tüm dağlarına sustum
hüznüm tek
sek yalnızlığınla muhatap
ve dünyalardan kopuk
kendime ayrı bir şehir kurdum
kusursuz bir ayrılığa da geç...
kent huysuzlaşır
otobüsün camlarında hasta yüzlerin güçsüz buğuları
evler bencil
alt balkonlar hala güne hevesli
bütün uzaklıklar payıma düşen...
tek şiirimin
ve ömrümün
öyküsüzlük öyküsü:
fırçayı gözlerime daldırdım
gözlerimle boyadım beyaz sayfanı
kış gelirken eskiden üzülürdü pencereler
çağla ağacının çil çil hüzünlü çocuklaşmasına
çiçek çiçek kesilen camlarda çaresiz uzaklığın
dışarısı görünmez olurdu korkularım yaz kadar sıkıcı
kan sıcaklığında uykulardan uyanmak istemezdim
kış gelirken eskiden yoktun gene yoksun
bir yalandı ağız tatlarımız gibi:
ilk yaz fırtınalarının sırrına bir uçurtmalar varırmış
hayatın ermişliğine en aykırı şeytan uçurtmaları
çocuktan daha çocuk
ölümden daha ölüm
Aramızda kapağı açılmamış kitaptan güzel bir meraktan kalma ağustos
Sessizliğin çatılardaki heyulasına sevdalı
Eski bir anı getirip tüm geleceğin önüne
Pencereleri gölgeli evlere bağlıyor zamanı
Oysa içerisi sarı akşamlarda gözü kapalı sonatlar besteleyen
incirin dallarını rüyaların için kollayan
beceriksiz hançerdi ya ellerin
gözlerin yaralamayı daha yeni yeni öğrenirdi
ellerinden tutsam yüreğim kanardı
incinmeyi ezberlerdik öpüşürken
öğrenci harçlığımızdı gece
harcadıkça çoğalan
uçar gider uçar grili bir mavi
hava kirli bir ikindiye esir
çocukluğu düşünmek kadar acı düşünmek aşkı da
yad ellerdedir kırmızı
ne kadar siyah varsa benim şimdi
yaşar dargınlığın
büyür yüreğinde sayrılı o tortu
kavuşamaması kırlangıç fırtınalarının
ateşli hastalıklı akşamlarla
aşklarsa nedensiz başlar
gerekçeli ve ela intiharlarla biter
yakmam ilkyazsız cümlelerimi eklendim sana
yıldızsız akşamlarımda sahilde unuttum beni
dönüşsüz mavilikteyim gelişli siyahını ver bana
unuttuğun eskilerde bir bensizlik çok yeni
sahilde unuttum beni denize rağmen




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.