed Yüce Yaradan'ın yer yüzünde ki, tek ve son
    Rehberidir. Osmanlı Hanedanı Yüce Dinimizi İslamiyet gölgesi altında zülfikâr bir
    kılıç gibi kullanmıştır. Padişahlar kendi çocuklarını idam etmek için Şeyhül-islam
    hazretlerine özel fetva çıkartırmıştır. Bunu hangi Din kabul eder?
    --Valide Sultanlar, Şehsadelere hamamlarda Cariye Kızların orasını-burasınI miskal
    miskal, santim-santim ölçerek zifaf-a hatunlar seçmiştir? Böle bir olay hangi Dinde
    görülmüştür? İslamiyetin Anayasası sayılan BAKARA suresini bir okuyunuz, bakınız .
    orada ne diyor. Cümle Kadınlar da Erkekler gibi özgür bireylerdir. Onların da şeref ve .
    haysiyetleri vardı. Mülkiyet, miras ve her türlü imtiyaz hakları vardır. Oysa Osmanlı da
    kadınlar nüfustan bile sayılmazdı. Erkeğinin adeta bir kölesiydi. Herifler istediği zaman
    üç-beş kuma daha alabilirlerdi. Ve istediği zaman zevcesini üç talak zülmüyle boşayabilirdi.
    Kardeşim sizlerin Din anlayışınız bu mu dur.? Kırsalda Kadınlar Kayın-kaynatanın yanıında
    ne oturabilirler ve nede yemek yiyebilirlerdi? Yolda yürürken Kadınlar mendebur kocalarının
    beş metre arkasında yürürlerdi. Yan-yana gelirse hafif kadın sayılırdı. Yine kadınlar Heriflerine
    isimleriyle hitap edemezlerdi. Bütün bu vahşet ve şiddeti hangi Din kabul edebilir?
    --Ayrıca Yavuz Sultan Selim zorbası 1514 de Çaldıran da 50 bin masum Alevi Vatandaşı
    katletmiştir. Yavuz Selim o zamanlar Halifedir. Kardeşim hangi Din Halifeye bu yetkiyi
    vermiştir? Nice benzer olaylar. Yazmakla bitmez. Sırf Atatürk devrine çamur atmak için,
    Cumhuriyet kazanımların yok etmek için beyhude Osmanlıyı methetmeyin. Buna hiç
    kimseyi inandıramazsınız. Tam yüz yıldır bunu yapıyorsunuz, bu güne kadar bu hür ve
    kutlu Cumhuriyetimizin bir kılını dahi koparamadınız. 15 Temmuz da Haşhaşi Papazı
    o kıt aklıyla yeltendi, kıçına tekmeyi yeyince tabanı yağlayıp soluğu o gavur dediğiniz
    Amerika da aldı. Allahtan orada kuyruğu titretti darısı diğer Papazların başına???
    --Misak-ı milli sınırları içersin de yaşayan ve Dini-mezhebi, ırkı, rengi, milliyet, dil ve
    cinsiyeti ne olursa olsun, bütün Vatandaşlar kanun önünde eşittir. Eğer ki bu eşitlik
    ilkesine uyulmuyorsa, Bu Cumhuriyetin suçu değil, yöneticilerin suçudur...
    .
    NOT: Bu yorumsal yazıyı hiç bir kimseye cevap niteliğinde yazmadım...Günlerce
    Siir ve aforizma şeklinde Osmanlı ya methiyeler dizilmekte. Ben de hasbel-kader
    düşüncelerimi paylaştım... VESSELAM
    ---------OZAN ÇAKIROĞLU----------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    Hani her fırsatta inadına ve ısrarla Türk medeni kanunu Avrupa'dan
    alınmıştır. Yok şöyledir, yok böyledir bir sürü ithamlar dört nal gidiyor.
    BAKINIZ bu gün mevcut Hükümet resmi nikâhı kesinlikle zorunlu kıldı.
    Hatta resmi nikâh yapılmadan imam nikâhı yapılmayacaktır diye kararname
    çıkardı. Ehh bakalım buna ne diyeceksiniz????

