yalnız başımaydım bulutları saymayı marifet bildim
sensiz beklediğim ilk yağmurda
içimde yaktığın yıldız ormanlarını söndürmek istedim
binlerce yaktığın bu ben miyim
yanmak göğe bakmayı öğrenmektir
gözgözü görmezdi
kar suyu ayaklarıma dolardı
kargalarla beraber üşürdük
içimde sadece sıcaklığın olurdu
yol boyu seni düşünürdüm
kargalar soğuktan yere düşerdi
bir tel daha koptu gönül sazımdan
gönül sazımdır ömrümün aynası
hayattan bana iki hasbelkader armağan
biri ölüm biri ayrılık acısı
gece kazandı
kendi ağırlığımda eziliyorum
ölümden korkum yok
daha iyi görüyorum
gözlerimi kapayarak
saklamam ihanetimi
bu şehrin her haliyle birlikteyim
yarımsız
kalmamasız
hiçbirli
kalıcılı
beraberdik aslında
nereye nasıl gittiğimizin bir önemi yoktu
gidiyorduk ya
şarkılarımız vardı
senin dünya güzeli duruşun
ömrümü kendine esir eden duruşun
seni sonbahar ışıklı sokaklarda aradım
rüzgarın haylaz ıslığında
bileklerimde oyuncak saatim
ucu yırtık ayakkabılarımla
kırmızı ufuklu ilk akşam burukluğunu
pencerenizdeki koyu gölgeli boşluğunla tattım
öyle bir acıktım sana
seni sevmeye
konuşmayı
inançlarına ters özleyişlerinle eskimemeyi
bak hala birgün geleceğim diyorum
değiliz daha eşiğinde son oyun çığlığımızın
ayrılığa mahkum
esiriz kavuşmağa
azalıyor gece
gece
milyon yıldızdan birinin
sönüşünü duyana uzundur
bir şehrin sessizlik anıydı
gidişinden kalan
ve güvercin sesleri hatırasızken
eski soğuklar gibi kokardı ağaçlar
akşama gömülmek isterdim...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.