Bazen umut, rüzgârın en nazlı haline bürünür,
Bir kuytuda uyanır, sessizce beklerken,
Gönlüm, hüsranın buz dağlarında yol alır,
Ve sevda, kırık bir aynada kaybolur, bir hiçken.
Geceler siyah bir örtüyle sarar beni,
Yağmur inerken sükûtla şehre,
Bir kara çocuk eğilmiş zamana.
Avuçlarında tövbeler, gözlerinde umut,
Kırık aynalarda kendini aramakta.
Her damla, kalbimde bir dua olur,
Ey sükûtumla konuştuğum yârin adı,
Vefâdan bihaber, rûhumda yâd adı.
Ne bilsin aşkı, kalbi körelmiş olan,
Bir tebessümle kandı, irfândan yoksun kalan.
Ben bendim; hilm ile sabrı harman ettim,
O dua, tövbe ettiğim ilk gecede doğdu.
Kelimeler dizime düştü birer birer.
Gözyaşım kıbleye döndü,
kalbim ilk defa yüzünü yıkadı.
Ve tam o anda —
bir ışık geçti içimden,
Küllerinden doğar bir şehir, sessiz ve vakur,
Her sokağında bir dua, her taşında bir huzur.
Bir çocuk bakar göğe, gözlerinde “sabır” durur,
Ve gökler şahittir: Zulüm geçer, iman kalır, gurur.
Bir annenin elleriyle başlar dirilişin sesi,
Sen kendini,
Benim gözümden bir an olsun göremedin,
Mazursun.
Ben seni kalbime sığdıramadım,
Rabbime anlattım, mazursun.
Dün yine karşıma çıktın bir sokağın ortasında,
Gözlerimi kaçırdım, telaşla başımı öne eğdim.
Baksam, o dinmeyen hasretim sokağa taşacak,
Baksam, oracıkta yıkılıp kalacaktım.
Görmesem, sol yanımda amansız bir kış kıyamet,
Görünce aklım, fikrim, yüreğim darmadağın...
ben bütün ezberimi o vestiyerde bıraktım leyla.
hangi sokak denize çıkar,
hangi vapur lodosu yer
unuttum.
1.
Varlığın ufkumuzda sönmez bir saltanattır,
Seninle aynı mekân, rûha bir binâ-yı devlettir.
2.
Sükûtun dahi bir dildir, o sessiz tavrın dâvettir,
Bu mağrûr duruşun bize, en büyük kuvvet-i kudrettir.
Bir vuslatın kıyısında değil miyiz şimdi,
Ne tam yakın, ne de uzak düşmüş kalbimiz.
Sen kendine yürürken sabırla,
Ben seni, sen olduğun gibi beklemekteyim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!