tepemizdeydi gün
kalıntıların mıydı bu eğik boynu güneşin
ayaklarımda kum... sıcaklığın...
devran koymadım adını aramadık
ama çığ ve çöl mağduru değilim
buz ve ateş
anılardaki toz
ayrıca kurak bir yaz
kovalamaca teri
damlarda aynalılar suda
tenekelerde süs biberi
cibinlik kokularıyla iner gölge
“…”
çılgınlaşmak önerilerimi
hayat sırrı gibi sakladım
sen vardın akar suyun ötesinde
sır saklanır hayat yaşanırdı
gül toprağı kokardı sensizlik
kapıların ardında tomurcuklanırken ayrılık
hüznümü gözlerine zimmetledim ağlama yavrum
yankınla sarsılmasın hiçbir çocuk
sabah üşümelerine ılık süt ol
gülerek gazellenişine gençliğimizin
Kuşları göçüyor gülüşümün
Ömrümün gülü demeyince bir anına bile
ikindi ömürlü turunç ağacının altı
Tüm sokaklarımın sesinin toplamı bir çay evi yalnızlığı
Simitçiler ve ayakkabı boyacıları orta yaş üstü
Çocuklar kedilere meraklı
kendimden kaçarım senden kaçamam
gözlerimle yarattığım yepyeni güzelliğinden
güzelliğinden hiçbir şey kaybettiremez zaman
zaman da vız gelir tırıs gider düş atlarımın toynaklarına
başı boş dolaşan bulut gölgeleri de
Yıldız tozları şimdi birden,yeniden
Beni doğuracak hüzne toplanacak
Ve
Eylül girişi gibi yalnız gölgelere pür dikkat
Gözyaşlarımla katıkladığım ekmeği
O kapının önünde oturuşuna...
ilkgençlik yıllarımın muson yağmuru
hint okyanusu'nda hayallerinde boğulmuş bir balıkçının
özlemesi gibi tufanı
hey bak ben ilk kez yıkılıdım böyle
yaramaz mı yaramaz okyanus kuşları parçaladı düşlerimi
kimbilir hangi balıkçının ağlarına takılır gözlerim şimdi
sırma gölgesindeydim saçlarının
edanla konuştun yüreğime susuk
ben hiçbir haline yetişememiş kadar
mutsuz
bıraktığın ardına kuzgun
sana değil ardına
vefalı hicazlarımla sesleniyorum
tüm makamlarına sarmaşık karakterli gidişinin
aynı şeyleri tekrarlıyorum artık suskunluğumla
yaprakların dökülüşünü izleyişine
sararmış da olsam izlediğin bir bahçeyim işte
kirlenmiş pencerelerimin kendilerinden geçmiş




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.