Özlemler rüzgâr olup vuslat kokusu salmış.
İçe çekip, çekilip aşk kapısını çalmış.
Evelallah, eyvallah; hoş etmiş sefa gelmiş.
Korkular ayna olup tüm yüzeyini girmiş.
Bir tezat ki kusarken ev eşyayı, möbleyi,
Ara da bul içinde aşkla duran kıbleyi.
Gömülen her bir zihin, kurbanı imiş süsün,
Allayıp pulladıkça esiri olmuş lüksün.
Nem mi kaptın ey evvelden dizleri sancılı;
Kırılan ar damarlarını tek, tek say gitsin!
Şems ırak mı ırak beklenilen hâl acılı;
Hâlinden anlamayanın altından kay gitsin!
Adımı toprak koydular,
Beni bir de benden dinle.
Ne baktılar, ne duydular,
Beni bir de benden dinle.
Üzülme yâr, güneşle bir, yeni gün doğar yarına
Buzlar erir, bahar gelir, sevince boğar yarına
Bilinmez ki bugüne dek, kaç mevsim dolanıp geçti
Ve kaç mevsim daha kalır, kaç bahar sığar yarına
Hançerden keskindir sevdanın gözü,
Beraber bakalım tut yüreğimden!
Çile âşığa yol, vuslat can özü,
Beraber çekelim tut yüreğimden!
Dünya, dünya dediğin ne ki; iki kapılı han.
Masumiyet girerken bir mahcubiyettir çıkan.
"Ben" diye sevdiğin, tatlı su içip kanılmayan.
’Sen’ , ’sen’ diye buğzettiğin, tuzlu su "BİZİ" yakan.
Zemheri soğuğunu kırmış ocakta bir har,
Yanaşır her gün biraz daha ikinci bahar,
Cemreleri say, Recep ile açar üç aylar,
Mübarek kokusunu içe çeker gibiyiz.
Az gittim uz gittim.
Dere tepe düz gittim.
Dönüp ardıma baktım ki, ne göreyim
Gide-gide bir köyün birine varmamış mıyım
O köye bir dev dadanmış.
Bir umut tohumu ek, ya tatlı ya da acı
Hasadını beklerken suyunu ihmal etme
Tevekküldür cansuyu, yoktur başka ilacı
Umut biçecekken şifayı halel getirtme




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!