akşamüstleri hep yorgun ağaç yorgun hep rüzgar kararlı güneş, hep yeminli mavi de sanrı kuyuda üç nokta, akşamüstleri gibiyim işte üçüncü günü bir kelebeğin bi kitabın son sayfası uyutulan bi cümle.. peki, sen karanlıkta parlamayan yıldız ya sen nasılsın? ...özlem/
Yıllarca suladığım bir dalın artık yeşermediğini fark ettim. Kırılmadım… Sadece boşuna beklemediğimi anladım. Şimdi, kendi içimde açan sessizliği dinliyorum.
Gece, kelimelerini efkâra bulamış, yorgun bir sabahın sancısını çekiyor. Ben ise aklımın kördüğümleri arasında, neyi beklediğimi dahi bilmiyorum. Peki sen, karanlığıma sızan uzak ses... Sen nasılsın?
nasıl bir ufuk çizgisidir gözlerini çevreleyen kirpiklerin hayalin en güzel ninnisi uyku katili gecelerimin mayın tarlası gibi her yanı ağrıyan bedenimin ilacı merhemi ab-ı hayatısın
... incinen kanatlarla bırakıyorsun ya bizi yaşamsal mirasın köklerine inat gidiyorsun ya hani ne haldedir dünya, diye sormadan benden sonra... nasıl şimdi gül çehren ya ala duran çiçek? ya sen, sen nasılsın? ....özlemcay/
Kendi kuyusundan beslenir insan. Kiminin payına karanlık düşer kimi kuyusudan gökyüzünü temaşa eyler. . Kendi kuyumda, ruhuma dokunan rüzgarın vereceği kıvamı merak içinde bir hâl içreyim.
Bir kuyunun dibinden gökyüzüne bakar gibiyim sanki. Uzak görünen şeyler daha anlamlı geliyor artık. Dilim susuyor, içimdeki yolculuk devam ediyor gibi..
Peki... senin ruhunun kıyılarında bugün hangi rüzgâr esiyor?
...beni sorarsan gülümseyerek bakıyorum; bozgun yemiş şehrin mavi geceliğini itinayla sıyırırken gri duvağını siyah ellere bırakan gökyüzüne... ya sen, sen nasılsın?
Bıçak soksan gölgeme
Sıcacık kanım damlar...
.
Vatan'Sızı'm...
akşamüstleri
hep yorgun ağaç
yorgun hep rüzgar
kararlı güneş,
hep yeminli
mavi de sanrı
kuyuda üç nokta,
akşamüstleri gibiyim işte
üçüncü günü bir kelebeğin
bi kitabın son sayfası
uyutulan bi cümle..
peki, sen karanlıkta parlamayan yıldız
ya sen nasılsın?
...özlem/
Fena değilim.
Ülkem gibiyim...
Yıllarca suladığım bir dalın artık yeşermediğini fark ettim.
Kırılmadım…
Sadece boşuna beklemediğimi anladım.
Şimdi, kendi içimde açan sessizliği dinliyorum.
Peki ya senin içinde.. hangi ses var şimdi ?
İçimde çatırdayan kum saatini ellerimle sıkıca tutuyormuşum gibi
Gece, kelimelerini efkâra bulamış, yorgun bir sabahın sancısını çekiyor.
Ben ise aklımın kördüğümleri arasında, neyi beklediğimi dahi bilmiyorum.
Peki sen, karanlığıma sızan uzak ses...
Sen nasılsın?
Günahlarımın tacil edilen cezalarına sabrediyorum ve Allah'tan affımı talep ediyorum böyle iyiyim sen nasılsın?
duvarda asılı unutulmuş
ardı küflenmiş önü solmuş
tek tek ipleri dökülen
içten içe görmeye alışılıp yok yerine konan
eski bir duvar halısı gibi'yim
sen nasılsın?
