bana bakma
kıyamam gözlerine
bakmana bana bile
bırak yıpranmasın bakışların
ben sende kendime bakıyorum zaten kuşkulu
gecenin örtüsüne baktığın sessizliğin umuduna gülüştüğün gibi
başıboşluğumda kaçmak isteği sıkıntısı
bir şeyler yanlış gidiyordu manzaram bozuk
sigaraya başlamayı düşündüm kaç kere
ne mutluluk altın tepsideydi ne mutsuzluk umurumda
gözyaşlarımla hafifleyemedim hayır yoktu denizlerden
sözcük azığım bitmişti
içimdeki bulut tarihsiz sislenir
ölüm de ıskalanır eskir bütün belirsizlik
hiç görmediğim başka bir istanbul olurdun
bahtı açılınca aniden bütün dalgınlıkların
yaprakların arasına sığmayan gün ışığını
kıskanırdın...
düşlerimde kalan gölgendir ruhumun tek elbisesi
senden arta kalan üşümekle geçiyor ömrüm
ölüm müsveddeyse ayrılığın var ya
sahte dal kırıklarıyla oyalanmaz yüreğim
nerde bir yaprak değdiyse alnına
ağaçlar küserdi havalara
sokaklarda suskun bir gri
sadece benim bildiğim
çok farklı bir
hayata tutunma şeklidir
gözlerini düşünmek
günlerim nasıl geçiyordu bilmiyordum
çocuk parkında yaram kanıyordu su içmek istiyordum
sabahım uyumak bilmezdi akşamım uyanmak
etine dolgun intiharlarla süslerdim anlatımsızlığımı
aşk vardı ben vardım çöl vardı sen yoktun
sesime giydirecek elbise bulamazdım
gözlerim üzerimde doğum izi
geçmişe döndüğüm an kirpiklerim dökülür
bir sen kalırsın bakışlarımdan geriye
sesinse soluk soluğa uzaklaşır
mutluluğum gibi
hiç dokunmadığım
git
bak normalleşir ölüm
en azından senin için
zararı yok
ben gözbebeklerimdeki yinelenen eskilliğinle
yenilenir
istemeyi unutursa çocuklar
özlemem ben de o zaman
gölgelerinin ruhumdaki
izdüşümlerini bile...
hiçbir yangınıma hayrım dokunmadı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.