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    Muhterem Kardeşim, ben nikap filan demedim. Türk medeni
    kanunundan bahsettim. Bu medeni kanun kapsamı en çok Anadolu
    kültürel yapısı gereği şeref tacı saydığımız KADILARI kapsamaktadır.
    Resmi Nikâhla birlikte imam, muta, muhtar, kaptan ve benzeri zülümleri
    ortadan kaldırmıştır. Ayrıca üç talak vahşetini ber-taraf etmiştir.
    --Türk medeni kanunu beraberinde, kız çocuklarının okuma, iş kuma ve
    memur olma haklarını vermiştir. Ayrıca seçme seçilme hakkı, teşebbüs hakkı
    Her türlü imtiyaz hakkı, miras ve boşanma hakkı vermiştir. Daha sonraları
    Ebe-hemşire, öğretmen, doktor, mühendis, Kaymakam ve Vali yapmıştır.
    Akabinde Vekil, Mebus ve Başbakan yapmıştır..
    --Bütün bu köklü devrimlerin % 5 ini bile Osmanlı 600 yıl da yapamamıştır.
    Bütün bu ulvi devrimlere, ben ve benim gibi Demokratik Laik, Sosyal ve Hukuk
    Devlet sisteminden yana tavır koyan cümle Vatandaşlar gönülden bağlıdırlar.
    Ben bütün kalbimle inanıyorum Kuva-yi milliye ruhu asla sönmeyecektir. Bu kutlu
    ve hür Cumhuriyetimiz elebet dim-dik ayakta payidar kalacaktır... VESSELAM
    -----------OZAN ÇAKIROĞLU-----------

  • Önder Akın
    Önder Akın 09.01.2026 - 16:49

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    **EVET çok doğru dersiniz? Özellikle 2018 de sonra soru sormak SUÇ teşkil
    eder oldu. Özellikle sosyal medyada sorular hep tek taraflı sorulmaktadır...
    --Kardeşim, benim adımı bir öğretmen akrabamız koymuş. ÇAKIROĞLU
    Mahlasımı Edebiyatçı Servet Temur koydu. Günümüzde binlerce çocuk
    isimlerini Ana-Baba değil akraba-i taallukat koymaktadır. Bundan daha doğal
    ve daha mantıklı ne olabilir ki?
    --Bakınız Osmanlı tam 600 yıl bir SOYADI kanun çıkaramamış. Padişah
    isimleri bile 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7.------diye seyretmektedir? Asıl vahamet budur?
    Ayrıca bütün Padişahlar nikâhsız yaşamışlardır. Yani alenen pay-i tahtın
    başında *ZİNA* yapmışlardır. Sorgulanması gereken o kadar olumsuz
    olaylar var ki???? VESSELAM
    -----------OZAN ÇAKIROĞLU------------

  • Us Atölyesi
    Us Atölyesi

    "bilmek b ü t ü n k ö t ü l ü k l e r i n anasıdır"

  • Us Atölyesi
    Us Atölyesi

    "neçayınız neçorbanız var.... n i y e böyleoldunuz k ü r s ü m i l l e t i n i n insanları"

