bu sonuncu üşümekti
yaz aydınlıklarından uzak
yaprak merhametlerinde ikircikli
uykuya tutsak ikindi beklemesizliğiyle
çekilmez acılı bir tütsüydü
rahiyasında soluğunun
gizli bir hazineydin
çuvallarında kağıtçı çocukların
sokak çocukları
mahalle çocukları
çocukluğun tüm şekliyle sen
onlar çamurla yoğururken güzelliğini
terim damlıyor kaldırımlara
dipdiri bir mevsim
yalnızlığımda karıncalanırken
polen tozu gülümser yüzüyle
yeni hayatlar peşinde...
gece süzgün
geçkin sevdalar deminde
ağlıyor içimiz...
bizden geriye
sıtmalı sevdalar kalır
seni aramak öğle sonralarına benzerdi
gölgeli aralar kadar acımtrak ama dirençli
yaz sıcağına bezgin duvarlar nasıl suskunlaşırsa
kış akşamlarında...
toprak evler sıralanırdı yoksul göçebeliğimize
karşılaştığım bu tenha yüz
köşe başlarını tutmuş acı sözler gibi
unutmuş beni ve kendini
yüreğimde Azeri bir yalnızlık türküsü
ağlıyorum kendimsizliğe
bir anı mı şimdi bu da ne:
'sen derdimi dinlerdin ya
iç denizlerim kaynar kazana dönerdi
yorgun kış sabahları nasıl zavallı kalırdı
yalnız ve tutarsız bir kış renginde
gelişinin özlemli başlangıcı
gözlerim nedense dingin pencereme uğunuşuna
kaçkın bir kuşun kararsız kanat çırpışlarına vurgunluk bu
lamı cimi yok sapkın bir serüvenin karanlık dolambaçlarında
bakışlarının kanı sıçramış her yanıma
son kez bizim için toplanıyor orkestra
hayat dalların arasından sızan günışığı
ölüme çare şiir özlemek gelmeyecek olanı
fidel fidel
sierra maestro dağları ne söyler
puronun dumanlarında kallavi samba
dünyanın tüm halkları
ezilenler




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.