sınırlarını çizemem güzelliğinin
yağmurdan kaçmak belki
sığınmak kuytularına sıcak deniz maviliği anımsayışların
her cadde başında gidişinin yorumsuz delirmişliği
her köşede annesine ağlayan çocuk yalnızlığı
sırra kadem basar sessizliğin yortusu içimde sensiz
gün yarı ışıktı
yolun tanıklığı an kesiti
kimse tanıyamaz yüzümü...
geçip gittiğime
sadece pencere önü çiçeği alışık
o da ben ben olduğum için değil...
kıyılarındayım ayrılığının
ayrıyız belki
seninle birleşerek ayrıldık
evinin en uslu çocuğusun sen
ben...hep o sallapati aykırı oğlan
istemiyorum kaçış zamanlarının yapmacıklığını
karmakarışık bir kış sabahı
güneşle dalga geçmeye benzer
kaşlarını sevmeye çalışmak
uykularımı böleni bul bana anne
beni sar sesinin kavisleriyle
özledim turunç ve hurma ağaçlarına bakışını
konuşacak bir şey kalmazdı
kısalırdı zaman uzardı yalnızlığımız
kelepçelenirdik şehirlere sığmamaya
zıt kutupların birbirini çekmesi bu olsa gerekti
karanlık basarken aydınlanırdı acılarımız
öyle ki sığlaşırdı en derin yaralarımız bile
hani yapraklardan göremezdik önümüzü
yükseklerden ışırdı hayat o güney şehrinde
dağ dağa yol yola benzemezdi biz adama
öpüşmeye sıkışırdık kederimize bile aldırmazdık
boynumuzu bükmezdi hiç bir şeye aldırmamak
özlemeye daha o zamandan hazırlardık birbirimizi...
sevda ateşten bir gömlek demişler olsun be.üşümüyorum hiç olmazsa.her anım sonbahar kokusu tonunda.sapsarı caddelerinde dolaştığım bu kentin tüm çocuklarına ben yetişiyorum sanki süt ve ekmek götürmek için.gülüşünün anlamında serçelerin su içişi ferahlığı var senin.
sen bin yılların bitmeyen türküsü ayrılıkların ve kavuşmaların yürek burkan öyküsüsün.sabah yeli meğer senden haber getiririmiş turnalar uçarmış sana.
hazırlıksız yakalandım hep aşka.yalnızlık benim en basit ve kişisel yaşam hikayemdi.ama üstümden hiç çıkarmadım ateşten gömleği.sevda beni duyuyorsa bakışlarında o sonsuz anlam yüklü tonda daima olacağımı bilmeli.
ben serseri,çaresiz,çocuk,herşeyde olduğu gibi aşkta da dağınık ve şiir dolu. yorulduğum an olmadığım andır.
büyümeyi bilemedim aşkım affet.benim sonucum bu.pencereden bakamadım hiç sokağa.hep sokaklardaydım çünkü.sığamadım hiçbir yere.yer gök alamadı beni içine.bir gözlerinde durabildim bir de sesinin şefkat dolu ıslaklığına sevda.
seni bulamadım hiç yoksul sokaklarımın yaralı akşamlarında.ömrünün şiiri olamadım.tepeden tırnağa ıslanmış hiç tamamlanamış yüzünün anlamsızlığa mahkum anlamı ben oldum nedense.
imkansızlıkla onurlandım
aşkı düşünerek
sesi güzeldi şiirlerin kısraksı
dünyayı bilmem
sakiniyim gülüş anlarının dışında
gözlerinin
gece öksürdü kulağımın arkasında
anadolu katarı yorgun sesli
ağaç dalları kar taşımaktan mecalsiz
yıldızların eyvallahı yok hüznüme
ağlayarak uyandırmak istiyorum
saçlarının yüzüne dolanışını
dün senin gecene rastladım
başımda laciverdin yılkısı
yıldızlar ihtiyar suretleriyle
yer açarken aralarında
benden bana kalana...
parıldayan her kıpırtıyla aktı kanım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.