"Dudaklarını uzattığın kıyıdan
Gölgem geçerdi
bıldırcınlar en yorgun mevsiminde
Kaprisli ay ışığında hop ederdi yüreğin
Yalnızlığa korkak
Eve dönme vaktine yakın
kumral susuşluyduk yedi iklime namzet
ağır iç kanamalarından geçerken iç kentlerimiz
umut büyüttük elma kokulu ağzında baharın
uzun bir geçiş dönemiydik
bir yarımız hep yaz korkulu
maviye dalan noktanın
bu pazar ılık ve kirli
yoksul sokaklar gene inadına umutlu
gülüşlerinin en unutulmuş köşesini çok sevdim
hüzünlerimin en orta yerinde
bir yer açtım güzelliğine...
düşlerim soyununca gün ışığından
utanır hayat riyakarlığından
kavak ağaçlarının sesi kalır payıma
kıraç bir yanıklığın
soğuk suya arzusu gibiyim
kuru yaprakların artığı topraklı...
1.
soytarılaştı hastalıklı hali
gece saat on bire gelmelerimin
okuldan kaçma yıllarımdaki kadar
pencerenin kırığından vuran ayazda...
su başlarında konakladım
ümidin resmine kavuşmak tutkusuyla
kararmış hasta yosunları karıştırdım
alçak gönüllü
kirli kıyılara vurmuş atıklarda aradım
ustasını utançlı bırakılmışlığın
açık havalı şu mavide bir sıkıntı var
ya beyazı eksik ya rüzgarı yılgın
yoksa unuttun mu unutmayı bile
göz kapaklarımın arasındaki sızıyı...
bana baktığında kendini görüyorsun
Saçlarından başlıyorum ışığını anımsamaya
Yol yol umut oluyorsun içimdeki adsız öyküye
Eski bir yağmuru birlikte anımsar gibi
Sabah güneşini bekliyorum hevesle
Taşıyorum balkon demirlerinedek
Susarak savıyorum özgünlüğünü
bütün ağırlığıyla biterken gün
pencereler sonuna kadar kapalı
akşam dağ kalıntıları kokuyor
illetli bir ölüm çöküyor sokağa
ıtır kokulu geceliğindeki sadelikten




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.