Yaram mı kanıyor
Yoksa kalbim mi anıyor senli günleri bilmiyorum.
Kusur gibi duruyor karşımda sana olan sevdam
Herkes bir yerlere yetişme telaşında, bense cesedimi terk eden ruhumu arıyorum köşe bucak.
Dönüp dolaşıp sana gelen ve senin aslında hiçbir zaman sevdalanamadığın ruhumu...
Ben seni mi, yoksa sende unuttuğum deli dolu ruhumu mu özlüyorum bilmiyorum.
Ama yıllar sonra bir cesaretle sana açtığım kapıları yüzüme kapattığının gerçeği; beni nazikçe koyduğunun kanıtıdır bunu biliyorum.
Yıllarca seni iliğimde, kemiğimde hissetmiş olmak, benim kendime bile itiraf edememiş olduğum bir hastalıkmış.
Hani kelebeğin rüyası filminde "Hastayız biz" sözüne karşılık "Hayır aşığız biz" sözü söyleniyordu ya; ben tüm hallerimi aşka yormuş, sevgisizliğine kör kalmışım.
Bir duygu, bunca yangınla tek başına yaşanmaz, o da hasrette, o da sevda da diyerek gerçeğe engel olup duvar örmüşüm.
Hâla anlam veremesem de kalbimin hiç olmadık yerlerde çırpınarak beni nefessiz bırakacak kadar, kendimden geçirecek kadar seni hissetmesine, tek bir şeyden eminim artık; ruhuma değen, kalbimi çıldırtan her ne ise senin ruhunun ruhuma değmesi yahut hasret ateşin değil, bir imtihandı.
Beni hem ben eden hem kendimden geçirip, halden hale sokan bir imtihan.
Utanıyorum!
Seni sevmiş olmaktan değil ama; beni hiç sevmemiş bir adamı yıllarca huzursuz etmiş, rahatsız etmiş olmaktan.
Sanmaktan, sanrılarımın ruhumda onulmaz yaralar açmış olmasından.
Utanıyorum!
Seni sevmiş olmaktan değil; g/özümün senin dışında kimseyi göremiyor ve kalbimin senin dışında kimseyi sevemiyor oluşundan.
Bu günlerde hissiz dolaşıyorum.
Ateş değil, heyecan değil, hüzün değil, ne olduğunu bilmediğim karmakarışık düğümler zinciri.
Eskiden ne vakit Ruhi Su; sazı eline alıp "Gel benim derdime bir derman eyle" diye girse türküye, içimde hüzünle karışık bir huzur, yüzümde aptal bir gülümseme belirirdi. Şimdilerde ise derin bir boşluk ve sükunet hissediyorum.
Sanırım senin beni sevmediğinin idrakine varınca ve bu gerçek bir tokat gibi yüzüme oturunca kalbim iplerini koparmaya başladı.
Ruhum hala çırpınsa da nereye olduğunu bilmediğim bir yolculuk başladı ömrümde.
Hoyrat ellerde incitilmiş, bir sevda eşiğinde erimiş, kendini ve yolunu kaybetmiş ömrümde.
Bu gün kandil, seni tanıdığım günden beri ilk defa seni değil de seni unutmayı dileyeceğim ilk kandil.
Yazdıklarının bana değil, aslında sevdalandığîn başka bir kadına ait olduğunu fark ettiğimden, sevdiğin her kimse ona kavuşmanı ve mutlu olmanı dileyeceğim bir kandil.
Kandilin kutlu olsun sevdiğim, benden kurtuluş günün kutlu olsun.
Dünyan da Ahretin de mutlu olsun sevdiğim.
Yurdun sevdiğinin göğsü olsun...
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 18:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!