gökyüzü dar geliyor ilk akşam kuşlarına
hüznüm sanatkar bir çingene kadar verimli
nergis kokulu bir gün yüzü bekliyorum
yüreğimin gergefine
anlamlı olsun diye her gidişin
ve
Perdenin Kenarında
perdenin kenarına iliştirdiğin kıstırılmışlık
sanki bu sokaklar benim değil
kangren
ayrılığımızı paylaştık rüyasız özgür
aynılaşmadan ayrı ayrı kır türküleri misali
sazımın kırık tellerinde taze somun buğusu kederinle
kendime söylediğim yalanlara inat benimsin
yolduğum saçlarımda suçumsun sorgu sual hak getire
paylaşamadığımı anlattım kırk katıra kırk satıra
pazar sabahı
penceremde aydınlık
ama sen yoksun…
bu baktığım da
ne sensin bulut rengi
uzak iklimleri düşünme yorgunuyum
çünkü sen hiç üşüme istedim
üşenmedim
kaygılı özlemlerimin kumral ikindisi bilmekten
sesinin ön yargısız doğallığını
tapıyorum sana gökyüzüm
ayrılık...ölümün yüzgörümlüğü
hayat sunağında...
ay ışığı yine eskisi gibi
diyemiyorum
iki kaşınla hazırlanırdım alnına
sevmekte olursun dokunduğunda kaybolan o
içtiğin su susatır seni
sanrılar yaşatır tutkumu
çoğullaştıkça abanan yalnızlık günleri
sevilmek başlatır nefreti karşında
yarınlar hazırlanır anı olmaya
gurbet akıntısında kalbim
göğe bakmaya ağlama korkusuyla mahçup
ilk gençliğimi geçtim de geldim sana
kervan kıran tanımam
işçiydim hep
işçi olarak sevdim güzelliğini...
kolay imgelere sığdıramıyorum yüzünü
kaderi belli yolların sonunu kurtuluş bilip
sınırlı sonları sevmiyor yağmura yakın pazarlarımız
pastane kokulu
içten ağlamaklı
sakin ve ılımlı geçiyor yaz toprak yollu
seyrek çimenler yağmura küskün
ayaklarımı zorla sürüyorum
buruşuk bulutların ardına
göğün yüzü kızarınca susuyor her şey
gün caddeler belediye otobüsleri




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.