gözlerim korkusuzca sarınmışlardı üzerlerine
ağaçların yağmurlu geceyi kabullenişini
ekmek kırıntılarına düşkün kuşları izlemeyi
paylaşmaklı
çamaşır iplerinde su tomurcuklarının rüyalı dansını izlerken
avuç içlerinin kokusuyla hasret gidermeyi
aşk sisli yolda yürümek sonuçsuz
adımların temkinsiz
değişken bir beklenti gibi yarınsız
sevdan alemde yeni bir hakikat
sen ilk yalansın
ikna olamamış suçların şüphelisi
sen içimde
birdenbire kara görmüş denizci çığlığısın
aramızda inkarı imkansız paylaşılmış orman yolculuğu
yeryüzümdü aşkın
gtimişliğin daha sıcak
şımarık bir uğultusuzluk
bekler kapıda
ben toprağa gücenmiş bir böceğim
sesim boş
üzerimde laciverdî ağlamaklı
dünyaya darmadağın saçların
gülümser elmacıklar dururken bir köşede
dargın yalınayak
karagün dostu mektupların
koşar adım hikayeleri gibi
sazıydı ya
köşebaşlarına sinmiş her tıkırtı
ya da yansıması soysuz bir ışığın
umutlarımın kör noktalı sazıydı ya
konuşmaktan korkarım
seninle baktım kendime
kaldım öleyazdım
kelimeler bitti bir zaman
şüpheyle uzandı göğe bakışlarım
şüpheyle baktım ellerime
ellerim saçlarıma yabani
uzaklıklar yok olur gidişinle
belirsizleşir acılar
sen
çocukluğumda abaküste bile saydığım
sayısızım
hep bu yüzden
su elimde kurak ayna
sinema bileti merakıyım boydanboya
annemin hazırladığı beslenme çantamda
sana yazdığım arabesk sözler
dişleri kırık tarağımda tel tel kekreliğin
evden kaçtığımsın kıçım başım bormabok




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.