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    **NOT= BİR ÖNCEKİ YAZIMIN DEVAMIDIR**
    --Demokratik, Laik, Sosyal ve Hukuk Devlet sistemlerin de, Dine dayalı hiç bir yaptırımı
    adil ve eşit olarak sağlayamasın. Çünkü, her *DİN* kendine taraftır. Misak-ı Milli sınırları
    içerisinde yaşayan cümle vatandaşların farklı-farklı DİNİ inançları vardır. Eğer ki Devlet
    sathın da Dinsel yönetim hakimse, kendinden olmayan DİNİ inançlara asla fırsat tanımaz?
    --Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, işte tam bu nedenlerden dolayı LAİKLİK ilkesini
    kanun hükmünde güvence altına almıştır. LAİKLİK İLKESİ, Ülkemizde ki mevcut olan bütün
    Dinlerin hürriyetini ifa ve icrasını özgür bir şekilde yaşanmasını sağlar.
    --Ben diğer yorum ve görüşlere saygı duymakla beraber, Demokratik Laik, sosyal ve hukuk
    Devlet sisteminden yanayım. Bu hür ve kutlu Cumhuriyetimize gönülden bağlıyım...
    -----------OZAN ÇAKIROĞLU------------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    ***** TOPLUMSAL AHLAK *****
    --Ait olduğun toplumun bütün değer yargılarına, sosyal ve kültürel yapısına ve her türlü
    müspet yaşam şekillerine, Anayasal haklarına saygı duyarak uyması gereken kurallar
    bütünlüğüne Toplumsal ahlak denir.
    --Bireyler bütün vatandaşlık haklarını kollayıp-korumak zorundadır. Ancak kendi haklarına
    sahip çıkarken, başkalarının haklarına da saygı duymak zorundadır. Yaşamsal devinim
    içerisinde sevgi, saygı, hoşgörü, doğruluk, şefkat ve merhamet duygularını besleyen ve
    devinimleştiren kurallar bütünlüğüne Toplumsal AİDİYET denir...
    .
    ***** EVRENSEL AHLAK *****
    Uluslar arası diplomasinin kurallar bütünlüğüne, her türlü ticari anlaşmalara, Milletler arası her
    türlü Siyasal ve sosyal haklara riayet edilmesi. İnsan hakları mahkemesinin sosyal ve hukuksal
    yaptırımlarına saygı duymak. Bütün bu kurallar içerisinde Din-mezhep, ırk, renk, milliyet ve
    cinsiyet ayrımı yapılmaksızın Evrensel etiğin yerine getirilmesine EVRENSEL AHLAK denir...
    .
    ***** DİNSEL ve MEZHEPSEL AHLAK *****
    Bireyler mensup olduğu Dinin, belirlemiş olduğu gidişatın tamamına kayıtsız ve şartsız.
    uyulması ve her türlü ibadet ve davranış eylemlerinin bağlı olduğu dini vecibeler doğrul-
    tusun da icra ve ifa etme eylemlerinin bütününe DİNİ ahlak denir..
    ***** MEZHEPSEL AKLAK *****
    Bireylerin bağlı olduğu, ve ya peşinden gittiği Mezhebin emrettiği ve eylemleştirdiği
    bütün yaptırımlara kayıtsız ve şartsız bağlı kalmasına mezhepsel AHLAK denir....
    .
    ***** KAMUSAL ve ULUSAL AHLAK *****
    --Cümle bireylerin Yurttaşı Olduğu Devletin, Siyasal, sosyal, hak-hukuk ve adalet gidişatına
    kayıtsız şartsız uyulmasına riayet etmek. Toplumsal anayasal haklara saygı duymak. Bütün
    ticaret ve her türlü iletişim eylemlerini ilgili kanun doğrultusunda icra etmek. Bireysel, komünal
    ve toplumsal kurallara asi olmadan, Din-mezhep, ırk, renk, dil, milliyet ve cinsiyet ayırt etmeden
    yazılı ve sözlü kuralların bütünüdür. Benim de benimsediğim, ve basiretimin algıladığı ölçüde
    riayet ettiğim AHLAK şeklidir...
    --Kamusal ve ulusal ahlaki kavramları Devlet sistemiyle icra ve ifa edilmesini sağlayan Dünya'da
    tek Lider ve Devlet Adamı Ulu Önder Mustafa Kemal Hazretleridir...Bunu da ilke ve inkılaplarıyla
    hayata geçirmiştir. KUL ve FERMAN Devlet rejiminden Cumhuriyet ve Demokrasi yönetim sistemine
    geçmiştir. Demokratik, Laik, Sosyal ve Hukuk sistemiyle Fikri hür, irfani hür, vicdani hür, dini ve
    mezhebi hür bir toplum yaratmıştır....
    --Yüce Yaradan Cumhuriyetimize mukayyet olsun. Vatan, Millet ve Bayrak düşmanı her türlü
    şerefsiz hainlere fırsat vermesin... VESSELAM
    -------------OZAN ÇAKIROĞLU --------------

  • Hamiye Gül
    Hamiye Gül

    EDEBİYAT – SANAT – İNSAN


    Giriş


    İnsan, var olduğu andan itibaren kendini anlatma ihtiyacıyla hareket etmiştir. Bu anlatma eylemi kimi zaman bir iz, kimi zaman bir imge, kimi zaman da bir sözcük olarak ortaya çıkmış; zamanla sanat ve edebiyat adı altında biçimlenmiştir. Edebiyat, sanat ve insan bu nedenle birbirinden bağımsız alanlar değil, aynı kaynaktan beslenen bütüncül bir varoluş biçimidir. İnsan anlatır, sanat biçim verir, edebiyat ise bu anlatıyı anlamla kalıcı kılar.

