umrunda olan hayat kadarım
sessiz pencerelerde esir gölge
derdimin boyu kadar aşka uzarım
nasıl içleniş ki hep ayrı yörünge
birgün dediğin yerde zaman benim
siyahın adı değişti seninle
zamanın ölçüsü
mevsimlerin hepsi bir oldu
bir ayrılık aynı...
kahırlı nefes almalar sıktı
kırmızının en güzeliydi bu bahçe
bu gül en güzel açılanı
kahvaltı neşelerinden kalkmış gibi
seni öpüşler sonrası yoğunluğumda
yeni bir yol gözüküyor hecelerime...
son infilak bu
ilk gibi hazan
uzun ve yoksul ömür
kısa ve zengin ölümlü
ölüm...
son demimizi de aldık yaramızdan
Ferhat hani nerde gürzün
kalbimi nerden parçalayıp böleyim
sunmak için o'nun boşluğumla
öpüşmelerine
ben kendime az
ölüme fazlayım
kendimdeki kendime eksikliğim
sendeki fazlalaşan gökyüzü
herşey herşey değildir bunu anladım
yolun başında olmak tad kırıklığıydı
çok eski bir ağustos öğleninden gelmelisin
ılımış bir gölet böceğinde kalmış yalnızlığıma
ölüm düşüncelerini bıraktıracak denli sevecen
buruk tatlardan kopmalı yüreğim
üzeri örtülmeli amaçsız tüm bekleyişlerin
öyle ki sırf bana gelmeli sırf bir de gülüşün
güz ufukları gibi durma karşımda
inan
sokulgan alevlerim yakmaz ellerini
ümidim olmasa taşır mıyım
kızgın nehirlerimi gözlerime
gökyüzüne yansır sesinden kalan
tortulaşmak istiyorum şu kokunla
acılarımın aynasındaki çığlığımı
şaşkınlığın duysun sen sadece bil
şansın yok yalnızsın gidişin tek
son yağmurlarda
sıkıntıyla terbiye oluyor ruhum
sulu boya ufuklarla eğlerken şiirimi
elimi uzatmaya olmuyor dermanım
serçeler kırıntı peşinde
ben durak durak tanıdık bir geçmiş




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.