Kara Çocuk 3 Şiirleri - Şair Kara Çocuk 3

Kara Çocuk 3

Geceye geç kaldı bir otobüs;
camlarında buğu, içimde yorgunluk.
bir adam indi — ben
bir şehrin unutulmuş duraklarından birinde,
ceket cebinde kırışmış bir bilet,
tarihi silik, gideceği yer: sen.

Devamını Oku
Kara Çocuk 3

yağmur yeni dinmişti,
kaldırımlar kendi yansımasını siliyordu.
durak boştu;
bir bank,
ve üstünde ıslanmış bir hatıra.

Devamını Oku
Kara Çocuk 3

bugün o otobüse yine bindim.
rüzgâr, geceden kalmış gibiydi;
şehrin sokak lambaları hâlâ uykusuzdu.
ters koltukta oturdum bilerek —
çünkü bazı yollar,
geri gitmek için vardır.

Devamını Oku
Kara Çocuk 3

bugün o otobüse yine bindim;
senin artık burada olmadığını bilerek.
ama yokluğun, yerini terk etmeyen tek yolcumdu içimde.

başka yüzleri görmemek için
yola bakarak oturdum;

Devamını Oku
Kara Çocuk 3

Onu hep aynı otobüs durağında bekliyordum…
Bazen sabahın gri sessizliğinde,
bazen gece yarısının titreşen sokak lambaları altında.
Her seferinde
“belki bu kez gelir”
diye içimde ince bir umut kırıntısı taşıyordum;

Devamını Oku
Kara Çocuk 3

Geceler ağırdır…
Söyle gönül: Hangi karanlığın altında eziliyorsun sen?
Hangi suskunluk, göğsünde kör bir taş gibi
hiçbir sabaha çözülmeden duruyor hâlâ?

Kaç kez kendi gözyaşında arındın da

Devamını Oku
Kara Çocuk 3

I
Yâ İlâhî feyz-i aşkın kalbe bir dermân imiş,
Zemzeme sükût içinde gizli bir fermân imiş.
Mülk-ü dünyâ bir hayâl, her zerresi hicrân imiş,
Vahdete ermek rûhun en kutlu bir seyrân imiş.
​II

Devamını Oku
Kara Çocuk 3

Rüzgârın dizinde sustu sabah,
Bir ses düştü ardımdan — yorgun, mahzun.
Döndüm; gözlerinde bir hastalığın hüznü vardı,
Sanki dua eder gibi bakıyordun,
Benim hâlimi değil, kalbimi yokladın.

Devamını Oku
Kara Çocuk 3

Seni sevmek; Anadolu’nun sabır nakışlı kilimlerinde
En temiz Türkçeyle bir dua okumak gibi .
Gözlerin; Aksaray’ın ayazında içilen bir bardak demli çay,
Gülüşün; bozkırın ortasında ansızın açan o mağrur çiçek.
Yavuz Bülent’in diliyle diyorum sana;
Öyle duru, öyle ak, öyle bizden...

Devamını Oku
Kara Çocuk 3

Ben, bu loş odanın duvarında ağlayan zaman,
Ben, sükûtun cıvaya hapsolmuş yorgun yüzüyüm.
Hangi suret düşse camıma, bir yanılsama, bir yalan;
Asırlardır beyhude bir bekleyişin, buz tutmuş gözüyüm.
Nice yüzler eskittim bu varaklı çerçevenin içinde,
Nice vedalar gördüm, nice sahte tebessümler.

Devamını Oku