terk eyleme demleriyle iner sağanak
zaman yutar bütün kavşaklarını ömrün
zaman gibi açım hayatına...
böceklerin sustuğu serinliğin kıyısında
buruk imgeli tortusuyla son yaprakların
gelme
sürgün veriyor sabah sensiz
yüreğim alışsın sürgit ölümlere
tattığın her yürümekte benim alın terim
senin için geniş yollar
ferah ve aydınlık yolculuklar hazırladım
tüm dünya sınıfımız sanki
özlemli bir tebeşir kokusu
seni içimden atamadım
sızısı
güneş yanığım benim
ne sevgilim çeker nazımı
geleceğimiz yoktu sanki
ama o günlerde...
çocukça kavgalarımız sokaklarda
yarınlar yan gözle bakamazdı
ne dünümüze ne bugünümüze
ayaklarımız deli yağmurların içinde
gün alasına tutuldum çocuk
bulut ve su köprüleri kurdum pazarlarıma
aynı yağmurda ıslanmaktan hep korktum...
evler toprağa çakılmış
boş hırsı gibi bencilliğin
oysa şarkısını bilmiyorum
teninden uzak rüzgarın
unuttuğum rüyamı
niçin kıskandı an? ...
kırıcı temmuzlarda
kuşkulu bir sonda birleştik
gecikmiş aşklar terkisinde
ardımızda süzgün bakışlı bir kent
sanki hiçkimse hiçbir şey düşünmedi
bir tek ben seni düşündüm...
tek perdede akla fikre mantığa ihanet
akan suda iki kez yıkanılmaz meselesi
ihanet birbirimize kendimize
ihanet
hayal ettiğimiz çocuğumuzun yerinde
son oyununu bizle oynuyor
eski zamanlardı ben iskelede serseri martı
istanbul olurdum içim kızkulesi zavallı
lodos bira olurdu başımda boğaz sarhoşluğu
kadıköy olurdun adalarda tenha bir çiçek
çırpınırdım bir anını yakalamak için açılışını denize gözlerinin
dudaklarında ter ayva tüylerin naz esrikliği
seni bir kış sabahı karlara uzanmış bir serçe gibi buldum ellerimin arasında.çocuk yüreğimle.hep yalnızdım.ve öyleyim hala.beraber anladık ya işte birbirimizi hiç tanımadan.yalnızlık ve aşk doğuştan gelir.
şimdi kaybolmuş kentimizin kapkara gölgeli ağaçlarının sarıp sarmaladığı caddelerinde kendi içine çekilmiş kuşlar gibi soluyorum geceyi ve sensizliği....
hep olduğu gibi....bitmek için başlar aşklar.ayrıntılarda boğulur anlık tebessümlerin çocuksu anlaşılmazlıkları.
bilgi bilinç yaramıyor aşka üstad.aşkın formülü yok ama var ayrılık diye bir karşılığı.bitmeyen bir soru bu.ararsan boğulacağın cevaplar karşında.ama sormadan yaşanmıyor be gülüm.yalnızlık başlayan ve biten sadece bizle.ceplerimiz paketlerce yalnızlık.kadehlerimizde o.
varoluş nedenimiz aşk ve yalnızlık.yanan bir mektubun sayfaları gibi kül olup üşüyorum artık.yokluğunda çocukluğumu özlüyorum bir tanem.hiç düşünmeden yaşadığım günleri.bir güvercin kanadında sana koştuğum günleri.
alnıma değen her yaprakta nasıl ürperiyorsa içim seni sevebilmenin ve arayabilmenin onuruyla dolu gözlerim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.