hayata ağbilik yapardı acım
dünyaya durgun grinin ardından bakıp
aynalarda tutuşan bir yalandım...
zamanın gerçekliğine gölge düştü
yokluğun için bakınca takvimlere
sanki boyama kitabımsın renksiz renkli
bir bakıma renklerini borçlusun bana
ana renklerini yitirmiş ama derin zevkli
benim çerçevesi yüzünün batmış binbir tona
saçlarını şarkılarımla tamamlasam ellerin yine sessiz
yaldızlıydı karanlık
sen vardın yokluğunla
aydınlığa özlem vardı
ve lanet okumak vardı faşizme
sana söz verdiğim gibi
hiçbir şey paylaşmadım yıldızlarla
tuttuk aramıza yatırdık kar sesli...
konuşma aptal
donuyorum
uçurumlarıma buz dağları doldurdun
içi boş
kabaca yoksul
tılsımsızlığı sessizleşirdi poyrazın
mahalle sessizleşirdi
çocuklar umarsız uykularına dalarken
uzayıp giden çırpınışıyla günün en son alazları
kalbimi avuçlar gibi dururdu bakışlarındaki
nehirsel içerik
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
yağmurumdan utanıyorum
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
ayrılığı seninle tanıyorum
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
yağmuru gebe bıraktı düşlerim ağlamaklı
tümüyle sahte bir ustura bu sonbahar
kalp atışımın sararmış ağaçlarında elmas kesikleri
şiir büyük bir müsamahadır
anlam yas tutan bakıştaki açısızlığım
bakışımda senin imân
kanatları kırık kanarya sustu
gözlerinden vuruldu kartal
arslanın pençesi düştü
dağ kayasız kaldı
tanrılar düş kurmaya başladılar
imkan/sızım
E’ye Hasret Türküsü
yar
hangi dağı aştın gene ki
yüreğim sızlar
özenle acı çekmek ölüme kafi midir bilinmez
E’nin Perçemine Gazel
perçemin sorsam hangi telli turna direnir
hangi iklim saçlarından haber eylemez eğleşir
hangi yaprak saçına değer de kan olur yeşerir
karşı ki dağ bilesin ayrılığındır içimdedir




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.