sırtıma saplandı içerim
içerimde huyu suyu bilinmez
ayran gönüllü bir deli konuşkanlık
susmanı isterim beni dinlemeni
sokak satıcılarını kaldırım sohbetlerini
keşmekeşliğini limon ağaçlarının
yağmur yıkar yeryüzünü
savaşlardan artakalan buruk kurtulma sevincidir
sevmenin özlenen kabusu
yağmur yeryüzünü
beni aşk
seni ben anlarım ancak
beyazdık
sokağın akan hayat korosuydum kapında
eylüle güvenmezdim hiç
güvenmiyorum hala
saçların dilek ağacımdı
her teline gözlerimi yumup
parasızlığım
çocukluğumda oynadığım çamura
çivi saplama oyunundaki çizgilerdin
en sevmediğim pazar günleri
ayaklarımı vurduğum yollar boyu düşüncelerimdin
yanıtlayamadığım adres tarifleri gibi tuhaf buruk
çok yoksuldum çocuk yoksuldum
yoksulluk çoğunlukla vakur olgun
çocuk kalarak yoğun sularda
boğuldum...
annem hamur ve salça kokulu
acımış:
şaha kalkan yalnızlıklar ordusu
cadde artığı
kömür kokulu kalabalıkları
kirli yağmurun
kusurlu bir yazı atlatamadık
ve eskiye döndü her şey
kırık sandalyede düşlediğimiz deniz
pencerenin çürümüş pervazı
her gün aynı hayata inen şose
ihtiyar sıkıntımızın üstünde
dün yoktu
yarında yok
şimdinin ne olduğuysa belli değil
piç bir şekilsizleşmeydi
evlerden kaçarak ölmeyi tercih etmek
şah mat olduysam tatilsizliğine aşkımın
bahar sızıları dizlerimde gülen güneş çocuksuluğu
gittiğin nehirlere ışık olurum akşam üstleri
bildik bilmedik sakındığın korkularına al beni yetsin sayıklama
boşverdiğin acılarında birikeyim gözyaşlarımla gizli saklı
saadetler içre arasokak sessizliği çocuk çığlığı beliririm dudaklarında
saatler akar sensizliğe ve ben ısrarcı senli şarkılarda
maskeli bir intihar kuşanmış yaşamak
kuşanmak kayıp bir dünya gözlerimin avlusunda
sen benim olmayan en olanımsın
ikindileyin avuçlarımda bir güvercin ölümü gidişin
uzun serüvenli bir intihardır yaşamak
gülmeye eğreti açılır tüm kapılar




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.