Gökyüzü eskisi gibi mavi değil artık
Arşa baktığımda füzeler süzülüyor
Ve ben, küçücük ellerimle
Barışı çizecek bir kalem arıyorum
Bir kuş geçse gökyüzünden
Korkup yere eğiliyor başım
yalnızlık
tütsü dumanı gibi yayılır içime
mor bir rüyanın kenarında beklerken...
ay
ince bir keder gibi sızar gökyüzüne
içimde
Her zaman olduğundan
daha fazla,
Arzu ve istekle
Lavanta sapı ayracı ile
bıraktığı sayfa da
Kimseye yazılmasın bu şiir
Ne bir sevgiliye, ne de eski bir hatıraya
Sadece sabaha
Yüzünü yeni yıkamış zamana…
Bir dalgıcın sessizliğine benzer bu an
Kararsız ve neşesiz hal içinde
Gri mi? Siyah mı? Olduğu kestirilemeyen
öfkesinden uğultu çıkaran, gün batımına doğru
ardı ardına dizilmiş bulutlar
geçiş töreni olmalı gelecek olan içini doldurmuş yağmur bulutlarının
Bekliyor deresi kurumuş değirmen geçiş töreninin bitmesini
Bugüne de kederle karşıladık
hamd olsun...
Dünü öldürürerek,
bugünün ölümünü yarına bırakarak...
İki yakasıyız
aynı nehrin
su akar aramızdan
ben
seninle aynı suda ıslanıp
farklı kıyısında kurutuyorum hasretimi...
Yüzünde beliren, vazıh ifaden
Belli ki teessür etmeden gideceksin!
Beklenmedik borana kapılan
yönünü ve insicamını kaybedecek olan
benim, elbette.
Düşüyorum, seyir defterine notumu
Kaotik ilişkilerin çözümü ve çözüm yolları,
Evrim ile birlikte gelişen duygusal bağlar,
Zaman değişimin annesi mi?
Telaffuz edilen kelimelerin evrende kapladığı alan, kaç lira eder?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!