saklıydı yüzün ellerin gözlerin kirpiklerin her şeyin
demek ki yaşam
anımsayışların ıslaklığında yüzen bir sandalımız vardı
ben hep miçoydum uslanmaz aptal serseri
sandalımız dediğime aldanma isteklerimiz
kaçırılmış zamanın geriye dönüşsüzlüğü
suçüstü yakalandık hayata
baharı bahar yapan delikanlı haytalar
kumrulara baktık düşledik uçmayı
dövündük kuşların göçüne
kıskanarak her zaman yorumsuz sevmeyi
doğru dürüst yer yurt edinmeden
dalgaları uslanır temmuz boylu mavide
kabullenir olur olmaz ezik yol çiçeklerini
romanlarda yitirdiğim tatlı kırmızılı
güleç dudağı okul yollarımın...
eski film karelerine benzerken güneş
martılarla konuştuğumda yoktunuz
çıkıp sokaklarda duvarlardan medet umduğumda yoktunuz
umarsız çocuklarla sınırsız düşlere dalıp
denizlere daldığımda yoktunuz
anlamlarım yitik
gözyaşlarım silik değil sadece
çalımlarım sana fıstıki ruganlarımla
saçlarımı taradım ilk defa beğendim kendimi
beyaz çizgili lacivert donumu sana satıyorum anla
mahallenin en güzel kızı özlem
innecilik oyununda söz acıtmıycam canını
tavuklarınızı ürkütmiycem
çoğalır sonsuzluk içimde
an be an şiirler böyle sahipsiz
seninle herşey arasında orantısızlık
sen herşey herşeyse bir hiç
bugün nasıl sevsem diye seni tek derdim günüm
tek gerçek bende
sana susar kuşlarım sokak sokak
ben ev ev hayat kırıntısı
evren harikadır
sen içindeyken
iç yıkıcı bir sarısı vardı ışığın
nokta nokta giden adımlara yakıştı da
yanıbaşımdan
beni olduğum yere çakan özlemi düşünmeden
söndü uzağıma...
sıkı sıkı tembihledim kendime
'yarın onun ezgisine söz ol güzelliğinin
uzak umutlar aslında bir el tutumu kadar yakındır'
geceye bandığım hasretimle acıkıyorum şehlalığına




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.