    Tarih boyunca toplumlar kendilerini sanat yoluyla görünür kılmış, bireyler ise edebiyat aracılığıyla iç dünyalarını tanımıştır. Bu yönüyle edebiyat yalnızca estetik bir üretim alanı değil; insanın yaşadığı çağa, topluma ve kendine tuttuğu bir aynadır. Sanat ise bu aynanın duyusal ve görsel boyutunu oluşturur.

    21.yüzyılda anlatı biçimleri değişmiş, okuma hızlanmış ve görsellik ön plana çıkmış olsa da insanın kendini anlamlandırma ihtiyacı değişmemiştir. Bu makale, edebiyat, sanat ve insan arasındaki bu sürekliliği zamanın başından bugüne uzanan bir perspektifle ele almayı amaçlamaktadır.

    Zamanın Başı: Görsel Anlatı

    İnsanın ilk anlatısı görseldir. Mağara resimleri, semboller ve hiyeroglifler; hem sanatın hem de anlatının en erken biçimleri olarak karşımıza çıkar. Bu görseller yalnızca estetik izler değil, aynı zamanda okunabilir anlatılardır. İnsan, henüz yazıyı bulmadan önce bile yaşadığını, gördüğünü ve hissettiğini aktarmanın yollarını aramıştır.

    Bu dönemlerde sanat, anlatının kendisidir. Görsel anlatı, insanın kolektif hafızasını oluşturan ilk kayıt alanı olarak edebiyatın da temelini atmıştır.

    Zaman İçinde Evrilen Anlatı

    Zaman ilerledikçe anlatım biçimleri değişmiş; söz, ritim, mit ve destanlar ortaya çıkmıştır. Anlatı, yalnızca iz bırakma amacı taşımaktan çıkarak anlam üretmeye yönelmiştir. İnsan, bireysel deneyimini toplumsal hafızayla birleştirmiş; edebiyat bu birlikteliğin taşıyıcısı hâline gelmiştir.

    Biçimler evrilmiş, anlatım yolları çeşitlenmiş; ancak anlatma ihtiyacı sürekliliğini korumuştur. Değişen şey araçlar olmuş, kaynak ise aynı kalmıştır.

    Yazıyla Gelen Dönüşüm

    Yazının bulunmasıyla birlikte anlatı kalıcı hâle gelmiş, insan düşüncesi zamanın dışına taşınmıştır. Edebiyat bu noktada yalnızca bireysel bir ifade alanı olmaktan çıkmış; kültürün, tarihin ve toplumsal belleğin taşıyıcısı hâline gelmiştir.

    Sanat, anlatının duyusal boyutunu üstlenirken; edebiyat insan deneyimini sözcüklerle derinleştirmiştir. Böylece insan, kendini yalnızca yaşadığı an için değil, gelecek kuşaklar için de anlatabilir duruma gelmiştir.

    21. Yüzyıla Geliş

    21. Yüzyıl hızın, yoğunluğun ve görselliğin çağıdır. Metinler kısalmış, anlatılar yoğunlaşmış; okuma alışkanlıkları değişmiştir. Ancak bu değişim, edebiyatın özünü ortadan kaldırmamıştır.

    Günümüz edebiyatı geçmişin bir kopyası ya da taklidi olmak zorunda değildir. Edebiyat, geçmişten beslenir; fakat onu tekrar etmez. Taklit biçimi çoğaltır, kopya yüzeyi üretir. Oysa edebiyat, insanı merkeze alarak çağla birlikte büyür ve dönüşür.

