Bir tren gecikti o sabah.
Sinyal karardı;
içimde uzun bir kırmızı yandı,
sonra sustu.
İstasyon sessizdi.
Bir gün doğdu kalbimin en derin yerinde,
Ne mevsim vardı o an, ne vakit…
Sadece bir isim fısıldandı içimde,
Ve ben o ismin yankısında seni duydum.
O günden beri hiçbir sabah sıradan değil.
Sana sessizce yaklaştım,
Bir dağın gölgesinden geçer gibi,
Bir çiçeğin duasına konar gibi...
Sen bilmeden,
Ben seni kalbime alırken,
Rüzgârdan bir tül geçiyordu alnımdan.
Gazel
Sanma zâlim, akl-ı cüz'î âleme serdâr olur,
Zann-ı fânîye uyanın âkıbeti hâr olur.
Sen nesin kim kudretinden dem urursun bî-haber,
Bir sessizlik var sayfaların arasında,
Her kelimeme dokunan ince bir bakış gibi.
Biliyorum, sen geliyorsun gizlice,
Şiirlerimin kıyısında duran bir yolcu gibi.
Her dizede senin adının yankısı var,
Vakit sızıyor pencerelerden, bir leke gibi yayılıyor sokaklara;
Saatler; kurumuş bir nehir yatağı, akmıyor, yalnızca bekliyor.
Bu gece yirmi bir aralık; karanlığın kendi zirvesine kurduğu o devasa taht...
Cebimde yumruk yaptığım ellerim, aklımda o zehirli dolunay sessizliği.
Yol boyu dilsiz binalar, sağır raylar ve içimde bitmeyen o isli rayiha...
Şehit olsam,
Ardından ağlayan sevdiklerim...
Koksa toprağım al bayrak,
Memleket havasında.
Düşse göğsüme bir hilal,
Yıldızlar örtse kefenimi usulca.
Seher vakti vardım şehre, ufuk nura boyandı,
Her taşında bir zikr vardı, gönlüm aşkla uyandı.
Bir ney sesi dolaşırken gönlüme ince ince,
Ruhum semaya kalkar, döner Hakk’ın dizince.
Mevlânâ dergâhında sessizlik dile gelir,
Ağaç dalları eğilmiş, bakıyor pür-hâleye,
Gök sefâ çekmiş, nazar kılmış o meh-işgâleye.
Aşk ile yanmış gönül, nûr olup düşmüş semâ,
Bir tecellîdir zuhur eyler bu âb-ı bâleye.
Bir zamanlar kalbim çocuktu,
masumluğu avuçlarımda taşırdım.
Yağmurda ıslanmakla arınır,
her dua bende yankı bulurdu.
Geceler secdeyle kapanır,
sabahlar şükürle açardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!