kaçış nöbetleriyle kurtulmaz ömrüm
bir sokağın gece yarılı keşmekeşliğinden
serin ve çöl beji bir kararsızlıkta
kış gelmeden üşümek istemiyorum
neon yüzlü ama zifiri bir sinema çıkışı
gözü kulağı kaçak camlarda
hazırlandığım rüyada sen yoksun
iri güneşli yakamozların sabah sersemliği
sadece benim Ağustosumun penceresinde
esintili...
geçmiş Ağustoslarımda da yoktun sen...
sakız gibi beyaz tüllerin ardında
kesin çizgilerle ayrıldık
hep aynı başlangıca bakan
gözlerimizden
izdihamları horlamayı boşladık
bir devrimcinin mezarı tüm evrendir
öğlen sonrası olurdun
ağustos gibi üşüşürdü üstüme zaman
bahçeleşirdin
sendeydi ağaç çeşme umut güzellik
tüylerim ürperirdi akşama doğru
çıkmaz bir leke olurdu yüzümde seni beklemek
nar çiçeğim suyun mu yok
ömrü billah unutulmak mı yoksa korkun
içimdeki boşlukta kayan yıldızlar yakıyor canımı
yıldızlarımıza tuttuğum dilekler ağardı saçlarımda
artık tüm yalnızlığım beyaz bir örtü güvercin kanatlı
beyazlığımla tamamladım ömrümü
ağır ithamlar baharla tazelenir titreyişinde yüzünün
acılar kıymık kıymık engeller sözcüklerin alışmasını konuşmaya
herşey seyrinde giderken başlar ölüm ben mutsuzluk konuşkanı
tertip düzen düşmandır şiire ve aşka farkettirmeden
çil çil bir kötülüğü anardım sanki saçlarına bakmakla
evimizin önünde arka sokağı yalnızlığımın
erguvan ağacı bakımsız olurdu hep nedense
aşağıda ara yerlerde çocuk sesleri
kadınlar kocalarına hazırlanıyorlar
sanki kaderlerine hazırlanıyorlar
çay içer gibi biter
sıcağından zevk alırsın
onda demlenir
sen tüketirsin...
aşkın yalanı ölümdür
yaramazdı çocukluğum
kırdım uçurtmaların kasnağını
undan* yaptığımız tutkalları döktüm hep
her topacın ipini ben kopardım
zorla öptüm asuman'ı songül'ü
pas vermedim hiç asıl aşkıma özlem'e
bulutlardandı öykümüzün anlamı
anı anını tutmazdı birbirimize bakışımızın
sende ilkyaz sonsuz
bende sonsuz ilkyaz
ortada hüznümüz...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.