ulaşılmaz iz bırakan dinginliği yükseklik tutkusu
gözlerin yüksek gerilim hattı ortaçağ dinselliği
benliğim insanlık ülküsünün ötesinde yeni bir dünya
aşkın eşi bulunmaz yol gösterici şiirlerimde
kumsal çaresizdi
kayaların üzerinde iki sarışın karga
kanatları birbirlerinin omuzlarında
kıyıya küstah gemilere kapılmış
bakışları zannettikleri
içlerinden geçirdikleri çöl aydınlığı
balkonlarda yaz sonu burukluğu da bitti
kuşlar hâlâ mütevaziler
yoksunuz kendimizden
kaybetmeyi öğrenmeye çalışıyoruz
ilk ve son kazancımız olacak ölüm...
göz yum ayrılığa aşk senindir
feryadını duysun çelimsiz vurgunu denizlerin
zıpkın yemiş şubat akşamıdır bulaşan düşüncelerine
sığıntıdır yürek beter tatmadıysa sensizliği ömre zarar
sakallarımdan utanmam yürüdüğüm kıyamete dönen akşam ayrılığı
firar etmem ölümden aklımın ucunda yine sen
balkonumda şımarık rüzgar
yatağım dağınık
dudaklarımın arasında gezinen
gizlediğim ilk ve son can yongam
gecenin örtemediği tek ayıptır
yalnızlık...
yağmur şehirleri sakladım umutsuzluğuna
ama sen bulacaksın nasıl umutlanacağını
giden her kırmızı bulutun ardından...
umudunu
eli boş dönülmüş yolculuklarla
şımarıktır aşk
ot seslerini bir sen duyarsın
bir de çıtkırıldım kulağı tetikte hüzünlenmeler
romantik çizimlere kendin mi ağlarsın ah aşk ve ironi
ne yakışırlar birbirlerine
akdeniz müziği giyinmiş görünür yürüyüşlerimiz
uzun kırlangıçlar yollarında siyahtım
gölgemde yalnızlığı sesimin soluksuz
soluksuz sevdim sende gördüğümü
ben sende akşamı yok eden
duvar dibi çiçeğini gördüm karlı
hayatımın ışığı
yaşar dargınlığın
büyür yüreğinde sayrılı o tortu
kavuşamaması kırlangıç fırtınalarının
ateşli hastalıklı akşamlarla
aşklarsa nedensiz başlar
gerekçeli ve ela intiharlarla biter




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.