    Sosyolojik ve Sosyo-Kültürel Boyut

    Sanat ve edebiyat, bireysel duygu ile kolektif yaşam arasında güçlü bir bağ kurar. Toplumlar kendilerini sanatla ifade ederken, bireyler edebiyatla kendilerini tanır. Bu iki alan, sosyolojik ve kültürel açıdan birbirini tamamlayan yapılardır.

    Bir elin parmakları gibi; ayrı ayrı var olsalar da birlikte anlam kazanırlar. İnsan, bu bütünlüğün merkezinde yer alır.

    Son Söz

    Gelecek yüzyıllar bugünü, geride kalan anlatılar üzerinden okuyacaktır. Resimde, sözcükte, biçimde ve seste insanın kendini nasıl anlattığını arayacaktır. Biçimler değişecek, araçlar çoğalacak; ancak insanın kendini anlatma ihtiyacı varlığını sürdürecektir.

    Kopyalanan ve taklit edilen anlatılar zamanla silinir.
    İnsanı merkeze alan anlatılar ise kalır.

    Çünkü edebiyat tekrar değildir,
    sanat süs değildir,
    insan da bir araç değildir.

    Edebiyat ve sanat, insanın kendini her çağda yeniden anlatma biçimidir.

    07.01.2026
    Hamiye GÜL

  • Ahmet Ihsan Arac
    Ahmet Ihsan Arac

    İman yetmiş küsur bölümdür; en üstte 'Allah'tan başka ilâh yoktur' sözünü kabul etmek ve en altta insanlara sıkıntı veren bir nesneyi yoldan çekmek/kaldırmak bulunmaktadır. Haya da imanın bir parçasıdır." hadis
    Peki imanin bu, yetmis kusur subesi neler olabilir
    Bence hadiste gecen 70 kusur tam bir rakamdan ziyade cokluguna vurgudur. Cunku artirilabilinir

    Imami beyhakiye gore imanin 77 subesi,

    KALP ILE ILGILI
    Allaha,
    Meleklere,
    Kitaplara,
    Peygamberlere,
    Ahirete,
    Kadere, IMAN

    Allahi sevmek
    Allah icin sevmek/buguz etmek

    Ihlasli olmak
    Tevbe/istigfar
    Sabretmek
    Sukur etmek
    Tevekkul etmek
    Gokleri ve yerleri Okuma, /tefekkur

    Allahtan korkmak
    Allahtan umit etmek
    Allahtan umit kesmemek

    Kaderine razi olmak/Allahtan, resulden,kurandan razi olmak
    Mutevazi olmak
    Kibirli olmamak
    Haset etmemek
    Kin tutmamak
    Merhamet etmek
    Hayali edepli olmak
    Iyi niyetli olmak
    Kalbi temiz olmak
    Dunya sevgisine kapilmamak
    Ölumu hatirlamak

    DIL ILE ILGILI SUBELER
    kuran okumak
    Ilim ogrenmek ve ogretmek
    Zikir
    Dua
    Selam vernek/selam almak
    Iyiligi yayip kotulugu engellemek

    VUCUT ILE ILGILI SUBELER
    namaz
    Oruc
    Hac
    Zekat
    Cihad
    Anne-babaya iyilik
    Akrabaya iyilik
    Komsuya iyilik
    Yetime sahip cikmak
    Fakire yardim etmek
    Misfire ikram
    Emanate riayet
    Dogruluk/durustluk
    Adaletli olmak
    Sozunun eri olmak
    Haksizlik yapmamak
    Icki icmemek
    Kumar oynamamak
    Zina yapmamak
    Hirsizlik yapmamak
    Giybet etmemek
    Yalan soylememek
    Gozunu haramdan sakinmak
    Kul hakkindan sakinmak
    Temizlik
    Abdest
    Gusul
    Tesettur/ avrat yerini ortmek
    Hayvanlara iyi davranmak
    Haksiz yere cana kiymamak/ insanlara zarar vermemek
    Yoldan eziyeti kaldirmak/ tabiata zarar vermemek

