Güneşin doğuşunu,batışını;
Kalbinin atışını görüp de
Nasıl kaleme sarılmaz insan!
Masmavi bir denizin kıyısında ve dalgın,
Otururken anılar geçti aklımdan bir bir.
Hücûm ettiler beynime sanki birer salgın
Gülümser iken tatlı tatlı yüzüme kabir.
Kalp kırıldı mı viranedir kırana,
Hep”ah”tır ağzından çıkan, duyana!
Dünya bir durak,hayat bir”an”dır.
Kalp kırmak bilir misin ne yamandır?
İflah etmez kıranı…
Felç etmiştir kırık, sol yanını.
Kalbin ağır çalışıyor, ritmi bozuk diye,
Gün verdiler on iki Aralık on yediye.
Taktılar benim yorgun kalbime bir kalp pili
Çözülüverdi birden kalbimin suskun dili.
Başımda pervane gibi döndü oğlum,eşim,
Güneş Ay ve yıldızlar
İçimde biret anıttır.
Çocuk ağlaması,
Kedi miyavlaması,
Köpek havlaması
Yaşadığıma birer kanıttır.
Benim kim olduğumu biliyor musun?
-Hayır,senin kim olduğunu bilmiyorum
Ama kendi kim olduğumu biliyorum.
Bir garip yolcuyum ben,
Âşık Veysel’in dediği gibi:
Eski tadında değil artık tuz
Yoruldu denize koşan ırmak
Kız oğlan oldu,oğlan kız
Bir hüzün düştü toprağın kalbine
Pencereler çaresiz.
Çığlık!
Bir daha
Bir daha…
Çiçeklerin gözü yaşlı,
Mezarlıklar kalabalık…
Ne zaman bir umut yakalasam sularda
Terk etti beni sular,nereye baksam kar
Bir bergüzar bıraktım sana uykularda
Yaladı yüzümü bu uykularda rüzgâr.
Ey ulu hakan Sultan Abdülhamid-i sani!
Çöktü senden sonra Devlet-i Âli Osmanî
Devleti on yıllarca koruyan koca sultan,
Uyduruldu hakkında onlarca yalan dolan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!