nankör güz ikindilerinde
ektim seni kan tarlası gözlerime
gökyüzü ağlamaklı
aynı şeyi söylemekti ölmek
yaşam ölüme asiyse anlamlı
çağrılmaksızlığımsın
otobüste:
akşamın türküsü acı
mahşerin yalnızlığı bu
çoğul yankısız
dost ıslıkları yorgun
canımın yalnızlığı
ölüme yansız
ve sokağımın beni bilmeyen evleri
uykuya dalınca
koşup giderim eflatun uçurumlara
sensizliğin tadı değişir
sıkı sıkı temihledim kendime:
'yarın onun güzelliğinin ezgisine söz ol
uzak umutlar aslında bir el tutumu kadar yakındır'
geceye bandığım hasretimle acıkıyorum siluetine
Borç
gözümü alıyordu
gökyüzünde güvercinlerin uçuşu
hep o anda kalmak istedim
parlaklığında güvercin kanatlı bir umudun
düşlerim bir orman kadar ağır
kucaklar dolusu
hesapsızlık babında
korku nedir bilmeden özledim
mevsim sonu pişmanlığımızı
resimlerine bakıyorum
uzun boylu bir mutluluğun
titrek iç geçirmesi gibisin
beni mi düşündün...
uyumak istemiyorum
darmadağın bir dünyada
saçmalama hakkımdı
aralamak her kapıyı
her bucağı bulanık
akşam alacasında
çocukça düştüğüm yanılgılarımla
gözlerim seni sevdiğimi anlardı
ben gözlerime inanamazdım
ben kendime benzemezdim
sana inanırdım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.