elimde sonluluğun nihayet senin de
gözlerinde kalmaklı bakışlarının kuşkulu çaresizliği
sesinin yıkıcılığı sarhoşluğu benim bulutlarımın
affet dünyayı unutmuşluğumu
bazen yarım kalmış bir şiir gibi susardım hatırla
ölüme karşı sonsuz tercihimdir bu
tarih eskidi gözlerimizde
bana bakışında donakalınca yeryüzü
ve o bana dedi ki:
'sevdim benim için uykularından kaçmanı
kuşlarım üşüyor anlıyor musun
kuşlarım sabahın bittiği yerde
anlamlarını gizliyorsun öyle uçucu
bir bulutum oluyorsun bir aşılmaz duvar aramızda
beyaz yalanlar ister gönül kankardeş acılarımıza
parçalanmış kişilikler gibi binyıllık aldatmaca
sızılı bir sürecin sonuydu kanıksamak
sokakların kendi işinde gücünde olduğunu
aramak hayatın gözleriydi
şimdi bütün gelincikler kör
baharı sesinden tanısam
seni tanıyamam...
bulutlar gri ve sütlü
özlem akşamüstlerinde
gökyüzünde
koleksiyon yapıyorum
bahanelerime...
gizli bir hazineydin
çuvallarında kağıtçı çocukların
sokak çocukları
mahalle çocukları
çocukluğun tüm şekliyle sen
onlar çamurla yoğururken güzelliğini
bu sonuncu üşümekti
yaz aydınlıklarından uzak
yaprak merhametlerinde ikircikli
uykuya tutsak ikindi beklemesizliğiyle
çekilmez acılı bir tütsüydü
rahiyasında soluğunun
dağınıktı tutarlılığım bile
sahil kasabası huylu bir aşksılıktı
akşamları dost lodoslarla komşu
ben seni hep dokunmadan kaybettim
şiirlerimde bile uzaklığınla benimdin
betimleyemeden sesinin vücudunla uyumunu
bakımlı oda sarmaşığımdı o güzel günler
floransan lambanın eşliğinde
umutlu siyah beyaz filmler izlerdik
bayram ağzı telaşları gibi
çocuksu mavi elbiseli...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.