gölge düşmedi içtiğimiz suya
yüreğimin sofasında düş rengi
geniş ve aydınlık gülüşünle
ucundan tutarken yalnızlığımın...
düşünceyle savrulmadan yolumuz
huzur veriyor üşümek
kesik kesik mayıs ortası rüzgarlarıyla
ruhum sana esir
sensizliğim hayata
özgürlük olmalı bu
arsızdır dönüşsüzlük
yürünecek yolum yok
kayacak yek yıldızım
sonsuz bir arzuyu
başka bir sever imkansızlık
göz kırpmasız
hicrandı
fısıldaştığımız akşam rüzgarıyla
İstanbul uzakta
sinemalar avutmaz gönlümü
tiz sesli bir cigan gibidir özlemin
eski bir anı haykırır içimde
gedik dişli gülüşlerimiz ağır vebal altında
devrimciyse ozan gizler son/baharlı düşlerini
inci mercandır vurulmak bir duvar önünde: lorca
neruda'nın hüzünlü şarkısı gözü arkada allende
serin güz rüzgarları okşarken saçlarımı
ben hep her bıraktığın tarihte ümitli proleter
ben ki ümitli proleter
şehrin dallarında
üşüyen kuşları sayan
ağzım yüzüm bulut bulaşığı yağmur artığı
sarmaşık adeti
seni görmek sarıp sarmalar içimi
kış başlangıcı gibi istanbul gibi
türkü kadersizliği
iki gözüm
senfonik bu mart
terli saçlarımızda
sesler canlanır
olur olmaz yerde
ellerinle öpüşmek
uzak tutmaktır
kan renginde sıcağım yüzünde
delirircesine okuduğum gülüşünde
yasaklandığım kendi romanımın
en koyu gölgeli
yağmurlu bir öğle sonrasında
tılsımı ıssız cümlelerinde
akdeniz güneşi ezik
rüzgarına gidişinin
bütün saatler gittiğin saat
bütün Adana gittiğin o sabah sislisi Adana
anılar acımasız yumruklarıyla toz eder
boğazımdaki hırçın kayalığı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.