Engel olamıyorum, isyanıma
Tanrı ile aramı açma!
Yaşlanıyorum,
her dakika bir yıla bedel
yokluğun...
ne sevdim diyebildim
ne unutabildim seni
kalbim
bir kilim deseninde eksik ilmek
söylenmeye unutulmuş bir ninni gibi
zamana yenik
Ruhum yorgun,
geceler sessiz,
içimde derin bir iz.
Bir yanım umut ararken,
bir yanım geçmişe yenik.
Hayat geçer,
yalnızlık
tütsü dumanı gibi yayılır içime
mor bir rüyanın kenarında beklerken...
ay
ince bir keder gibi sızar gökyüzüne
içimde
Sustum, çünkü kelimeler ağırdı
Bir yaprak gibi düştü sesim taşlara
Gecenin alnına yazılmış bir yalnızlık
Kendini saklar sokak lambalarında
Rüzgâr, adımı unuttu bu gece
Yıldızlar tanımıyor artık beni
Öldüğüne mi sevinmeli?
Sevdiğin için mi!
Ölmeli ?
Bilmediğimizin ve bildiklerimizin toplamı
Sağlamasında eşitlik vermiyorsa
Hiç bir anlam ifade etmediğini
Silahı daya başıma,
Şarjöre kurşun değil son sözlerini koy…
Hiç duraksama
Göz kapakların değmesin birbirine
Vazgeçersin belki
Çek tetiği dön ve yürü...
Bir dağın tepesinde esen rüzgâr gibiyim
adımı hiçbir duvar tutamaz
Tenimde değil, düşüncemde saklı zincirler
çözülmezse kelimelerle
kanar sonsuzca...
Gökyüzü eskisi gibi mavi değil artık
Arşa baktığımda füzeler süzülüyor
Ve ben, küçücük ellerimle
Barışı çizecek bir kalem arıyorum
Bir kuş geçse gökyüzünden
Korkup yere eğiliyor başım
Her zaman olduğundan
daha fazla,
Arzu ve istekle
Lavanta sapı ayracı ile
bıraktığı sayfa da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!