Artık mevsiminde doğmuyor güneş
Şimdi sevsen de bir sevmesen de bir.
Yakıyorken umutları kor ateş,
Getiriliyorken üstüme tekbir,
Şimdi sevsen de bir sevmesen de bir.
Hiç kimseciklerin umurunda bile değil,
Âşık bülbül dalda ah çekip de şakıyor!
İçine konduğu kaba benziyor her şekil,
Herkes olaya kendi açısından bakıyor.
İnsanlar vardır:
Silik,
Sıradan…
Malda, mülkte; makamda,mevkide
Gözleri yoktur.
Söz etmezler paradan.
Anlatma en yakınına bile sırrını,
Söyleme saçının teline bile.
Anlatır diğer saç tellerine;
Söyleme sırrını rüzgâra,
Rüzgâr fısıldar ağaçlara,
Ağaçlar anlatır kuşlara,
Sisli bir sonbahar günü yaşıyorum ülkemde,
Yaprak ölüleri yüzüyor durgun sularda.
Konar mı bizim de başımıza talih kuşu,
Verir mi bir gün kara günler son nefesini,
Bil ki duyacak Mevla’m gariplerin sesini.
Karanlıkları giydim ben
Güneş küstü bana,
Görünmüyor…
Ay kral,
Yıldızlar kraliçe…
Yıldızyağmuru yağıyor her gece üstüme,
Askerlerin miğferine
Arabaların tekerine
İçtiğim çayın şekerine
Seni seviyorum yazacağım.
Ağaçların dalına
Şu karşıda bir yüce dağ olsam
Çevresinde mor sümbüllü bağ olsam
Bil ki,yine seni seveceğim ben
Dirilip de de yeniden sağ olsam.
Ey yâr!
Bilmem ki nicesin?
Ne âlemlere sığarsın
Ne de akıllara…
Fakat




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!