birdik
yaşarken pan kokulu anılaşmayı
anı bizdik
ve yollar bitmekle tehditkardı
kısalırdı zaman mesafe
her türden
içimde ayrı bir iç var bütün içlerin dışında
senin dışında sandığın halbuki an be an içinde
öyle bir simetri ki aramızdaki kan kana can cana
tepeden tırnağa yalnızlıklayız büsbütün yan yana
oturup şu kısacık ömrüme
uzun şiirler yazmalıyım
nedenler aramalıyım bitişlerimin şarap çanağına
hayat penceremin çerçevesinin şapşallığına
avazım çıktığı kadar kaş göz etmeliyim
sana benzeyen şüphelilerime
adım uzak kokularla avunuyor
ömür yongamı bir yağmur beklentisiyle
çocukluk bahçelerine benzetiyorum...
öğlen sıcağında kendine de yavan
geç gitmeleri tiye alan sonu son kirli
ikindisi hızlı bulutları dahi görmeden yaslı
kısa müzik ömrü geceye doğru
sahibinden ayrılmış üşüme çilesi anımsadığın
ve kurtulamadığın...
aslında hiç senli olamasam da
uzağım bencilliğe
zaman ılık ılık salınır rüzgarda
en büyük acıdır kalmak kargaşada iki arada bir derede
ayaklarım suya erer yüzüme kapandığında kapılar
aşkın olmaz tersi düzü biçimi sınırı
mutluluk evrensel aptallıktır akışına kapıldıysa hayat
bilge dalgalarda boğulmak en içten ve ağlamaksız
I.
ağaçlara gerekçeli iğreti konar kuşlar
ellerim ceplerimde kırk yamalı bohça
anlatamazsın
bahara isyandır içimdeki kara trenlerin suskunluğu
yürekler telgraf tellerine özlemli kuşlarca kanadı kırık öykü çoğulluğu
gölgeli yeşil bir yaprağın yanıp ışıması zaman
bir an kendini bulduğun çocukluk uykusu
ayakların yorgun yürümekten şarkısızlığa
kıran yemiş bakışsızlığın bile karman çorman
aydınlık bir pencere karanlıkta düşünmek seni
çam ağacının şefkati
saçların gibi
uğurlu bir yanı olmalı
bu serinliğin
aramızdaki insanca tadı
yalnızca




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.