tanımsız eğri büğrü görüntüdür leylaksızlığın
ben her yanımla tanınmış katiliyim kavuşmaların
tüm mutluluklar kan rengi
uğultusu durmaz uykusuz sokulgan dökülen
bari derim gece daha gelmesin ölüm atakta
kılıç kınına küskün yüreğimde
otlar kokmadan gel
kırağı düşmeden
sabah mahmuru yapraklara
gece nazlanmadan
gök
mavisiyle gülümsemeden
oturaklı melankolik uzandığın yılışık
şahit tuttuğun hüzünlerinde nerdeyim
ölüm kadar basit aşk kadar karışık
an be an bıraktığın yerdeyim
insan inanırsa yaşarmış
yanmayı böyle öğrendim
kangren umutlara can hıraş
heyecanlıyım hâlâ
çünkü nerede ve kiminle olursan ol
göğüs kafesimdeki sonsuzluk
ötede diğer bütün sonsuzluklardan
kar demlerdik öpüşlerimizde
zamana misafir olduğumuzu bilerek
suçlarını üstlenerek
boşa geçirdiğimiz öpüşsüzlüklerimizin
dağ türküsü inceliğinde
adam ve çocuktan sonra sallanan gölge
yokuş aşağı yürüyünce hızlanıyor aklım da
çocuğu sevmeliydim
selamlamalıydım gölgeyi
daha yakışıklı olurdu
alışmak yokluğuna...
suçtur kavuşmak engin kedersiz
biter aşkın ömrü sen kavuşunca
ölüm gelir aniden zengin kadersiz
eller birbirine kaygılı kavuşunca
şimdi biz böyle nazik düşünceli
aramızdaki o haylaz sırrı kimse bilmesin
kollarına sarıldığım o cadde güneşli kavşak
taşlı evin gölgeli sokağının küfürbaz çocukları
bekliyordur ellerimizin tedirginliğini
hınzır gün bizim günümüz
hayranlığımız emekli balkonlara
gelme
sürgün veriyor sabah sensiz
yüreğim alışsın sürgit ölümlere
tattığın her yürümekte benim alın terim
senin için geniş yollar
ferah ve aydınlık yolculuklar hazırladım
biz ki yaşamı topladık
baharda çilekeş erik dallarından
diş biledik tiranlığın her kalesine
meydanlarda iyimser birer serçe
kale kapıları kapansa da üzerimize
özgürlüğe tamahkar birer derviş




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.