Bugün ‘nasılsın’ sorusuna klasik cevaplar haksızlık olur… Takvim benimle küçük bir kutlama derdinde, ben de ona ayak uyduruyorum işte. Biraz gülüş, biraz şımarıklık, bolca ‘iyi ki doğmuşum’ hali… Kısacası; bugün ben, kendimin en keyifli versiyonuyum
İçimde aynı anda hem sonbaharı döken, hem de baharı saklayan bir iklimin eşiğinde duruyorum.
Kalbim hâlâ eski bir şehir gibi; bazı sokakları yıkık, bazı pencereleri içeriden kilitli, bazı kapılarıysa yanlış hatıralara açılıyor.
Biraz suskunluğun içinde büyüyen bir cümle gibiyim. Söylenmediğim her an derinleşen, dile geldiğimde ise anlamını yitirmekten korkan…
İçimde, kendine yer bulamamış duygular var. Her biri bir köşe kapmış, her biri kendi hikâyesini fısıldıyor; ama hiçbiri tam olarak anlatılmıyor.
İyiyim desem, içimdeki kırık aynalara haksızlık ederim. Kötüyüm desem, hâlâ bir yerlerde direnen o ince ışığı inkâr etmiş olurum. Ben, tam ortasında kalmış bir hâlin adıyım.
Belki de en doğrusu şu: Ben, içimde hâlâ hissetmeye cesaret eden yer kadar iyiyim… geri kalan her şey, sadece zamana tutunmayı öğrenmiş bir yorgunluk.
zihnim berrak, işlemcilerim hiper hızlı :)) bu sabah huzurlu bir yağmur var şehr-i stanbulda ve çok sevdiğim rüzgar da.. gönlüm şen ve ruhumda manevi huzurla şükürlerdeyim.. adetten olsa da sen nasılsın diye sormuyorum zira sivri dilini keskinlemenin mutluluğunu yaşadığını biliyorum :))
Sonra dedim ki, neden insanlar videolarını, video paylaşacakları başlıklar altında paylaşmıyor da, hep konu ile alakasız yerlerde paylaşıyorlar acaba..
Hırçın ile bıçkın kelimeleri arasındaki ince nüans farklarını düşünüyorum. Hırçın; sert, korkulan, belki sevilmeyen, yaşı genelde olgun... Bıçkın, yeni parlamış, genç, heyecanlı, kontrolsüz, pek de korkulmayan, ama sevilen, milletin yav he he dediği...
Bir aşk(ımız) eksik(ti) !
Sen nasılsın?
Doğu-batı klasikleri tadında, analiz-sentezleriyle kalite dendiğinde akla ilk gelen…
Sen nasılsın?
Bugün ‘nasılsın’ sorusuna klasik cevaplar haksızlık olur…
Takvim benimle küçük bir kutlama derdinde,
ben de ona ayak uyduruyorum işte.
Biraz gülüş, biraz şımarıklık, bolca ‘iyi ki doğmuşum’ hali…
Kısacası; bugün ben, kendimin en keyifli versiyonuyum
Ya sen nasılsın ¿
Üstad-ı âzam, sultan-ı şuara…
Sen nasılsın?
Güçlü kalem, büyük şair…
Sen nasılsın?
İçimde aynı anda hem sonbaharı döken,
hem de baharı saklayan bir iklimin eşiğinde duruyorum.
Kalbim hâlâ eski bir şehir gibi;
bazı sokakları yıkık,
bazı pencereleri içeriden kilitli,
bazı kapılarıysa yanlış hatıralara açılıyor.
Biraz suskunluğun içinde büyüyen bir cümle gibiyim. Söylenmediğim her an derinleşen,
dile geldiğimde ise anlamını yitirmekten korkan…
İçimde, kendine yer bulamamış duygular var.
Her biri bir köşe kapmış,
her biri kendi hikâyesini fısıldıyor; ama hiçbiri tam olarak anlatılmıyor.
İyiyim desem, içimdeki kırık aynalara haksızlık ederim.
