gözlerim denize dalmazdı
sabaha karşı ard arda bilmem kaç rüya
dalga sesleri keserdi sesimi
sabah sabahlığından utanırdı
uyandırdığı için denizin yalan mavisini...
karşımda mahalle akşamları
ana caddeden uzak ara sokaklara
vuruyor soğuk
gün nazlanmadan çekiliyor
kendi bilinmez köşesine
kel kafalı çocukların bilekleri ince
dingin bir mağdurluktu kırılışı cam gözlerinin
tenimdeki lirik akşam esintileriyle güze dönüşürken
umutsuzluk
ıssız kır doğallığı aramıştım soluğundaki her bitişte
yosun dolu bir yaz
alıştığım karsız sulu sepken kışta
yaz güneşi yola yansımış
çocuklar vaha sanmış kavşak havuzunu
dolmuş yolcuları mütebessim gözleri onlarda
cebimdeki bozuklukları uzattığım dilenci yarı ölü
şehir boşalmış kalanlar sanki bölüşüyor gibi caddeleri
ılık bir griydi seni kaybetmişliğim
yitikliğin acılı bir sır kalbimde kama çıkmayı unutmuş
hedefi hep şaşırdım uzak ağaçlara koşmak gibi
hiç yürünmemiş yollar gibi hıncahınç öfkeliyim
nerde ayak sesi senli ağlayışım sensizlikte
temel sorunum buydu hızına yetişememek
anamın içirdiği pekmezle suladım toprağı
dağları örtün üstüme kar sessizliğini
kefen istemez vatan toprağı sarsın her yanımı
kısık ateşli orkestrasıydın sözde kuzgun
eflatun korkağı mevsimlenişlerin
riya ağaçlar akşama mutlaka ölü
ve öpüşmeyi bildirilerime yazdım kumrusal
doğruların önünde sadece zafer doğurgan
hülya saçlar mutlaka zamana köle...
sonsuzluğun ortasında bir ozan:
evreni yaşatan hayat damarları
sana koştuğum yollardır
yaşamaya olan zaaflarım
ne sen ne bir başkası
karşımda gülüşün uzak ilkyaz özlemleri
kağıt gemilerim kalsın denizlerimde izin ver
uzak düşlerimle ıslansın ellerim sıkıntısız
mütevazi rüyalarımda kaçıncı kez gittin güvercinli
gerçekler abartılıdır oysa bir ayrılığın ortasında
ne bir kanat sesi ne bir serap yanılgısı...acı...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.