Sabah,
ıslak bir taş gibi
sessizce oturdu avluya.
Gece boyunca yağan yağmur
toprağın kokusunu değiştirmişti.
Sanki ev
senden sonra ilk kez
başka bir şey hatırlıyordu bana.
Kapıyı açtım.
Eşiğin üzerinde
kurumuş bir yaprak vardı.
Ne içeri girmişti,
ne dışarı çıkabilmişti.
Uzun süre baktım ona.
Bazı ayrılıklar
tam da böyle kalıyor insanın içinde;
gitmiş sayılmıyorsun,
kalmış da değilsin.
Öğleye doğru
yağmur yeniden başladı.
Pencerenin camında
ince yollar açıldı.
O yollardan sana ulaşacağımı düşündüm.
Bir 'ara'.
Bir damla
diğerine karıştı,
hangisinin nereden geldiği
belli olmadı.
Belki insanın içi de
böyle bulanıyor zamanla.
Acıyla özlem,
özlemle hatıra,
hatırayla unutmak...
Birbirine karışıyor sonunda.
Bahçedeki gül
mevsimden erken solmuştu.
Dikenleri kalmıştı yalnız.
Eğilip bakmadım.
Çünkü bazı güzellikler
bittikten sonra bile
can yakmayı sürdürüyor.
Akşama doğru
evin içi biraz daha sessizleşti.
Duvarlarda
solgun bir ışık dolaştı.
Bir an
senin sesini duyar gibi oldum.
Dönüp baktım.
Kimse yoktu.
Belki de insan
özlediği sesi dışarıda değil,
kendi içinde düşüyormuş.
Sonra kapıyı kapattım.
Ama eşiğin üzerinde
o yaprak hâlâ duruyordu.
Almadım.
Bıraktım.
Belki bazı şeyler
yerinden kaldırılınca
gerçekten yok oluyor.
Ben henüz
seni yok edecek kadar
unutmadım.
Ve bazı vedalar
söylenmiyor.
İnsan yalnızca
bir gün fark ediyor:
Kapı hâlâ aynı yerde,
ev hâlâ ayakta,
yağmur hâlâ yağıyor...
Ama beklediği kişi
artık gelmeyecek.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 14.08.2026 08:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!