    DAHASI:
    israf etmemek
    helal rizik icin calismak
    Zamani bosa harcamamak
    Iki gunu bir gecirmemek, yani kendini gelistirmek
    Agac dikmek
    Cocugunu sevmek
    Cocugu hayirli yetistirmeye calismak
    Resulullahi (as.) anne babadan evladindan cok sevmek
    Kufre dusmekten korkmak
    Her zaman Hidayet istemek
    Selavat getirmek
    Itikafa girmek
    Allahin uzerindeki nimetlerini anmak
    Faiz yememek
    Luzumsuz harcama yapmamak
    Kurana, kabeye, kutsal seylere saygi
    Adil ve dindar idareciye itaat
    Muminleri sevmek, selami yaymak
    Sadaka vermek, comert olmak
    Ensar ve muhaciri sevmek
    Tebessum etmek
    ...




  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** BU NASIL BİR ÇELİŞKİDİR ***
    Diyanet başkanlığı demişler ki, her türlü musibet, melanet, afat-tufan, deprem
    ve zelzele fıtratı kaderdir. Ülkemize *ZAM-ZAM* yağmurunu yağdıran, enflasyonu
    azdıran, garip-gurebayı, fakir fukarayı ezdiren ve bütün yoksullukları Yüce Yaradan
    Kullarını imtihan etmek için yapıyor demişler?
    1--Bizim memleketimiz Şimal-i Şark'ta hiç deprem olmuyor. Demek ki Deprem orada
    yaşayanların kaderine işlenmemiş?
    2--Madem ki, her türlü musibet ve melanetler fıtrat-ı kaderdir? O zaman hiç önlem
    almaya gerek yok. Heyelan, Erozyona ve her türlü sel baskınlarına karşı hiç önlem
    almaya gerek yok?
    3--Ülkemiz de bu kadar ağaçlandırma ve barajlar beyhude yapılıyor?
    4--O zaman her türlü anarşi ve terör olayları da fıtrat-ı kader dir?
    Yüce Yaradan bu hakkı-hakikatı bilmez yalancı, hilafçı ve martavalcı Mollalara
    sratel müstakimler ihsan eylesin.........
    --------------OZAN ÇAKIROĞLU------------

  • Erinç Türk
    Erinç Türk

    koca bir şiir o
    günden geceye düşen
    düş mü hayal mi yoksa delice sevda mı
    ruhun ateşe düştüğü anda
    mağmalaşan hisler
    döngüdeki duygular
    arzu fırtınası okyanuslarda

    koca bir şiirdi
    şarkılara güfte
    ozan dilinde kayan yıldız
    çağdan çağa
    içte sessiz çığlık
    dışta kanatlanmış muştu

    koca bir şiirdi
    okuyan sen yumuşayan taş yürek
    bilinmezliği yaşatan özne
    aşk merdiveni bir çiçek saksıda
    hangi dalı seçersen seç
    her basamak kutsiyet
    eriştirir sevinin sevdasına

    o bir şiirdi
    kişiye özel algı yaratır benlikte
    sonsuzluğa açılan gez göz arpacıkta
    vurulan yürek..
    hadi ey can şiirinin şairi
    seni sunakta bekler
    e f e s //35...02012026

  • Kenan Aydın
    Kenan Aydın

    Hz. Ali ve İlim

    Selâm olsun size canlar,
    Ali demeyen ilim bilmez,
    İlme aşık olan anlar,
    Ali demeyen ilim bilmez.

    O'dur ilmin hem kapısı,
    Muhammet'te ilmin hepisi,
    Ehli beytin efendisi,
    Ali demeyen ilim bilmez.

    Oku! Fişte Ali vardır,
    Ali candır, Ali yardır,
    Her işte hikmet vardır,
    Ali demeyen ilim bilmez.

    Âşık der ki kapıya gidek,
    Ali'ye serimiz verek,
    Ali'siz ilim ne gerek,
    Ali demeyen ilim bilmez.

    Güzellik ve Devleti ve Şiir ve Dua sayfa 576 Kenan AYDIN





  • Kenan Aydın
    Kenan Aydın

    İlme aşık olan anlar,
    Ali demeyen ilim bilmez....