yıkıntılarındayım sözcüklerinin
kızılcık akşamları dumanlar yığını boşluğunda
akşam küsmüş aya sabah güneşe
bir yıldızlar kalmış gözlerimde
kısa ömürlerin sonu gibiyim
yarım kalmış öpücükler kadar sorulu...
temmuz kentlerini unuttum
ve hiçbir yaz yeni değil benim için...
hınçla kıskandı uykuna vuran ışığı
karanlıkla içli dışlı yalnızlığım
olacaksan sen ol istiyorum tek ağaçsızlığım
lunaparkı terk edilmiş kasabası kurak...
seni her seferinde ilk kez görüyorum
çıksın yıldızlar ortaya
beni kendi halime bırak
hazanım senin biçiminde değil
keşkelerle yırttığım tüm sayfalarda
bir tek benim usul usul gençleşmem
tatlıca kirli olurdu kışlarımız
okullar çıkmaya yakın yanık pembe hüzünlü
yağmur yolu gözleyen yalnızlar gibi
pencerelerde gölge ve ses takipleri acı acı
dışarının soğuğuyla akşam karanlığı ahbap
kırmızı çantalı kıvırcık saçlı bir çocuk
denizine küskün ırmaklar çoğalır sanki
ayrılma vaktimizi saklayamayınca
aramızda yarattığımız...korkudan nemli
sesimle dokunduğum her gizde açıktasın
ortaya dökülür beni perçinlediğin çehren
bin dallı ormanlı önemli
çağcıl anlarınla kanıyorum duruşunda sırsız serseri
dev aynalarında ayrılık cüretkar alıngan
iddialı yayılma eğilimi aşkımın kör gözlerinde
dağılmış ömrümde maceraperest kuş sürüsü
yavru ağzı göklerinin yağmurlu bitkinliği
süründüğüm yeryüzünde bir sen vardın bir de ben
gülüşlerinin kokusuyla güler bir bir
zoru kaldırımların
seninle zamana ağıt yakıyorum
bitendi o
adı bizden başka olan her yiten
ve sevdamın karasında
Zamanım Yok Geçmişi Düşünmeye- Aşkın Antikahramanı
içim genişlerdi daracık sokaklarında
kelebek telaşlı günlerimizin
aydınlığın gelirdi
en köhne yerine umutsuz aşklarımın




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.