uzaklıklar yok olur gidişinle
belirsizleşir acılar
sen
çocukluğumda abaküste bile saydığım
sayısızım
hep bu yüzden
suyun tenimdeki gölgesiyle irkildi hayalimdeki halin
çok uzun yolculuklara hazırlanırcasına arı duru
ve çok uzun yollardan gelmişçesine nazlı
iç yankıma nasıl kuruldun ah bir bilse bunu saçların
dolanır mıydı tel tel yaz yalnızlıklarımda
kıvrım kıvrım kırsal duruşlu...
su elimde kurak ayna
sinema bileti merakıyım boydanboya
annemin hazırladığı beslenme çantamda
sana yazdığım arabesk sözler
dişleri kırık tarağımda tel tel kekreliğin
evden kaçtığımsın kıçım başım bormabok
ben hep anındayım aslında
hava bulutlu olduğu zamanlar sırılsıklam
oksijenin olurum yağmur zerresinde
aklının ucundaysam soluyorsun demektir beni
zamansızlığımı bulaştırdım sana
bağışla sensiz yıllarımı
yeryüzümdü aşkın
gtimişliğin daha sıcak
şımarık bir uğultusuzluk
bekler kapıda
ben toprağa gücenmiş bir böceğim
sesim boş
gözlerim korkusuzca sarınmışlardı üzerlerine
ağaçların yağmurlu geceyi kabullenişini
ekmek kırıntılarına düşkün kuşları izlemeyi
paylaşmaklı
çamaşır iplerinde su tomurcuklarının rüyalı dansını izlerken
avuç içlerinin kokusuyla hasret gidermeyi
aşk sisli yolda yürümek sonuçsuz
adımların temkinsiz
değişken bir beklenti gibi yarınsız
sakın sakınma yoksulluğumdan seçmeli yalnızlığını
yalnızlığını sen seçersin de durur mu ellerim
şerh koyarım örselenmişliğimle
ayaklarından başlayan ürpermeye
şanslı birleşmemiz olacak göreceksin
ben bir yurtsever gözlerinse bulunmaz ülkem
şakalaşmayı bırakmalıydık
hiçbir şey eskisi gibi olmamalıydı müstehzi
ardınsıra yürüyebilir solan çiçek ölüleri boş ver
sahibimiz yok bizim gülüm olmayacak
rollerimiz değişecek kan deryasıyız ya bir de mutlulukla
farkımız bu bizim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.