kaygılı akşamlara kollarını açıp
karanlığı kucaklayınca bakışların
odalara dolan sesinle başlardı mut
televizyonda hicrandan dem...ne gam...
saçlarının ortadan ayrılışında kakül
sesimi yıkadım işitmende beni
pir ve pak dökülüyor artık aşk tanecikleri
hüzün göletine gözlerimin
bakışlarımda şırıl şırıl bir sonbaharın göğü
bu sensin sesimin tertemiz zerreciği
değeri sonradan anlaşılan bir eski zaman klasiği
dişleri gedik kıvırcık saçlı
beyaz tenli üşümüş göçüğü kalbimin
ayağın mı takıldı da düştün
bak baban şeker alacak sana çukulata
ağlama çatık kaşlı kırlangıç edası yavrusu
bak evinizin ışığı yanıyor ne güzel hep
boynuma sardığın
bu kan kırmızı
atkı değil
sımsıkı kolların şimdi
ilmekledin boynuma ömrünün anlamını
bir çift hüzünlü özlem mi bu boynu bükük gözlerin bende bıraktığın
hatmediyorum göğü
omuz omuza gözlerim
bir daha
ve yalnız senin için
içimde biriken soluğunu sayıklıyorum
habersiz ölüşlere fit
unuttuğum uykularımın
en güzel sebebisin
bahar dalı kollarını aç
bir kumru gibi konayım
sevecenliğine
sesimin yarısıydı yanıtsızlığı muamma
seni sevmek tek inanç biçimi kitapsız
yanıbaşımda yalnızca yalnızlığımız sıkıfıkı ömrümle
sensizliğin en işlek caddesi yüreğim
sensizlik yankılanır sesimde gözlerin aynamdır
ölüme uğrak kahvehane düşselliğinin ağrılı sevişmesi
bulutlar parmağı gibiydi göğün
pamuk pamuk dolaşık saçlarında
bir pamuk işçisi gibi okşadım
şakaklarından akan apak hasretini
ve yanağına tutunmuş bir kirpiğin hatırına
ilk akşam hüzünleriyle sınıyorum




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.