Un dediğin saflıktır, lakin deryada bir zer,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Ateş görmeyen akıl, kendi nefsini ezer,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Ocak harlı yanarken, tencere derin sabır,
Kavrulup ağırlaşır, sanki dar gelir kabir.
Genzi yakar bir koku, edepten haber verir,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Yağ eriyip karışır, unla yek vücut olur,
Birey toplum içinde, kendi yerini bulur.
Nifakın ateşinde birlik rengi kaybolur
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Şerbet; sevgi demidir, dökülür ince ince,
Adaletle karılır, ruh huzura erince.
Ahlakın kokuları kesilirken derince,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Topaklanmak ayrılık, kaşık vurdukça dağıt,
Kardeşlik ikliminde, silinsin kara ağıt.
Bencillik çiğ hamur ne kalem ister ne kağıt,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Tabakta şekil bulan bu nizam hangi düzen;
Her kalıba girendir bunun tadını bozan
Helalleşen dillerdir, bu aşk bahrinde yüzen,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Mesut der, durma şimdi, bir el de sen at aşa,
Güzel ahlak süsüyle, bu hoş sofrada yaşa.
Adalet kalkan olsun, vurma başını taşa,
Kim pişiyor, kim yiyor, gör tadılmadan önce!
Kayıt Tarihi : 9.07.2026 10:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bir helvanın kavrulma sürecini; sabırla, edeple ve çileyle pişen insan ruhunun olgunlaşma serüvenine benzeten derin bir ahlak şiiridir. Bencilliğin ve ayrılığın çiğliğini kaşık vurdukça dağıtmayı öğütlerken, toplumsal huzurun ancak sevgi şerbeti, adalet ve helalleşmeyle tatlanacağını hatırlatır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!