Ne zaman bir ceylan su içmeye inse
Peşinden boz yeleli bir aslan gelir.
Asaletinin verdiği duygu ile
Hamile olup olmadığını bilir.
Hamileyse yırtıp parçalamaz
İşte geldin işte gidiyorsun ey sevgili Ramazan!
Biliyorum,seneye yine geleceksin;fakat
Bilmem bulabilecek misin beni
Yeniden geldiğin zaman?
Yeniden sothbet edebilecek miyiz?
Yüzüne gülümserken kabir
Nedendir yüreğindeki bu kibir?
Neden kusuyor yüzün öfke ve kin?
Ölüm takmışken boynuna zincir
Ey nefsim!
Ey rüzgâr!
Nasıl esersen es;
Şikâyetim yok senden;
Çünkü kırılan ben olsam da
Kıran benden.
Ah ile vah ile geçti bu ömrüm,
Gök denizden karayel geçmiş gibi.
Hayat içinde bir mutluluk yoktur,
Yâr elinden bir tas su içmiş gibi.
“Her canlı ölümü tadacaktır.”
Hüküm kesin ve herkesin başında;
Açılınca dünya kafesi
Bir anda uçar kuş
Duyulur ölümün çıtırdayan sesi
Ve verir kalbim son nefesi…
Hiç ağlamayanlar,yüreği taş olanlardır
Mel’un gibi.
Boğulur ağlayanların gözyaşlarında bir gün,
Hayatında bir kere bile ağlamayan
Ve denizin gözyaşlarında boğulan
Firavun gibi…
Fırıldak,
Dönüyor rüzgârda fırıl fırıl
Döndürüyor bazı yüzleri de
Kendi ekseninde pervane gibi.
Sonra kapkara gölgesi düşüyor
Geldim geleli şu yalan dünyaya,
Niçin ben olurum her gün muzdarip?
Sorun beni tanıyan her aynaya,
Var mı dünyada benim gibi garip?
Ak düştü hem kışıma hem yazıma,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!