sararsın alevlerimi
ölüme bir şey bırakmaz gözlerin
öfkem bir sana söner
bilirsin
iç rüzgarım kırılır
erik çiçeklerinde yağmur
nasıldı tangomuz
nerdeydi yağmurun ritmiyle yüreklerimizin ıslandığı
istanbul ilk defa küskün duyuyor musun vapurların acı çığlıklarını
ben martısız vapurum
sen vapursuz martı
çigan boğazın suları güneşle
tek çıkış yangınıma körük
zifir öykümde en ufak çıtırtı ölüm
yağmurun ilk damlası çingene
dönüşü olmayan yol mızrabım sensiz sessizlik küfürbaz
gidişinin ıssız toprağında bir çentik gözyaşım savurgan
mor alaşımlıydı
acının göz altları
gereksizce gururlu
gururu yüreğimde zehirden bir ok
kan ter içinde kıvrılarak kanatan
ömrümü de değil
bu portakal kokulu bu yağmurlar
sıra sıra evlere serenat yapıyorlar ya
ben ve ötekiler desen de dünyaya
senin serenatın
sana...
ağaçlar yorumsuzlaşacak biliyorsun
tarih de unutacak birgün yüzümüzü
kimbilir hangi takvimden kaçıncı yaprak kopmuş olacağız
ağustos güneşli vadilere ıslık olduğumuzu
kimseler bilmeyecek...
devamlı sana doğar gün
sıkıntısız sazlıklarda balık tutan ihtiyar balıkçı ısıtır kalbini
yaprak gölgeleri arasından sızar afacan aydınlığı seni düşünmenin
içime sığmaz kaybolmuşluğunun rengi
perdeleri örtülür bu curcuna bu sahne terinin tuzu kokusu sesinin
yorgun düşmüş ilişkilerin huzursuzluğu göz kırpışım dahi evsiz yoksul
yabancı sularda boğulmaktı
gözlerine ülkesizce teslim olmak
ve gülüşlerinde
hangi çocukluk yazları topladın
ki
unutturdun bütün mevsimleri
sallapati kır kokularından gelirken
yağmur korkularına yakalandı umarsızlık
oysa adımlarım öyle vefalı ki sana ve kendime
soluksuz yürüdüğümsün uyanmasız rüyalarda da
seni düşlemek
kırılıp gidiyorum dalga kıranlar boyu
ama bitmiyor deniz
iyimser öpücükleri köpük köpük
kıyıda hep beni unuttuğun rıhtım
elinden düşürdüğün şiirde
talan edilmiş gülüşleri martıların




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.