insan
hep bir yanı eksik yürür hayatta
göğsünde unutulmuş bir boşluk
çocukken kaybolan lego parçası gibi
ne yapsa denk gelmez
ne yapsa uyduramaz o boşluğu
bana bir cümle kur
kesilsin, yer çekimine karşı gelsin, bedenim
kuşlar kadar özgür olsun
denizler kadar derin
ruhum kadar ince olsun
ey kadınım
Bazen bir gölge olur zaman
Geçip gidenin ardından el sallar sessizce yelkovan
Sen beklerken dalın kıpırtısını
Rüzgar çoktan taşımıştır yaprağı başka diyarlara...
Bir söz yetmez anlatmaya
her mevsim yarım bir tablo gibi
Monet’in sisinde kayıp bir siluet
ve ben,
Mecnun’la Goethe arasında
iki zamanın kıyısında seni bekliyorum.
sen yoksun ya
Gözlerin ufuklara dalarsa bir gün
Aklına gelirse maziden kalan bir dün
Sakın ola ağlama!
Seninle yaşıyor bilesin, bu kalp her gün
....
Koynuna aldığında maziyi aşkla düşlüyorsan
Dünyanın dönüş hızını yavaşlattı
Saatte ki hızı azaldı, çıtanın
Emeklemekten vazgeçen bebeğin anne kucağına paytak koşması bile
zaman alıyordu artık
İnsan bekleyince zaman duruyor
Neyi beklediğini bilmeden...
Siyah hayatın, beyaz düşleri
Cam kırıklarının üstünde yalın ayak koşar gibi
Hayat ne zordu...
Beyaz gelinliğin hayalini kurarken
Beyaz kefeni arzulamak
İnsan mukaddes bir varlık idi
İzzet makamından
Zillet makamına geçmenin
tesiri altında,
geçen bir günün, ardından
Dibine ışık vurmayan mum, tadında
Şu an zaman.
O tren uğultusu içimde hala
Bir şarkı gibi değil artık—bir sessizlik
Geçip giden her vagon, bir anı
İçinden geçmediğim şehirler kadar eksik.
Raif Efendi’nin suskunluğunda buldum kendimi
Bir cümleye sığmayanbama anlatılmaya da kıyamayan
oysa bu aşk
gül-i bâdâm gibi açmış
şiirleri yaşatacak
şairlerin ilhamı olacak
miski amber kokusu ile
gül ile bülbül aşkını kıskandıracak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!