ben
sığamam
gece ile gündüz arasına
sığdıramam ellerimi gökyüzüne
caddeler yetişemez adımlarıma
yüreğim çarptığı an zelzele yeryüzünde
ayakları korkak ilk akşamlara kalmayım
beni ilkin sen bıraktın bu iklimsizliğe
şimdi bu kurşunîde kendim
bu duman kokulu kışlarımıza hasta
ve üzerimizden geçen aceleyi tanımadan
kalıyorum duraklarında
karşılığını almayı bilmeden karşılıksızlığın
sen benim en acı oyunum
karşılıksızlığım
nereyi sevsem çocuk parkı
neyi okşasam öpsem
beklemek başlangıçsızlığı
hüzünle bezeli sözcüklerden arınıyorum
gizemli derin yaz mutsuzluklarına seslenirken
kabullenilmemiş yalnızlığındaki
acından damıttığım bu ölüm serinliğine alışık
gözlerindeki sönük bu yaşamak istenciyle tanış
ve çocukluktaki yağmur sıkıntılarıyla geliyor
Korkuyorum Haklısın
korkuyorum haklısın
ama mavi ergeç yerini bulur bilirsin
takılsak da bu humuslu kurşun yumağına
ben ne şiir ne şairlik peşindeyim
sıcak çikolata tadında ısındı kanım
saçlarındaki latin havaya
ben küçük burjuva sosyalizan
sen ailenin küçük ve şımarık kızı
ah lepiska lepiska kısa kıpkısa saçlım
mavisi havana'lı şose yorgunum
1.
sana ulaşan bir yanım olsaydı
en azından kalırdı kalbimin bir kıyısı
çöl azgınlığında bu riyakarlıkta
kendimi reddetme sabahlarımda
rüzgar arkadaş değil
iyi ki çınarlar var...
ıhlamurlar çocuklaşmışlar
defneler erken olgun
bir akşamüstü ufkuyum ben anlasan artık
mimozalar açılırken sonsuzluğumuza
beynime çaktığın sorusuzlukla taşıyacağım kendimi
dudaklarından aşırdığım lal boşluğa
ve çocukluğum kadar tuzlu ve ılığım
yalnızlığımı terkedişlerine
kuraklık gelir
karabasanla uyanır beklememek
gözü açılır mı bilmem
günleri kovalamanın...
mezarı gömülür




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.