kimden kaçsam uzaklığımızın tadı
herkesteki sende sendeki herkes olmuşum
meğer...
meğer...
bulvarlar boyu boğulurcasına soluduğum
kimliksiz bir akşam soğunun
akin sıcakları bıraktı çocuklar
çoğunlukla anısı kırılgan tatlı yeşilli
yaklaşanı bilememektir hayatın ta kendisi
sonuçta erken çöken kışın üşütmesidir
ve nedense her öykü hep son öykü...
I.
havalar çok soğurdu
gördüğün her dal
kahvenin griye dönüşü
eski zamanları bile düşlemeye üşenirdin
dışarda damlalar siyah
sokak lambaları ılıtır mı ki içimi
ya bi film izlemişimdir
ya da lafa dalmışımdır arkadaşlarımla
dünyayı yıkıp kurmuşuzdur yeniden
ada çayı kokardı göğüslerin
azı dişlerini geçirince o ürperti
çaydanlığın sesine uyanmak
sevdirirdi kar tokluğunu
bir kağan işçen saçlarının telinde
uykulu kırmızı yüzlü
açıldı yaşamın perdesi
senin bilmediğin yerde başlayan
şimdi gözlerinde minareleri istanbul'un
şimdi meşgul gecelerde
gözlerindeki tutuşmuş kehkeşana yansır
korkunç yalınlığı ayrılığın
koparacağım yaprak kalmamıştı düşümde
kıracağım bir umursamazlık direnci
acı gibi geçiyorum aklımdan kendim
yığılı bir kitapla üzerinden yaşamın
kala kala seni unutmayı anımsamak kalıyor
ılımış bir suyla ölüyorum
geç kalmıştık bu hayat tarzımızdı
kansız bir iklime düşmek puslu kahve rengidir
her zamanki gibi
üşürsek uçurumlarımız ağlar mı dersin?
hicranlı demlendik yok kumrularımız
razı değilim sensiz başlayacak günün ilk kıpırtısına
heveslerim bitti nerde bu ağaç hani yosun gümüşi balıklar
benim değil artık bu sokaklar bıraktım yalnızlığımı bile
kafamın tası attığı yerde
farkettirmeden zamana




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.