Ben bir bahçıvandım sessiz ve kendi halimde
Çalışıyordum; karnım yarı aç, yarı toktu.
Çok güzel güller yetiştiriyordum bahçemde
Hiç kimsenin canında,malında gözüm yoktu.
Hangi sebeple çıkardın beni işten usta?
Fark etmez,ister kışın ister yazın
Ölürsem mezarımı derin kazın
Bir gül dikin mezarımın başına
Mezar taşıma hiç gülmedi yazın.
O gül benim gülmediğimi bilsin
Gönlümün mehparesi
Aşkımın çilehanesi
Vatanım!
Helaldir sana kanım
Fedadır sana canım
Vatanım!
Alimler ilim bilmezdi
Kişi kendini bilmezdi
Zihin göyaşın silmezdi
? işareti olmasaydı.
Cehalet ki, hep önlerde
İyiliğe niyet edeceğim,
Darlıkta kanaat edeceğim,
Bollukta şükredeceğim,
sıkıntıya sabredeceğim,
Varsa hatalarımı kabul edeceğim;
Aza kanaat edeceğim,
Aylardan şubat…
Yazdan kalma bir gün…
Yer Uncalı Mezarlığı…
Mahşeri bir kalabalık…
Beyefendi eşraftan…
Hatırı sayılır zenginlerden.
Sultanım!
Can bulur sende can,
Gövdesinde bin ayı barındıran,
Sende inmeye başladı Kur’an.
İnsanları miraca götüren Burak’sın,
Sırr-ı Kur’an’sın,
Kar yağdı dumanlı dağlara
Zehir katıldı ballara,yağlara
Hüzün indi bahçelere bağlara
Sus ey bülbül,ötecek zaman değil!
Çırpınıp neden tüylerini dökersin
Nasıl ekmek olursa hamur, pişince
Hadden geçerse şiirdir ham düşünce.
Varsa içinde kabalık,edepsizlik;
Bu, şiir değil, okuyana işkence.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!