sırtıma saplandı içerim
içerimde huyu suyu bilinmez
ayran gönüllü bir deli konuşkanlık
susmanı isterim beni dinlemeni
sokak satıcılarını kaldırım sohbetlerini
keşmekeşliğini limon ağaçlarının
yağmur yıkar yeryüzünü
savaşlardan artakalan buruk kurtulma sevincidir
sevmenin özlenen kabusu
yağmur yeryüzünü
beni aşk
seni ben anlarım ancak
yaralandım son kez
oldum tek yaralı
yaralandım sana
karalıyım milyon tez
soldum pek karalı
haberliydim tortusundan kimsesizliğinin
ben tek ihanetimi bile senin için yaşadım
yalnızlığım affetmedi beni hiç
senin için bir tek yalnızlığıma ihanet ettim
sürek avında ahmak ıslatanlar peşimsıra
sırtımdan vuruldum yıldırımlarca kuzgunlu
saklıydı yüzün ellerin gözlerin kirpiklerin her şeyin
demek ki yaşam
anımsayışların ıslaklığında yüzen bir sandalımız vardı
ben hep miçoydum uslanmaz aptal serseri
sandalımız dediğime aldanma isteklerimiz
kaçırılmış zamanın geriye dönüşsüzlüğü
suçüstü yakalandık hayata
baharı bahar yapan delikanlı haytalar
kumrulara baktık düşledik uçmayı
dövündük kuşların göçüne
kıskanarak her zaman yorumsuz sevmeyi
doğru dürüst yer yurt edinmeden
dalgaları uslanır temmuz boylu mavide
kabullenir olur olmaz ezik yol çiçeklerini
romanlarda yitirdiğim tatlı kırmızılı
güleç dudağı okul yollarımın...
eski film karelerine benzerken güneş
martılarla konuştuğumda yoktunuz
çıkıp sokaklarda duvarlardan medet umduğumda yoktunuz
umarsız çocuklarla sınırsız düşlere dalıp
denizlere daldığımda yoktunuz
anlamlarım yitik
gözyaşlarım silik değil sadece
çalımlarım sana fıstıki ruganlarımla
saçlarımı taradım ilk defa beğendim kendimi
beyaz çizgili lacivert donumu sana satıyorum anla
mahallenin en güzel kızı özlem
innecilik oyununda söz acıtmıycam canını
tavuklarınızı ürkütmiycem




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.