Kötüyüm desem, hâlâ bir yerlerde direnen o ince ışığı inkâr etmiş olurum.
Ben, tam ortasında kalmış bir hâlin adıyım.
Belki de en doğrusu şu:
Ben, içimde hâlâ hissetmeye cesaret eden yer kadar iyiyim… geri kalan her şey, sadece zamana tutunmayı öğrenmiş bir yorgunluk.
Peki ya sen, nasılsın?
.... gözlerimde iyilik kuşları
Hepsini vurmuşlar..
S.... N....¿
sen ışırdın güneş ısınırdı
kokun bahardı
susardın ahraz kesilirdi alem
şimdi nasılsın?
Nasılım ..¿ Ne yapıyorum ¿ Kim bilir ¿
Xwedê dizane
Nasılım? Neler yapıyorum acaba? Kim bilir?
Sevgilim bilir. :))
Daha bakıp durmaktayım göklerde kanatlara...
S.. N...¿
Tanıktım,
yargıç
ve sanık;
Yürüyüp gittim…
Yüzüme yalan bir mutluluk iliştirdim:
Günlerin çarmıhında İsa gibiydim…aln.
Sen.. Na ¿
- bir dağın tepesinde tütüp gökyüzüne karışan
bir duman olmakla,
bir ağacın dalından kopup düşen
solgun bir yaprak olmak arasında
kararsız kalmış durumdayım..
- onu bunu bilmiyorum.. ama sen çiçeksin
- hııı.. merhaba
ben kaktüs..
zihnim berrak, işlemcilerim hiper hızlı :))
bu sabah huzurlu bir yağmur var şehr-i stanbulda ve çok sevdiğim rüzgar da..
gönlüm şen ve ruhumda manevi huzurla şükürlerdeyim..
adetten olsa da sen nasılsın diye sormuyorum
zira sivri dilini keskinlemenin mutluluğunu yaşadığını biliyorum :))
Şükür ile sabır arasında bir yerdeyim.
Zaten nasıllık geçici, izler kalıcı.. şimdilik ayaktayım.
Sorular var, ilgisi yok..
Sen nasılsın?
.
“Aşk biraz telaşlı ve fazla sıcak bir şey”
Sen nasılsın?
merhem olmayacaksa yarama
derman olmayacaksa derdime
halimi sorsa ne olur sormasa ne?
yine de sen nasılsın?
Bir kez de sen sorsan, desen ki:
Sen nasılsın?
Ne fark eder ?
...bir yanlıştı...
sen nasılsın?
Sonra dedim ki, neden insanlar videolarını, video paylaşacakları başlıklar altında paylaşmıyor da, hep konu ile alakasız yerlerde paylaşıyorlar acaba..
Düşünüyorum, Düşünüyorum, Düşünüyorum...
Sen nasılsın?
“…cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır…”
Sen nasılsın?
Bir vagon penceresinde asılı kaldım,
Hiçbir trene sığmayan gölgesini arıyoRuhum..
SabırSızım, sen nasılsın?
Hırçın ile bıçkın kelimeleri arasındaki ince nüans farklarını düşünüyorum.
Hırçın; sert, korkulan, belki sevilmeyen, yaşı genelde olgun...
Bıçkın, yeni parlamış, genç, heyecanlı, kontrolsüz, pek de korkulmayan, ama sevilen, milletin yav he he dediği...
Sen nasılsın?
:)
Toprağa çiçek tohumları ekmekle kendimi gömmek arasında bir yerdeyim.....
.s...n...¿
Bilmiyorum..
Eylülzedeyim !
Döküldü yemyeşil yapraklarım..
BaharSızım, sen nasılsın?
Bir intikam şiiri de yazabilirim sana, bir intihar şiiri de…
Sen nasılsın?
Adımız şaire çıkmış… Şair falanca? Burada…
Sen nasılsın?
Bir aşk şiiri de yazabilirim sana bir nefret şiiri de…
Sen nasılsın?