kötülüğü kekelerken günün yayılması umutsuzluğunda
ölümü hecelemeyi göze alır ürkek kuşları son çocukluğunun
sakalları yaşlı bir aynanın karşısında kendini anlamsızlaştırırken
macerasızlığın kendini kötü ve önemsiz hissetmesi
şimdilerde anarşist bir savurganlığa mahkumlaşır
bütün savunmalar ara geçişlerde
çıplak ayaklı çocukluğumda
ağaçtan düşünce ağladığımsın
öyle masum öyle insan ve yürekli
ben senin için yollar düşledim
gökkuşaklı
gri yağmurları kucaklayan sarnıçlar gibi
ağustos sabahlarına zifiri uyandık
gazete kupürlerinde ölüm haberlerimiz
rüyalarımızı sığdırmak istedik gerçeğe
mevsimsiz göçtük beklemedik didindik
gün yanıklarına gebe rüzgar değirmenleriyiz
yanıldığımız akşamların bir başınalığı
aydınlığa uzak saatlerde çökerdi üstümüze
keskin konuşurduk soytarılığı uzun uzadıya
aramız açılırdı doğmamışlığımızla at başı
hayat sularında bir resmi olurdu yaşanmışlığın
yaramazlığı tutardı sakinliğin
esir olduğum sırnaşık evlerde kaçış suretleri
bakakaldığım sonlanmaların tanınmışlığı üşümüşlüğünde
sesler nasıl da derinden kent yanarken içimde usul usul
demek açılmamış sayfalarında ömrümün hala sen
demek şiirlerim senin azizliğin
demek tutamadığım sözler mağdur başucunda ayrılığımızın
öznelerimde sen
yüklemlerimde ayrılık
kan kusuyor çalışma masam
mürekkebimde kent suskuları
mevsimler kırgını şiirler yollarım düş bahçene
düş bahçende kanayan yarana
saçlarını mavi esir alırdı
bir şarkı biterdi dudaklarında
rüzgarın ağlamasından anlardım
çocuktum deniz kumlarıyla oynardım
sonbahar akşamlarını anımsardım
her şeyi bırakıp bir seni unutmazdım
haritalardan aşırdım kıtaları
enlemler boyu gezdim adınla
boylamlarla yok ettik zamanı
çoğaldıklarımı kuşaklar boyu
anlattım suskun taşkınlığımla
nemli bir sabaha uyanırdık
ilk ışıklarıyla aklımızdaki sözcüklerin
ötelenirdi ölüm sanki
ya da ara verilirdi ömre
aramak koparırdı bizi birbirimizden
ayrı bir kavuşmak iklimiydi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.