zamana sürgün bir ağrıdan geldik
yeryüzü dudaklarımızın yankısıyla mahşerî
soğuk öğlen sonlarında uğurladığımız acıyı
yine boylu boyunca bulunca karşımızda
hayatlaştık...
ilk yaz ve sevda
hırpalandı tarihte
madrit'te bir faşistin
kurşunladığı gün umudu
gök gevşek bulutlarla delik deşik
dargın bakışlı kuşlar kaldı ağaçlarda
deniz sarıdan griye ağlamaklı
uzağa susuyorum
toprağın namusu olurum
filmler izledim sana rastlarım diye
kitaplar okudum belki bir kaç satır
bir kaç kelime
dünyayı bu duygularla terketmek istedim
seni düşünürken dursun kalbim duracaksa
olsun ne olacaksa
güz boyalı ceketimden
sırtımdan inmez hiç ay ışığı
ara sokaklar eskittim düşüncesizce
celladımdı çok çocuklu bir yolculuk
sokak ışıkları göz yaşlarım
iki arada bir derede hin oğlu hin ölüm korkusu
ağzımda bahar puştluğunun sancılı tadı
ayaklarım kimbilir hangi sokağın derdinde
bilemeyeceğiniz bir sürükleniş güdüsü
şu bendeki süregiden
güneş mahalleyi terk edince biter erkek fahişelik
yorgundu kanatlar
güneş sarısına benzemek istiyormuşçasına
kaba saba gülüşüm zamana sarılmayı bırakınca
dinginleşti gözaltlarım
sensiz olmazdı biliyordum...
son adımımı attığım andasın
sorgusuzca buğulu akşam pencerelerinde
halsizce sararıp solduğum bu kuş uykusu
sobalar ev içlerine küstahken üstelik
üstelik gözlerimdeki fer damlacığı bulanıkken
uzak musonları yanağıma taşıyan düşlerle bir
yakıcı bir toz bulutuyla dolu genzim
düşlerim ışıldarken taşralı bir temmuzla
sarı elbiseli değil belki ağaçlar
gene de sahiplenmiyorsun sokağımın
yalnızlığıma katılmasına
ve aldırmıyorsun




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.