Öldürücü darbelerle kırk yerinden
Kırdılar mı seni ey dağlanmış kalbim?
Bir sağnak fışkırıyor kor gözlerinden
Ustası kim,seni kime götüreyim?
Gittim mi bir kere
Yalvarsan da gelmem.
Kırılan cam toplanır;
Fakat kırılan kalp,
Toplanır mı bilmem.
Kırmızı gül
Kar gibi ak
Kadife gibi yumuşak
Yumuşacık
Dikensiz…
Geçti yaz,geldi sonbahar
Sararan ayva mı,
Kızaran nar mı?
Gelen kış mı, yâr mı?
Yâr şöyle dursun
Usul usul yağarken,
Severim sesini yağmurun.
Ninni gibi gelir bana.
Kokusunu getirir ,
Bahçedeki ıhlamurun.
Hayalin gelir birden aklıma.
Üfleyince boruya bir gün görevli melek
Ne canlar kalır ne cananlar ne de nuh felek
Tamam olunca vakit,savrulacak gök ve yer
Uçup gidecek bir anda umut ve hayaller.
Ben bir çınarım
Yaprakları dallarına
Dalları gövdesne
Gövdesi köklerine
Kökleri toprağa bağlı
Öksüz kaldım annemden küçücük yaşta
Emanet ettim tüm sevgimi ben ele
Uyudum başımı koyup kara taşta
Sarıldım anne diye dikenli tele
Bütün köprüleri attık tek tek acımadan
Dokunmuyor parmak uçlarımız birbirine.
Kalabalıklar içinde yalnız kaldı insan
Elle değil,arabayla gidiyor kabrine.
Gülüşün kafiyeli şiir gibi
Gözlerim gözlerine esir gibi
Kaşların,saçların,gözlerin,ruhun…
Oku oku yaz, bitmez nesir gibi..
Haydi gel bana şöyle bahar gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!