Kitabımı açtım amin diyenler bölümüne geldim 4sayfa okudum duamı ettim içim rahat sen nasılsın?
nasıl bir ufuk çizgisidir gözlerini çevreleyen kirpiklerin
hayalin en güzel ninnisi uyku katili gecelerimin
mayın tarlası gibi her yanı ağrıyan bedenimin
ilacı merhemi ab-ı hayatısın
peki
sen nasılsın?
...
incinen kanatlarla bırakıyorsun ya bizi
yaşamsal mirasın köklerine inat
gidiyorsun ya hani
ne haldedir dünya, diye sormadan
benden sonra...
nasıl şimdi gül çehren
ya ala duran çiçek?
ya sen,
sen nasılsın?
....özlemcay/
Veresiye sürülen tarla gibi -;))
ayaklarım bedenimi gezdirirken ezber sokaklarında
ruhum yüreğinin yörüngesinde kaybolmuş bir göktaşı
ne sana ait ne senden gayrı
sen nasılsın?
Kendi kuyusundan beslenir insan. Kiminin payına karanlık düşer
kimi kuyusudan gökyüzünü temaşa eyler.
.
Kendi kuyumda, ruhuma dokunan rüzgarın vereceği kıvamı merak içinde bir hâl içreyim.
Sen nasılsın?
Bir kuyunun dibinden gökyüzüne bakar gibiyim sanki.
Uzak görünen şeyler daha anlamlı geliyor artık.
Dilim susuyor, içimdeki yolculuk devam ediyor gibi..
Peki... senin ruhunun kıyılarında bugün hangi rüzgâr esiyor?
Medeniyetten uzak bozulmamış bir kabile ile mimiklerimle konuşur gibiyim
sessiz harfsiz dilsiz...
yine de doymuyor içim susmalara...
sen nasılsın?
Bomboşum...
Bütün duygularımı yitirmiş, bütün duyularımı aldırmış gibiyim...
KayıpSızım, sen nasılsın?
Irmaklar geçiyor ruhumun kıyılarından. Elimde ince belli bardakla tavsan kanı bir çay. Şiire demleniyor yüreğim. Azadeyim!
Ya sen nasılsın?
Kalbimde kırılmış saatler var;
yine de zamanı güzellikten yana kurmaya çalışıyorum.
Bugün biraz daha hafifim…
Çünkü sevginin gölgesine sığındım.
Sen nasılsın?
bazen infilak eder suskunluğum
cesaretindeki çığlığa sığınırım
sırtımı sırtına dayıyorum
her daraldığında nefesim
sen nasılsın?
Kim kimi gerçekten merak eder ki
Şükürsüzlük hali gibi olmadan nasıl bahsedebilirim ki
Zirvenin nefessiz bırakan kibirli sarhoşluğu ile dibin ezici vurgunu arasında bir yerlerde sıkışmış halde! Ne gökyüzü taşıyor ne deniz kabulleniyor...
Ya sen nasılsın?
Kahvedeyim sahil kenarında birkaç insan tıkırdısı ve ben kafamı dinliyorum ve güneş batmak üzere... Sormasam olmaz sen nasılsın?
...beni sorarsan gülümseyerek bakıyorum;
bozgun yemiş şehrin mavi geceliğini itinayla sıyırırken
gri duvağını siyah ellere bırakan gökyüzüne...
ya sen,
sen nasılsın?
Çok çok iyi..
Unuttuğum bir hissi hatırladım.
Meğer bazı sözler insanın içine bırakılan küçük ışıklarmış.
...... gözlerimi yumuyorum tüm dünya ölüveriyor , gözlerimi araladğımdan yeniden doğuyor....
Gece tüm ağırlığıyla ruhuma çökerken, karanlığı boğacak o sessiz sabahın hasretini çekiyorum...
Peki ya sen...
Sen Nasılsın?
İyiliğin kıyısında, yorgunluğun gölgesinde oturuyorum diyelim.. oturduğum yerde seni görünce mutlu oldum Güldencim.:)))
Ya sen nasılsın?