birgün gideceğim ama seni bırakmayarak
bir yalnızlığım değişmeyecek
gece uykusuzluklarımda açmayacaksın
güne küs gece çiçekleri gibi
açmayacaksın bir daha beynimin ortasında...
seni sevmek en büyük yalnızlığım olsa da
acının gözyaşları olur olmadık yerde bırakmaz peşimi
sam yeli yakıcılığı soluğumda
düşlerimde damla damla birikişine öykünen
evleri gözüme yabancı kentinin
gözlerim kamaşıyor yabancılığından
sağır edercesine doğmalı bu kentte pembemsi susuşunun
kanar tortu
bütün günlerin eksik kalmışlığıyla
dudağımda
ve mayıs polenleri doluşur gözlerime
yağmursuz toprağısın yalnızlığımın
seninle bir yalnızım
kirpiklerine as beni yavrucum
ölümüm yakın dursun nefesine
ben uzaksam uzağım
ben farklıyım ölüşüm farklı...
bir akdeniz kasabasının
kimseyi bulamadım
eli açık bir sonbahardı
yaprakları saçların sandım
sözcükler aradım ağaçların arasında
üşümek böyle öğrenilirmiş demek
ah sokağa bakan pencere yanım
geceydi
güzelliğini duymayı reddetmiştin
yağmura çalan bir hüzünle
birbirimizi istemiştik
iç tanrılarına olan güvenin
gözlüklerinin camından
bohem bakışlarımda kalan beyaz elbisenle
sabahlara kadar susmayan valsini
görmeliyim...solmasın içtiğin çaylar
saçlarımın renginde bulut bardağında
unutma gür bir şekilde istediğimi
ellerinin
maviyle gri karışımı bakışlarım
göğe eski bir şarkının hatırına bakıyorum
liseli aşklar umarsızlığı soluğumda
yağmurdan sığındığım ağaca sarılıyorum
akşama doğru üşür koşarım sağa sola
göğe duyarlı sanırdım ellerinin
dokunuşunu yanaklarıma
sanki bana dokununca
kanın bile mavi akardı içinde
'bana gök sana yer yeter' derdin
misafirdik kendimizde kendimize
yalnızlık ikinci bir kişi
gözlerimize sığmayız birbirmizin
yeri göğü dar ederken güngörmüşlüğü
tüm saçmalıklarımızın kalbimize
dağınık




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.