hani akşamlar açılırdı yüzümüze
aydınlığı sarı odalı kapılar
çocuk neşesiyle okşanırdı hüznümüz
ağlamak isterdik ağlayamazdık
boğazımızda düğüm düğüm hayat
dışarının ölü karanlığı
sen bir sonsuzluksun
bense başlangıçsız bir nokta
güneşli bir günün özlemi gibi örtersin mutsuzluğumu
aa canım bu senin saçların mıydı
hansız bakardık yıldızlara
yakamozlara uzak kuğu boyunlu
bağlamanın telinde en yanık ton gibi
öfkemizin kını yok
ama biliriz evreni anlamak hesap kitap işi
bizle biçimlenecek zaman
gözlerini aç
yüzüme vursun ışığın
ay içine kapanık bu gece
kış…soğuk…
bu yağmur bu yağmur
ipince derince
hayırım olur
hayra alamet değil senleşmek bende
aynı odada sabahladığım
serince
gözlerinin pususundayım hayli zamandır
vefalı unutkanlığın var yüzümün anlamında
bana baktığın an güvercinlere gökyüzü yasak
sanki
gözlerimi esir alır hicazların dünya masallaşır
bir gidişin gerçek kalır ağlayışımda
yenilendim uygun görmedim eskimeyi hiçbir anımıza
ben yıkık köprüler gibi unutulmuş olsam da
içimdeki keskin ırmaklarını unutamamamın diretmesi
bu kar neşesi
bu eldivenliği ruhunun
ellerime geçişi öyle neye dokunsam
insan hep biraz daha der beklemek yırtık resim
günler işkence curcunası yıllar bir bardak su
gridir aslolan zora bakmak yorar aptallığı
gülmek mahallede düğün hazırlığı
huzur selmanın iş dönüşü
sarışmak asker uğurlaması
babanın ayakkabılarını görmek sürpriz gibi
yağmurda bakkal işi açık yoğurt ulaşmak istediğin
ben daha dikilmemiş yırtık yeri ceketinin
şiirlerimi kaybettim unuttum mürekkebimi
serin akşamların karanlığı bakır hülyalarımda
çarşafım yorganım yastığım tan yeri özlemi
sabah kuşlarıyla karşılıyorum benim için olmanı
yazmak varolmanın seçeneksiz hergünü
günlüğümü göğünde tutuyorum kış kırlangıçlarının acısıyla siyatikli yokuşlu pelerinini takmış gibi gri bulutların




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.