gece kazandı
kendi ağırlığımda eziliyorum
ölümden korkum yok
daha iyi görüyorum
gözlerimi kapayarak
saklamam ihanetimi
bu şehrin her haliyle birlikteyim
yarımsız
kalmamasız
hiçbirli
kalıcılı
saman çöplerine asılır umutlarım bol hayal memnuniyet
itaat ve savaş günleri esirgenmemiş ömrümde yıkıcı
I.
elimi eteğimi çekmedim
sabahları seni düşünerek yürümekten
ilerilerde aydınlığa hazır
geniş geniş ağaçlar
soylu kahkahaların yorgunuyuz belki
çağla ağacının güleç yeşilinde tutuk
çocukluğumun taşlı yollarındaki grilerde
aşılamayacak ekmek kırıntıları anısıyla
ve sofrayı dizlerime çektiğimde aklımdaydın
bulut uçlarına değen ilk karanlıkta da hâlâ
beraberdik aslında
nereye nasıl gittiğimizin bir önemi yoktu
gidiyorduk ya
şarkılarımız vardı
senin dünya güzeli duruşun
ömrümü kendine esir eden duruşun
kaldırımlar soğuk tenli yatağında yalnızlığımın
acıların yuvalandığı yerde naziktir ay ışığı kahramanca
samanyolu yutar hayallerimi gözlerimde biriken yakamozlarda
yıldızlardan umut çalma zamanıdır sarhoşluğa vurmadan işi
herşeyin bittiği yerde sarıldığım şiirlerde sen ölüm ve sonsuzluk
parmaklarımda acı hem de bol güneşli içebilirsin bir tanem
bunu halledebilirim
ürpermem seherle
belki zorlanabilirim
bilemem kaçıncı kişiyle
şiir hayatın içinde
yüzüme bak
bakışın cam kırıkları gibi saçılsın ömrüme
henüz çırağıyım yokluğuna alışmanın
ama ustalaştım seni her gördüğümde ölmekte
ben hem senin karşında
hem kendi karşımdayım
arifeyiz aşka aşk olmasak
iksirli gerçektin ağaçlara inat
yüreğimde dal budak kök salan
dere kenarlı ıslak bir günde havalı ölüşelim sevgilim
kıvırcık neşeli inerdi ayaklarımıza kara su




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.