karanlığı şafağın keser
ümit geceden ağrıma kalır
kahkahamdaki yurtsuz nefer
dolanır gelir barikatın olur...
kaygılanır sonsuz uzaya bile
eskiyen unutulmaz
penceresi uzayın
okşayan tüm evreni
bakışımda kalan
göz kırpışına mağdur mahçup
parçası sanatı sanat yapanın
gözüm yollar çekiyor denizaşırı
gitmeliyim
üstümdeki bu soğuk havayı kırarak
hiçbir ayrılık kendine kıramaz kalemi
öfkelerime aldırmayan bir dünya bu
Aşınca...
serindi ölüm
bahçemizdeydi aklım
ve zamansızdım...
basit ütopyalar için yaratılmadık biz
biz ki koyun koyuna bulutsu yalnızlığında
ezenlerin aklında kol gezen hayaletler
her zaman yollardadır
mağrur olanlar
herşeyimiz tamdı bir gözlerimiz yabancı
susuşumuzla çok şey anlattık birbirimize
sararan yapraklarda kırılgan öykümüz yalancı
serçelerin su içişi yağardı güneşimize
ağaçlar yapraksız bulutlar küsmüş yağmura
ben böyle yolculuklarla dağınık
sen öyle uykularla ayakta
hiç bitmeyecek dua gibi sürecek ayrılığımız
ama sürgit ömrümüz hep aynı solukta
birleşeceğiz aynı toprakta
yeryüzü kadar büyüyecek umudumuz
İkimize Bir Ara
bakma haziran şımarık çocuğudur
yaz yalnızlığının
caddelerde mora çalan bu * aydınlık
son demi tattığımı sandım
sarı bir aralıktı
ılık
sanki günahsız
aşk dolu bir nefesle
son sokağın akşamüstünü
aştım aşkın basamaklarını piştim ayrılığınla
göçtüm yurtsuz kuş sürüleri misali düşsüz ülkesiz
bildiğim doğrulardan geçtim vardım yanlışlığınla
anlayamadığım yalnızlığın ne olduğuna ikilemsiz
kumru bekleyişimi yitirdim aldım sahipliğini yavru serçe serseri avare uçmak özleyişini




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.