açıldı yaşamın perdesi
senin bilmediğin yerde başlayan
şimdi gözlerinde minareleri istanbul'un
şimdi meşgul gecelerde
gözlerindeki tutuşmuş kehkeşana yansır
korkunç yalınlığı ayrılığın
koparacağım yaprak kalmamıştı düşümde
kıracağım bir umursamazlık direnci
acı gibi geçiyorum aklımdan kendim
yığılı bir kitapla üzerinden yaşamın
kala kala seni unutmayı anımsamak kalıyor
ılımış bir suyla ölüyorum
geç kalmıştık bu hayat tarzımızdı
kansız bir iklime düşmek puslu kahve rengidir
her zamanki gibi
üşürsek uçurumlarımız ağlar mı dersin?
hicranlı demlendik yok kumrularımız
razı değilim sensiz başlayacak günün ilk kıpırtısına
heveslerim bitti nerde bu ağaç hani yosun gümüşi balıklar
benim değil artık bu sokaklar bıraktım yalnızlığımı bile
kafamın tası attığı yerde
farkettirmeden zamana
Hicransız...Anla
kaybolurdun gözden
ayrılığa kaynar kazan dökülür mü
açık havalı dalın gözeneklerine mil çekilir mi ki
küçük ağızlarıyla şarkı söylemiyor
kabuk bağladım üstünkörü
eski soğuklar dirildi içimde
atkımda kollarının tadı yok
parasızım
ama dudağının öpmelerini düşlemeyi
hiç unutmadım unutmuyorum
yaz sıcak nasıl
içten içe üşüyor
yine de sevda...
halimi görsen
susmaz zamanı bölen ne varsa
bir dudakların kımıldamaz
başka kimsem yok
hiçbir tutunacak şiirim
seni yad etmekten başka
hayattan daha güzel oluşunu
kimsesiz pazar günlerisin
isterim her anımız pazartesi olsun
hafta başı telaşı aşkı mesaisiz
cuma akşamı hüzünlerini unutarak
hazırlık yapmadan suskunluğa




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.