Esrar vuruyor geceleri yüzüme
Sokaklar susuyor,
sisin içinde.
Konuşmuyorlar .
konuşamıyorlar,
belki de...
Kim uyandırdı?
Nü resmin bakireliğine dalmışken,
kim sildi Mona Lisa'nın yaşlarını
bir fırça darbesi ile
kolay mıydı, hayata dokunmak.
Rüya gibi geldi
La Fontaine masallarından sıyrılmış
hayatın içinde var olmanın
heyecanını kaybetme...
mutluluk!
çocuk ellerinden sıyrılan uçurtmanın ipi
sıkıca sarmazsan bir anda kayı verir ucundan parmaklarının
Herşeyini verdiğini zannettim!
Oysa;
Hakikat öyle değilmiş,
En yakın sandığım da seni
Bütün mesafelerin ötesindeymişsin...
övgüyü bekleyen sadist ruhunun
içinden fışkıran alev topu
insanlığı yok edecek kadar güçlü olmasını hayal ediyordun!
Tanrı'yı hükümsüz bırakmak istercesine
kaynağını bilmediğin bu gücün dile vurumunda
kelimeler dökülürken ağzından
Yâr olup geçmedin bir defâ olsun yolumdan
Saçların süzülür hâlâ unutulmuş zamandan...
Kaşların çizdi kaderi el değmeden suya
Gözlerinle daldım hüzünlü bir rüyaya...
Şimdi ben hatıralarla anarken kayıp zamanı,
Levḥ-i kalemde duymadığın son sözüm kaldı.
Zihninde yankılanır susturduğu her ses,
gündüzün kalabalığına sığmayan düşünceler
şimdi geceye sığınır.
Duvarda asılı gölgelerle tartışır insan
biri ona
kendisi olduğunu hatırlatır.
bir gölge yükselir Acem Dağları’ndan
gönlümün silüeti düşer
karla örtülü yamaçlarına.
uğur böceklerini kıskandıran
kırmızı dudakların
yarım kalmış bir ezgiyi fısıldıyor
hakikatten uzak kaldığın, aşkı
batarken güneş ufkunda
kaldığım ayazı
hayalinin mazide kalmadığını
söylemek istedim
bu şiirde, yâr...
Bir fırça
bir tuval
birkaç kırık düş.
Gözlerimde yalnızlık
ellerimde üşüş.
Kadınlar ağlamaz derler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!