Sonbahar geldi,
Hava hafiften soğuk.
Solgun karanfil,
Yaprak saman sarısı,
Topraksa koyu yeşil.
Tatlı çocuk,güzel çocuk,şirin çocuk;
Niçin hep feryat edersin,nedir derdin?
Neden gözlerin hep yaşlı,benzin soluk?
Kızdım mimara,hem de çok kızdım
Tavanda bir ip bağlayacak yer yok diye.
Eskiden evin tavanına asılırdı torbalar
Evin duvarına asılırdı tüfekler.
Boynum yanımda ama;
İpi asacak yer yok.
Dağ,taş,dere,tepe,diken,yağmur,çamur…
Tek başıma yürüdüm ben bu yollarda
Yayan.
Sen yoktun yanımda.
Elim,ayağım,bütün vücudum kapkara
Saçlarım bembeyaz…
Bazı insanlardan
Öyle nefret ettim ki,
Onlarla birlikte yaşamaktansa
Baykuş gibi,
Bir ormanda
Birleştirdi bizi bu vatanda kader.
Üstünde biz varız,
Altında şehitlerimiz yatar.
Allah’ımız tek,bir
Kitabımız tek,bir
Bayrağımız tek,bir
Seviyorum demek kolay;
Fakat sevdim demek zor.
Birincisi dudağın işi
İkincisi kalbin…
Dudak yalanın evi,
Sana öyle bir övgü düzeyim ki
Övgünün en sırlı zirvesi olsun.
Aşkını kalbime öyle yazayım ki
Aşkın en ateşli evresi olsun.
Karanlıkları giydim ben
Güneş küstü bana,
Görünmüyor…
Ay kral,
Yıldızlar kraliçe…
Yıldızyağmuru yağıyor her gece üstüme,
Sapladılar seni kor yüreğime
Kara saplı bir bıçak gibi ey yâr!
Kapkara bir su gibi damlattılar
Şu öksüz yüreğimin otağına.
Çözülmez yüzüm buzu,olsa da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!