Bir umut ki vuslatını hasretle beklerdi.
Bir hasret ki firkatini umutla saklardı.
Umut firkati saklayana hakkıyla bilse
Hasret vuslatı bekleyene hakkıyla bilse
Un dediğin saflıktır, lakin deryada bir zer,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Ateş görmeyen akıl, kendi nefsini ezer,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Sır gibi saklanıyor varlığın ilk tohumu,
Beni yaşat, beni sev; benimle kal bu defa.
Atılan fikirle düşüyor ortak rahime,
Beni yaşat, beni sev; benimle kal bu defa.
Görünmez bir süzgeçte birikmiş yük kokuyor,
Beni süz, beni arıt; yükümü at bu defa.
Dünün tortusu, bugünün baskısı çöküyor.
Beni süz, beni arıt; yükümü at bu defa.
Önce alındı oyuncaklarımız, habersiz.
Uyutturuldu çınar; dallarımız sipersiz.
Söndürüldü feri gözlerimizin habersiz.
Bizi biz yapan ne varsa kılındı değersiz.
İsteme Rabb’in bu aciz kulundan,
Ümidini kırar da üzülürsün.
Tutmam, tutamam o sıcak elinden
Korkarım kavurur da üzülürsün.
Ege’nin en büyük vadi parkında yoldayım.
Vakit seher, saat altıya yedi geçiyor.
Dünün getirdiği yağmurun altındayım.
Şiir dinletileri kulağımdan geçiyor.
Vadi Parktayım yine; gücüle çıktım evden.
Hava birden buz kesti, yüzümü şöyle sürdü.
Gidince mahmurluğum, kendime geldim tezden.
Ağaçlar, otlar, taşlar her ne varsa ön gördü.
Gök döverken göğsüne,
Kamer vursun kalbine.
Lök çökerken ömrüne,
Can kussun en dibine.
Dönsün devran, yol dayansın
Zaman son raddeye varsın,
Dönsün evren, can dolansın,
Semalar şeddeye varsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!