Yüksekliği tutmayan merdiven basamağı
mutlaka takılacak ayağın
günün birinde
ihtişamını kaybetmiş olsa da
zaman içinde aşk
dokunduğu bir yere değecek gözlerin ve
kirli bedenlerde kırılıyor aynalar
en olmaması gereken vakit
vur kendini köpek öldüren sevdalara şimdi
sualsiz ve hesapsızca sadece kendin
ne kadar sarhoş olabileceksin
beden ağır zaten çabuk demler
nereden geldiğini anlamadığın
yağmur tanesinin ilk burnuna vurması
herşey tesadüfleri sever
adımlarının hızlanması
yağmurdan değil aslında kaçış
her insan yağmuru sever
İçimde ciddi bir burukluk söz konusu.
İsyan etmek yerine,
Şükretmeyi tercih ediyorum.
Kalbimi telkin ederken,
Ruhuma narkoz,
Verildiğini hissediyorum.
Ciğer ve kedi meselesi
Mundar olacak, o kadar çok şey varken
Aşkı mundar etmek bu olsa gerek
Dokunamadan sevmek…
Bir zamanlar diye başlamak ne acı
Kahkahalar uçuşurdu, kaşık seslerinin arasına
Gülüşler dökülürdü ekmek kırıntılarına soframda
Şimdi, sessizlik çöküyor çayın buğusuna
İnsan yaşlandıkça yalnızlaşırmış
Gençliğimde gölgelerimiz ne çok kalabalıktı
Yıpranışın ve çırpınışın
son simgesiydi...
Ama bir gül vardı elinde,
hemde bembeyaz bir gül,
Tutuşu bir isyanı anlatıyordu...
Harman olmuş düşünceleri,
Gece karanlığının, aydınlığa çıkmasını
beklemek!
Karınca hızında olsa da,
geçmeyen zaman...
Sükutun içinde,
gecenin çığlığını kim duyar?
Dönseydi,
güz ayları yüzünü bahara,
Açar mıydı? Güller!
Kerem olanın, aşkına şahit olsa!
Dilşad, olsak da
Cefasından başka,
Gökyüzünde alabora olmuş
yağmur bulutunun
varamadan toprağa buhar olmuş
yağmur tanesi
tadında hayat
hayat dediğin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!