beyazdık
sokağın akan hayat korosuydum kapında
eylüle güvenmezdim hiç
güvenmiyorum hala
saçların dilek ağacımdı
her teline gözlerimi yumup
Devrimci Düz Ve Açık
yeryüzüne küsmedik kaşları bitişik sevgilim
gökyüzünden kendimize umutlar yarattık
ilişkilerimizde düz açık devrimci ağladık ağlaştık
hiçbir şarkıya benzemeyecek sesimiz
göğü çağırırken acılarımıza
toptan yalnızız ya
denizler aşmak için başlangıç olacak
bitişimiz...
şimdi ayak bastığımız karaya
parasızlığım
çocukluğumda oynadığım çamura
çivi saplama oyunundaki çizgilerdin
en sevmediğim pazar günleri
ayaklarımı vurduğum yollar boyu düşüncelerimdin
yanıtlayamadığım adres tarifleri gibi tuhaf buruk
çok yoksuldum çocuk yoksuldum
yoksulluk çoğunlukla vakur olgun
çocuk kalarak yoğun sularda
boğuldum...
annem hamur ve salça kokulu
sırtıma saplandı içerim
içerimde huyu suyu bilinmez
ayran gönüllü bir deli konuşkanlık
susmanı isterim beni dinlemeni
sokak satıcılarını kaldırım sohbetlerini
keşmekeşliğini limon ağaçlarının
yağmur yıkar yeryüzünü
savaşlardan artakalan buruk kurtulma sevincidir
sevmenin özlenen kabusu
yağmur yeryüzünü
beni aşk
seni ben anlarım ancak
yaralandım son kez
oldum tek yaralı
yaralandım sana
karalıyım milyon tez
soldum pek karalı
haberliydim tortusundan kimsesizliğinin
ben tek ihanetimi bile senin için yaşadım
yalnızlığım affetmedi beni hiç
senin için bir tek yalnızlığıma ihanet ettim
sürek avında ahmak ıslatanlar peşimsıra
sırtımdan vuruldum yıldırımlarca kuzgunlu




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.